hiçbir şey yapmak istememek

1 /
restless times restless times
projelerin, labların, ödevlerin,sınavların birbiri peşi sıra geldiği bir zamanda sadece hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey düşünmeden, günlük kaygıları bir yana atıp öylece oturmak istemek.*
pis mındar pis mındar
çevreye ve insanlara boş gözlerle bakmak,istikbaliniz için önünüze çıkan mükemmel fırsatları bile değerlendirmek istememek,içkiye bayıldığınız halde içmekten korkmak,sebepsiz yere üzülmek,of çekmek,geceleri herkes uyurken uyuyamamak,ağlayıp rahatlamayı bile istememek gibi fena durumların genel adı.psikolojide ne manada olduğunu tam olarak bilmiyorum fakat halk arasında depresyona girmek olarak değerlendirilebilir.
hairsprayqueen hairsprayqueen
ara ara başımıza gelse de, bu "ara"lar sıklaştıkça ve fazlasıyla üstüste geldiğinde, artık ara mara kalmadığında içinden çıkmak çin yoğun bir çaba harcayıp da sonuç alınamayan durum. hele tatildeyseniz ve bu güzel günler boşuna akıp gidiyorsa.. evet gidiyor.
gıyabında gıyabında
gece 1 de istanbul dan otobüse binip sabanın 6 sında ankara da olup, oturmak için açık sevabına bir yer bile bulamamak. tunalı hilmi ye lanet etmek. ardından işlerini halletmek. görüşülmek zorunda olunana rakadaşları görmek için yine gece 1 e kadar ankara nın soğundan götü dondurmak. ardından otobüse binip sabahın köründe ofise gelmak.
yukarıdaki reçeteyi bir doz yapınca yaşam enerjisi diye bir şey kalmıyor. ankara çok soğuk çok.
çoğunlukla zararsız çoğunlukla zararsız
çok şey istemiyorsun aslında hayattan; tek istediğin hiçbir şey yapmak. öylece durmak, düşünmemek bile.

düşünüyorum da (evet kahretsin ki halen düşünebiliyorum), ben bir şey olmayı bile becerememişken aynı anda birçok şey olmayı başarabilen milyarlarca insan yaşıyor şu dünyada. her şeyi mükemmel yapıyorlar; tırnakları uzuyor misal, her defasında mükemmel kesiyorlar. mükemmel yürüyor kızlar, mükemmel şekil veriyorlar saçlarına erkekler. mükemmel gazeteler okuyor, haberlere mükemmel yorumlar yapabiliyorlar. mükemmel seviniyor, mükemmel üzülüyorlar.. ben o esnalarda, birinci sayfada bir çocuğun gözlerine takılı kalmış oluyorum; her satırda, mükemmel duruyorum.. yanlarında ellerimi koyacak yer bulamıyorum. cepler küçülüyor, ellerim büyüyor. karanlığa alışkın gözlerimi gün ışığında kısıyorum. kurtları daha saldırgan olsunlar diye karanlıkta bırakırlarmış. bunu neden bildiğimi bilmiyorum, ama biliyorum. başka şeyler de biliyorum; bu ellerle, bu gözlerle, bu kulaklarla bu dünyada hiçbir şey yapmak istemiyorum.

yapmam gereken her şey öylece duruyor. arıyorum, onları neden yapmak zorunda olduğumu bulamıyorum. 'bir gün daha yaşar mıyım acaba?' diye düşünüyorum, ataç gibi bir kenarına tutunduğum; hayat.. her an düşecekmiş gibiyken ne için çabalamam gerektiğini göremiyorum. bir neden bulamıyorum. bir neden.. kendimden çoktan geçtim, sadece kağıtları düşürmemek için bir neden.

oblomov gibi.. hayat hikayem 549 sayfa olsa birinci sayfasında doğdu, 547 sayfasında öylece oturdu, son sayfasında da öldü yazacakmış gibi.. ne çok çırpındım oysa dişe dokunur bir şeyler yapmış olabilmek için. yapamadım, hiçbir zaman da yapamayacağım.

aslında çok şey istememiştim, sadece hiçbir şey yapmak istemedim. ama ne çok şey istediğimi ancak anlıyorum.

dedirtip, delirten..
cesetizleri cesetizleri
yok ruh hali, yok derin duygular... hayatı çözen astrologlardan aldığımız bilgilere göre palavraymış efendim. bu durumun sebebi gezegenlermiş, bildiğimiz gezegenler. şair de mi olmayalım ama... satürn satürn aklını başına topla.!
a fine day to exit a fine day to exit
hayatı kapatıp gitme isteğidir. ne duymak, ne söylemek, ne okumak, ne yazmak, ne yemek yemek, ne uyumak, ne gezmek, ne de bir sey izlemek istersiniz. hayata uzak bir kasabada bir bakkal dükkanı olarak bakıp, kapısını kitleyip; kepenkleri indirip sadece gitmek isteğidir aslında.
camsap camsap
açım. en son saat kaçta yemek yediğimi bilmiyorum. bildiğim tek şey aç olmam. buzdolabına gidip geliyorum ama ısıtılmadan yenilebilecek hiçbir şey yok! mutfağa gitmeye, yemek ısıtmaya öyle üşeniyorum ki, birilerinin açlıktan ölmüş bedenimi günler sonra bulduğunda vereceği tepkileri hayal ediyorum hiçbir şey yapmamak için! tembel deyip kınarlar mı yoksa zavallı deyip acırlar mı kestiremiyorum. birileri bulamaz ki beni, kaybolma lüksüm yok benim, hep birileri var odada, hiçbir şey yapmamak için bile yalnız kalamıyorum.

okumam gereken onlarca sayfa var. kitabı açıyorum sonra kapatıyorum. silgim yok çünkü, nerede kaybettiğimi düşünüyorum dakikalarca hiçbir şey yapmamak için! sanırım dün derste yanlış yazdığım bir şeyi silerken düştü, yerden almaya mı üşendim yoksa düştüğünü görmedim mi bilmiyorum.

annemi arasam diyorum, şarjım bitmiş. şarj aletini kalkıp almaya üşeniyorum. en son kiminle konuştuğumu ve ne konuştuğumu hatırlamaya çalışıyorum ama hatırlamaya değecek hiçbir şey yok!

odamı toplasam diyorum, nereden başlayacağımı bilemiyorum. başlamak için hiçbir şey bulamıyorum.

müzik dinlesem diyorum bandista yı açıyorum ilk çalan şarkı hiçbir şey in şarkısı. sabah oluyor sabah oluyor, güneş güneş yine doğuyor!
1 /