hırsız

1 /
zeus zeus
çinde bir üniversitede oldukça ilginç tamamiyle gerçek bir olay..kızın biri bir gün yeni aldığı bisikletiyle okula geliyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkına henüz kilit almadığı için öylece bırakıyor..derslerin bitiminde okul çıkışı bisikletinin yerinde olmadığını görüyor ve çok sinirleniyor..ertesi gün sabah okula geldiğinde bisikletini üzerinde bir notla bir gün önce bıraktığı yerde buluyor..üzerindeki notta "çok özür dilerim ama bisikletine gerçekten çok ihtiyacım vardı aldıktan 2 saat sonra geri getirdim ama sanırım çıkışına yetişemedim çok üzgünüm anlayışın için teşekkürler.."kız doğruca bir bisikletçiye gidiyor ve 5 tane kilit alarak okula dönüyor..bisikleti iyice kilitleyip 5 farklı anahtarla derse giriyor ve olayı arkadaşlarına anlatıyor..ders bitimi okul çıkışında 5 kilit taktığını anlattığı arkadaşlarıyla beraber bisikletini almaya gittiğinde şok oluyor..bisikletin üzerinde 10 kilit ve birde not var.. "eğer acil ihtiyacım olduğu halde ben kullanamayacaksam sen hiç kullanamayacaksın.."

neymiş efendim ana fikir?? bazı hırsızlar alıngan* olabiliyormuş, ama hepsi eninde sonunda temiz bir dayağı hakediyorlarmış..
gölgeningücü gölgeningücü
muhteşem bir şiir:

hırsız

pencereden girdi mehtap
bu evde hırsız var
mehtapta
pencerede oturmuş
beni görüyorum

kapıyı çalsam
içerden ben çıkacağım
içerden çıkacak beni
ne kadar görmek istiyorum

penceredeki beni uyandırmalıyım
içerde hırsız var
içerdeki hırsızın
ben olacağımdan korkuyorum

asaf halet çelebi
dream with the fishes dream with the fishes
zamanında atv'de yayınlanan mehmet aslantuğ'un dizisi..thomas crown tarzı bir adamdı..çok zengin olmasına rağmen sanat eserlerini çalardı zevk için..bence güzel diziydi ya niye kaldırdılar ki..eski dizilere olan özlemim artıyo galba..bay kamber'i verseler izleyecek kıvamdayım yani..
carpathia carpathia
sözleri grubun güzeller güzeli vokali melis'e ait hoş bir üçnoktabir şarkısıdır. çok insanın hislerine tercüman olmuştur eminim bu şarkıda...
sözleri de;

korka korka öleceksin sonunda
elin kolun bağlı
barışmıyorsun hayatla
barışamazsın asla

düşüncesiz insanlar arasında
yok yere eziliyorsun sen hala
ezileceksin daha da

içini sakla
pislik girmesin ruhuna
hırsızlar etrafında

içini sakla
pislik girmesin ruhuna
hırsızlar

herkes çalıp çırpıyor ıssız sokaklarda
ahlak sadece başa bela bu hayatta
sadece başa bela

içini sakla
pislik girmesin ruhuna
hırsızlar etrafında

içini sakla
pislik girmesin ruhuna
hırsızlar

hırsızlar etrafında
hırsızlar etrafında
hırsızlar etrafında
hırsızlar
yaşlı çocuk yaşlı çocuk
(bkz: buyrun benim)

evet efendim benim, şimdi başımdan geçen bi olayı anlatayım. geçen bi eve girdik, orta katlarda bi ev, baktım dandik dundik bi laptop, eskimiş artık, hay sikem dedim, neyse dursun bi kenarda, yer kalırsa alırım diye düşündüm.

ardından gözüme bi traş makinesi ilişti, philips başta çok sevindim, hevesle elimi attım, hijyene önem verdiğim için hazneyi boşaltayım dedim, açtım, kıvır kıvır kıllar, öylece bıraktım aldığım yere, parmak izim kalmış kalmamış umrumda olmadı, kim bilir nerelerini traş ediyordu sahibi.

ardından gözüm masanın üstündeki ufak hoparlör şeysine takıldı, iki oynadım, made in chine yazıyodu, markası da yoktu, olsun bi deneyim dedim, ipod touch'ımı çıkartıp taktım, götüme taksam daha iyi ses çıkarırdı sanırım, geri bıraktım oraya malı.

derken bir pasaport, hemen iki karıştırdım belki işime yarar diye, schengen vizesini görünce götüm tavan yaptı, hemen giriş çıkışlara baktım avrupaya alkollü giriş yapmaya çalıştığından almamışlar sahibini, dedim aman, başıma iş almayım, kalsın bu da. ardından armoni parfüm, çok heveslendim elle tutulur bi şey buldum diye, iki saniye içindeyse anladım acı gerçeği; gece vakti cevahirin önünde elinde poşet; "abi çok kalite parfümler var, 10 lira, ikisi 15 olur abi" diyen adamdan alınmıştı parfüm, çok küfür ettim çok.

evden çıkarken bi yığın kitap gördüm, alsam para ederdi ama hem ağırdı, hem de sahibinin belli ki işe yarayan tek birikimiydi, ilişmedim.

başta beğenmediğim laptop kısa günün karı olarak kaldı elimde, aldım getirdim, porno vardır diye heves ettim, açtığım gibi nazi belgeseli oynamaya başladı, sağlam bi hasiktir çektim. formata ihtiyacı var zaten laptopun, şarjı da tasarruflu kullanımda 35 dakikada bitiyor. buldum pornoları, full zenci ve rocco içerikli, beğenmedim, satmaya kalktım, bilgisayarca "abi üstüne de 20 kağıt ver de gidip çöpe atayım bari" dedi. kariyerimin utanç soygunuydu diyebilirim.

hırsızlığı bıraktım artık, cevahirin önünde parfüm satıyorum, 3 tanesi 10 tl, alan oluyomuş nası olsa, çok şükür iyi de işler şimdilik.

cengiz şahsi - istanbul 2009
1 /