herkes kendi tarzında bir şizofrendir

bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
ingmar bergman'ın sasom i en spegel adlı filminde geçen söz. film tamamen felsefik bir altyapıyla oluşturulduğundan bir çok aforizma yakalamak mümkün ama benim dikkatimi çeken söz bu oldu. özellikle dini yorumlar ve fikirler çerçevesinde geliştiriliyor bu eleştiri. insanoğlu şizofrenik bir vakanın içine çekilmiş ve sonuç itibariyle birer ruh hastasına dönüşmüş canlılardan ibaret olabilir miydi, felsefe derslerinde söze insan eşittir psikoloji diye başlayarak?
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
karşı cinsten biri var, sizinle tanışmak, yakın olmak, sevgili olmak adına her türlü girişimde bulunup sizinle oluyor artık sevgilisiniz tüm aşamalar geçildi. ilk başlarda duygusal, sevecen, ilgili, komik bir zaman sonra rutine bağlanan ilgisiz davranışlar, kaçamak cevaplar, o kişiye ulaşamama durumu.
tam o noktada makul olan taraf enikonu bu ilişkiyi düşünüp aşama aşama giriş/gelişme/ sonuç arasında bağ kurmaya çalışırken bir anda şartel atıyor ve diyor ki:

başından beri güvercin gibi 40 takla atarak bu ilişkiyi isteyen sendin, çekimser kaldığım halde emek verip beni ikna eden yine sendin, şimdi geldiğimiz noktaya baktığımda köşe bucak kaçan yine sensin? sen varsın dimi, gerçeksin yani. seni görüyorum, sesini duyuyorum, kokunu biliyorum, hissedebiliyorum. evet, sen gerçekten varsın. o zaman bu şizofren gibi hissettirme olayın nedir, sen kaç kişisin diyip bir yardırıyorr, alllaaaaaahh! daha başka bir şey demiyorum.
6
a dreaming beauty a dreaming beauty
oysa daha olası bir ihtimal var, o da kendi tarzında malın teki olmak.

belli belirsiz içsel karmaşalar, bir takım spesifik şizofreniler, varoluşsal krizler. evet evet, ne tesadüf hepiniz de ^^