hiçbir yere ait olmamak

2 /
bru bru
ahmet altan ın cümleleriyle güzel özetlenmiş durum:


....bostan dolabının yanındaki,
suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve
eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere
gidip bakardım çocukken, babam,
onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana.

neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için
kullandıklarını ancak büyüyünce anladım.
yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi
azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir
havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı.
hayat da böyle bir şeydi benim için ; hep
bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere
gitmeyen bir çiçek. bütün bir hayatın özeti buydu.

bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim,
öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde
yalnız başına durdum, köklerimi salamadım,
ne, olduğum yere sağlamca yerleştim,
ne, başka diyarlara kaçabildim,

bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler
oldu ama kimse yakasına takmadı beni,
kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp
büyütmek için uğraşmadı.

onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda
tek başıma yüzebileceğimi düşündüler.
ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı,
kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.

ne garip başka bir şeyde olmak istemedim,
beni beğenmeleri yetti bana...
köksüz bir hayat, çaresiz yalnızlık, tuhaf keder...
void void
aidiyet hissiyle sahip olunan şeyler bütünü arasında sağlam bir ilişki vardır. sahip olunan şeyler arttıkça bu his güçlenir ve zamanla "sahip olma" fiilinde subje ile obje yer değiştirme eğilimine girer. yani artık siz sahip olan değilsiniz. sahip olduğunuz şeyler size sahip olur. işte bu aidiyet hissidir.

fiziksel olarak yerellik kavramıyla sınırlı değildir. fikirsel anlamda kamplara dahil olmamayı da içerir. kişiyi süregelen değerlerden kopuşa, yabancılaşmaya sürükler.
maia maia
sırf bir yerlere ait olmak için çabalamanın sonucudur. insanlar bu gerçeği görmeyi reddederler genelde. jumanji gibi bir nevi. sürekli yer değiştiriyorsan, gittiğin yerler evinse, bir yerden sonra kim sana ait/sen kime aitsin, evin neresi gerçeğini karıştırır oluyorsan hiçbir yere ait olmadığını hissediyorsundur. yerleşik bir hayatın olsun diye çabalayan insanların oldukları yerde saplanıp kalmalarını izlerken, böyle bir aidiyete de tercih edersin kendi ait olmama duygunu. yalancı huzurlardan daha iyidir zira, rahatsız huzursuzluklar.
ameliepoulain ameliepoulain
nere gitsem, kime gitsem, zihnimde hep aynı düşünce “ben buraya ait değilim, gitmeliyim.” her seferinde varlığına susuyor ruhum ama var edemiyor kendini, bu susuzluk hararet yapıyor onda, yakıyor içini. ve keşfediyorum sonunda, yine bir aitsizlik sırasında. “sadece buraya değil, ben hiçbir yere ait değilim.” sanki ruhum rahat bir nefes alıyor bunu keşfedince. madem her gittiği yerde kaçışı arıyor ve rahat ettiremiyor bedenini, zihnini, öyleyse her gittiği yerde acelesi niye. nasıl olsa bu yol da onu var edemeyecek. dört yol ağzında duruyor ve kolayca karar veriyor artık. çünkü biliyor dört yolun sonunda da onu aynı his bekliyor. mutsuzluk… şimdi üzerinde aitsizliğin ve aramaktan vazgeçmenin hafifliğini taşıyor. omuzları daha dik yürüyor sanki. bir deniz kenarında, elinde sigara oturuyor bir bankta. aramıyor artık kendini. o da biliyor. hiçbir yerde…
hwinore hwinore
kendini çıplak hissetmek gibidir. uygunsuz, batan ama aslında öz olan.

hiçbirimiz bir yere ait değiliz ki zaten, hepimizin aslında çıplak olması gibi...
meerjungfrau meerjungfrau
hiçbir yeri deliler gibi özlememektir ve her yere yabancı hissetmektir. her zaman daha çok 'gitmek', ait olduğunuz yeri aramak istersiniz. ailenize, arkadaş çevrenize, işinize hep yabancı hissedersiniz kendinizi. yanlıştır bulunduğunuz konum hep, evin bu odası değil öbür odası olmalıdır, ya da başka bir evde başka bir oda mı size kendini özletebilir yoksa zaten bulunduğunuz şehir mi yanlıştır ait olmak için?

cevabı hiç bilemeyenler vardır. şanslı olup da ait oldukları yeri bulanlar içlerindeki, hani yukardan bakınca sonu hiç yokmuş gibi derin, dipsiz kuyulara benzeyen o boşluğu doldurmuşlardır. onlar şanslıdırlar, çünkü ait oldukları yerde içlerine çektikleri nefesin mutluluğunu tadabilmişlerdir. bu bir sosyal sınıf, şehir, ev, sevdiğini insanın yanı olabilir. hiçbir yere ait olmayanlar ise hep geçip giderler başkalarının hayatlarından o yeri bulmayı başarana kadar.
biyolojiksaat biyolojiksaat
rahatsızlığın ayrı bir çeşidi, cinsi.
bulunduğun alanın şeklinin /şemalinin hiç bir öneme dairliği yoktur.
her yer aynı. hiçbir yer farklı; arayış çabalamaları ise vazgeçilmez olanıdır, siz nefes almaktan vazgeçmediğiniz sürece.
ve ait olmak ne kadar da gerekli ise.
kurtarıyorum kafayı ancak ve böyle; kelime oyunları.
maia maia
bugüne kadar it's not you, it's my routine şeklinde yaklaştığım hayata bir abimin içgörüsü yüzünden "ait olmak gerektiği" yönünde tutum benimsemem gerektiğini öğrendim. fark ettim diyelim. hiçbir yere ait olmamak dünyanın hem kötü hem de aynı zamanda nasıl bu kadar iyi olabildiğine inanmadığınız olaylarından.. ancak dedim ya, tüm bu telaşlı halimi, tüm kaçıp gitmelerimin de nedeniymiş aynı zamanda (siz siz olun doktorlarla fazla takılmayın adamlar hayatınızı analiz edip önünüze koyuveriyorlar masum bir yemekte). ilk sezondaki robin gibi "i don't wanna settle down" hali sonsuza dek sürer mi bilmiyorum, ama hayat böyle geçmezmiş söylediklerine göre. en kısa zamanda evlenmek falan gerekirmiş (nasıl yani dedim tüm günden çıkardıkları sonuca bakar mısınız?). o zaman geçermiş hepsi, sevdiğin kişiyle grek alfabesinde yazışmaya başlarmışsın falan. eah, kafam karıştı. sonuç olarak bence hiçbir yere ait olmamak büyük özgürlük, muazzam yalnızlık, tek başınalık demek. ama olsun.
stalker stalker
insanın düşebileceği en zor durumlardan biridir. bu da sevgisizlikten ve paylaşamamadan kaynaklanır. sevebileceğiniz ya da sevilebileceğiniz hiç kimse ya da birşey yoksa hiç bir yere ait olamazsınız zaten. paylaşım olmadıkça bir yere ait olmanızın da anlamı yoktur.
buyuyunceadamolucamben buyuyunceadamolucamben
öyle bir olay geçer ki başınızdan, ailenizi, arkadaşlarınızı, odanızı, sokakları hatta kendinizi bile tanıyamazsınız. herşey size farklı gelir. her zaman yediğiniz ekmekten bile tat alamazsınız. yaşama sevinci kalmaz içinizde. o an fark edersiniz oraya ait olmadığınızı. ne oraya ne de başka bi yere...
2 /