hipertansiyon

1 /
love bitching love bitching
'ayy gene tansiyonum çıktı' diye şikayet edinilen hastalık. yüksek tansiyon. 140- 90 üzeri hipertansif sayılır, altta yatan sebebin %95 i esansiyeldir, kalanı başka hastalığa ikincildir. sigara kullanımı, obezite, fiziksel inaktiflik, kan yağlarında bozukluk_dislipidemi, şeker hastalığı_diyabet, erkeğin 55 ten kadının 65 ten büyük olması önemli risk faktörleridir. hipertansiyon kandamarlarında, kalpte, gözde, santral sinir sisteminde, böbreklerde çok zararlı etkilere yol açar. acilen ilaç 'diüretik' tedavisine geçilmeli, insanı tahtalı köye yollayacak şeytani alışkanlıklar, alkol, sigara bırakılmalıdır.
biyolojiksaat biyolojiksaat
atılan çığlıkların volümünü artıran, başlı başına/ yalnız ve sadece bir kan basıncı yüksekliği olmayıp organlar için bir başabela olan.sağlam bir organ disfonksiyonu nedenidir, kendileri.
peki şimdi de bu konudaki sınıflamaya bakalım:
optimum kan basıncı:<120/80 mmhg(h; burada pek belli olmasada büyük)
normal kan basıncı. 120-129/80-84
yüksek normal:130-139/ 85-89
ve>140/90 ise artık hipertansif diyebiliriz size.ama dur, yanında bir de koroner arter hastalığı ya da diabet varsa; >130/80 ile bu tanıya nail olunuyor.

çeşitlemeleri de vardır ve prognozları adına da gereklidir.beyaz ve maskeli hipertansiyon.birbirinin tersidirler.maskeli hastane ölçümünün normal, evdeki ölçümünün yüksekliği ile tanıyı alandır ve prognozu beyaz önlük hipertansiyonuna ve hatta kontrol altına alınamayana oranla daha olumsuzdur.ama seyrek görülür, bu da bir şeydir.
özellikle sabahın erken saatlerindeki ölçümlerdeki kan basıncının yüksekliği, kötü prognoz göstergesidir.ve bir çok kardiyovasküler olay bu saatlerde meydana gelir.

oluşumu adına kilo fazlalığının doğru orantılaması artık tartışılmaz bir gerçektir ki, bu da verilen her kilonun kontrolü adına önemini işaret eder.
hipertansiyonun kontrolü adına denenenlerden biri; siyah çikolatadır.daha fazla çalışmayla desteklenmesinin gerekliliğine rağmen yapılan çalışmalara göre; hergün bir kare (6.3 gr) siyah çikolata yiyerek sistolik kan basıncında* 3 mmhg’lık diastolik kan basıncında* ise 2 mmhg’lık düşüş sağlanmıştır.
siyah çikolatadaki kakao flavanollerinin damara duvarında nitrik oksit( damar genişleticisidir) oluşumunu artırarak düşüş sağladığı düşünülmektedir.beyaz çikolata da bu özellik yoktur.
diğer bir üzerinde çalışınlan ise; hipertansiyon aşısıdır.bu çalışmaların esprisi.ilaçlarla geceleri kan basıncı kontrolünün yeterli dercede sağlanamaması ve bu yüzden sabaha karşı meydana gelen kardiak olayların önüne geçilememesi.ve bu insanların sürekli ilaç alma eziyetlerini ortadan kaldırmak.
renin anjiotensin sistemi ne karşı aşı geliştirme çabalamaları vardır.yani vücudumuzun fizyolojisinin bir parçası olan bu sisteme karşı antikor oluşumu ile etkisizleştirme amaçlanmaktadır.bir kaç ayda yapılacak bir aşılama ve tansiyonun normal sınırlarda tutumu.elde edilen verilerde bu uygulamanın geleceği adına umut vaad edicidir.
ama benim kafama bir soru takılmaktan geri kalamamıştır.vücutta başka noktalarda da etkili olan ve bir çok duruma karşı kurucu olan bu sistemin uzun süreli etkisizleştirme bir çok sorunu da beraberinde getirmeyecek midir? insanın fizyolojisine bu kadar müdahele (?)
maia maia
hafif psikosomatikmiş bugün öğrendim. kendinizden şüpheleniyorsanız aman sinirlenmeyin derim ben. sadece sinirle mi ilgili bilmiyorum tabi doktor değilim ama bugün çok sevdiğim birinin kendi yaşamı için 3-4 saat dil döküp, sabretmek zorunda kaldım (girly talks başladığında kaçın kankanız da olsa) önce sakin sakin "bak güzelcim ayrıl şu çocuktan..."la başladı her şey, sonra "ama"larla devam etti. gayet sakince, güzel güzel anlaşıyorduk. sonra baktık ikna edemiyoruz bu kızı, "tamam benden bu kadar." dedim. döndü "ne oldu?" dedi, "hı ne olmuş ki?" falan oldum. başımın deli gibi ağrımasına aldırmıyordum o ana kadar -dinleme ve konuşma için enerji harcıyordum normaldi-, sonra "sıcak mı oldu ne" kısmı başladı. ateş basması dedikleri bu olsa gerek, kulaklarım da çınlıyordu ama "aman canım beni anıyorlardır. ehehe" diye geçiştiriyordum. birkaç sefer hariç hiç bayılmadım ömrümde, ama dedim ki bugün herkes yüzüme endişeli endeşeli bakarken "bu sıcaktan öleceksin. hatta bu ağrı... ölüyorsun kızım mutlu olabilirsin." tuhaf bir uyuşma hali. allahtan arkadaşın annesi hemşire, babası doktor hemen "tansiyonunu ölçelim." dediler. ben hala hatırlamıyorum, korkumdan da soramadım kaç çıktı diye. ama biraz daha iyi olduğumda özbabamdan sonra çok sevdiğim, babam saydığım doktor amcamın dediğine göre "tansiyonum çıkmış."-mış. yahu benim tansiyonum hep düşüktür. ölü tansiyonu, yaa kalbim de daha az atıyordu hani. ne oldu biri bana açıklasın yani.
hastalık üzerine etraflı bilgim yok; ama bugün yaşadığıma benzer birkaç olay daha yaşamıştım. meğer adı "hipertansiyon"muş. ""çok sinirlenirsen birkaç kılcal damar çatlar beyninde yine öyle olmuştur."un nedeni de bu olabilirmiş. hipertansiyon? sayesinde kendimi yaşlı hissettim yani, adı bile yetti.
sevgili doktorumun söylediğine göre hep sakin, melek gibi bir insan olmalıymışım o zaman korkmaya gerek yokmuş.

taze hasta maia bildirdi.
balder balder
vücudun her sistemine zarar veren,kendi başına hastalık olmayıp,hastalıklara sürekli davetiye gönderen kan damarlarındaki yüksek basınç sorunu.ikincil hipertansiyon söz konusu ise hipertansiyona sebeb olan etkenler bulunabilir ve tedavi uygulanır.birincil hipertansiyon ise tıp dünyasının bir türlü sebeplerini ortaya koyamadığı versiyondur.tedavi yöntemi sürekli ilaç almak ve yaşam tarzı değişikliğidir.
doktoraslan doktoraslan
öncelikle tansiyonun ne olduğunun anlaşılmasıyla daha kolay anlaşılabilecek bir rahatsızlık türüdür. tansiyon kanın damar duvarına yaptığı basınçtır. genel olarak periferik direnç ile kardiyak outputun çarpımına eşit olup bunlardan herhangi birinin yüksekliği doğal olarak hipertansiyona düşüklüğü hipotansiyona yol açar diyebiliriz. nedir peki bu kardiyak output ve periferik direnç? basitçe açıklamak gerekirse; kardiak output bir sistol yani kalbin kasılması sırasında vücuda pompalanan kan miktarıdır. peki nedir bu periferik direnç diğelim ki elimizde bir boru var bildiğiniz su borusu bunu damar olarak kabul edelim. birde musluk var bundan akan suyu da kan kabul edelim musluk da kanı pompalayan kalp oluyor bu durumda. şimdi musluktan 1litre su gelirken mi kardiak output fazla olur 5 gelirken mi? cevabı duyar gibiyim ve evet cevap 5. yukarıdaki tanıma bakarsanız daha anlaşılır olur. peki hortumun çapı 5cm.ken mi su daha çok basınç uygular hortumun çapı 1cm.ken mi? tabiki 1cm. ken. doğal olarak çap azaldıkça basınç doğal olarak periferik direnç artar. yani diyebiliriz ki periferik direnç ve kardiyak outputtan herhangi birini veya ikisinin artmasına hipertansiyon denir.
(bkz: tuzdan kısıtlamalı diyet)
(bkz: renin anjiotensin)
(bkz: böbreklerin tansiyonun düzenlenmesinde rolü)
değilmikisenbirdelisinhelaletgitsinaklını değilmikisenbirdelisinhelaletgitsinaklını
hipertansiyonun % 95 'inin nedeni belli değildir ve esansiyel hipertansiyon olarak adlandırılır. geri kalan % 5 'lik kısmı işe belirlenebilen nedenlere bağlıdır ve sekonder hipertansiyondur.sekonder hipertansiyonun en sık sebebi böbrekle ilgili damar hastalıklarıdır.sekonder hipertansiyonun nedeni belirlenip altta yatan sebep tedavi edildiğinde hipertansiyon büyük oranda ortadan kalkacaktır.hipertansiyon muhakkak kontrol alınması gereken bir durumdur çünkü esas sorun uzun süren yüksek kan basıncının yapmış olduğu hedef organ hasarıdır.ömür boyu ilaç tedavisi gerektirmesi nedeniyle ilaç firmalarının sevdiği,pahalı ve yeni ilaçların illa en iyi ilaç anlamına gelmediği illettir.ayrıca beyaz onluk hipertansiyonu diye bilinen bir türü vardır ki 24 saatlik kan basıncı takibi yapılarak gerçek hipertansiyondan ayrımı yapılabilir.
serafin serafin
tansiyonun yani damarlar içindeki kan basıncının yüksek olması durumudur. yüksek tansiyon olarak da bilinir. kan basıncını belirleyen iki parametre vardır; sistolik (büyük) tansiyon ve diyastolik (küçük) tansiyon. tüm tıp otoriteleri, erişkinlerde ideal büyük/küçük kan basıncını 120 / 80 mm hg (cıva) ve altındaki değerler olarak tanımlarlar. bir başka ifade ile, büyük tansiyonun 12 veya altında, küçük tansiyonun ise 8 veya altında olması idealdir. büyük tansiyonun 12 – 14 arasında (120-140 mm hg) ve/veya küçük tansiyonun 8 – 9 arasında (80 – 90 mm hg) olması ise yüksek-normal veya prehipertansiyon (hipertansiyon öncesi durum) olarak kabul edilir ve bu bireyler tansiyonlarını düzenli olarak kontrol ettirmelidirler. tansiyonun 140/90 mm hg (14/9) veya üzerinde olması ise hipertansiyon olarak adlandırılır ve tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. diyabeti olan hastalar için yüksek tansiyon sınırı daha düşük, 130/80 mm hg’dır (13/8).
hipertansiyon; kalp krizi, kalp yetersizliği, inme, böbrek yetersizliği gibi yaşamı tehdit eden hastalıklar için önemli bir risk faktörüdür ve mutlaka tedavi edilmelidir. “vücudun yüksek tansiyona alışması” kavramı ne yazık ki bir yanlış inanıştır ve bilimsel bir gerçekliği yoktur. hipertansiyon gerek ilaçsız yöntemlerle (tuz tüketiminin azaltılması, sigaranın bırakılması, egzersiz yapılması gibi), gerekse de antihipertansif yani tansiyonu kontrol eden ilaçlarla tedavi edilebilir.
abbott > ilaç ürünleri grubu > tedavi alanlarımız > kalp hastalıkları hipertansiyon, tansiyonun yani damarlar içindeki kan basıncının yüksek olması durumudur. yüksek tansiyon olarak da bilinir. kan basıncını belirleye... abbott
vernick vernick
atardamarlar don lastiğine benzer, zamanla eskir, çeşitli sebeplerle artan gerilime eskisi gibi uzayıp kısalarak cevap veremez hale gelir, lakin damarı yenisiyle değiştirmek don lastiğini yenisiyle değiştirmek kadar kolay değildir.
o zaman napıyomuşuz? öyle yapmıyomuşuz,
gereksiz gerilime maruz kalmıyomuşuz,
diyet yapıp da düşüremiyorsak,
hapı yutmayı ihmal etmiyomuşuz.
1 /