hissedilen en iğrenç koku

1 /
arap sen içme bokunu çıkarıyorsun arap sen içme bokunu çıkarıyorsun
üniversite stajında bir salam, sosis fabrikasına bozulan bir makinayı tamir için gitmiştik. pişirme kazanlarının olduğu bölüme geçtik ve içeride daha önce hiç benzerine rastlamadığım bir koku vardı. insan dik duramaz içeride öyle bir koku. 30 saniye durduktan sonra dışarı koşup, kusmaya başladım. kıdemli mühendis yanıma gelip, sigara uzattı. lakin sigarayı içemedim. sonrasında bu vesileyle sigarayı bıraktım. beynimde sigara ve o koku birbirine işlendi sanki. o günden beri sosis, salam ı-ıh, yiyemiyorum fakat sigaraya 4 ay sonra tekrar başladım. bu da öyle bir anımdır.
clitor eastwood clitor eastwood
bazı gündelik kokuları iğrenç buluyorsanız, bir kere dahi olsa tabakhâne'ye uğrayın derim. bu tabakhâne, deri işlenen yer.
öyle büyük emek, öyle ağır iş ve öyle iğrenç bir kokusu vardır ki; her insanın bir kere tecrübe etmesi gerekiyor o ortamı. eskiden hacca gidecek olanlar, yanlarına alacakları paraları, tabakhâne'de çalışan işçilerin paralarıyla değiştirirlermiş, daha temiz, en büyük emek ve fedakârlıkla kazanılmış helâl para olduğuna inandıklarıçün.

bu fakir gitti, öyle her benim diyenin dayanabileceği bir koku ve ortam değil.
siz de gidiniz. belki vişne çürüğü kokusu bir nebze daha çekilir gelir hassas bünyelerinize efendim.
kağıttan kule kağıttan kule
mikrobiyoloji labinda analiz yaptigim donemlerde sabah etuvun kapagini actigimda yuzume vuran 10 tuvalet gucundeki kokudur. ozellikle e.coli ve staphylococcus aureus' u tek gecerim. kokudan gozlerimi kapatip yuzumu yana cevirirdim. yillardir baska bir meslekteyim ilginc bir sekilde o igrenc otesi kokuyu ozluyorum. lab.a girince kendimi bilinmez bir dunyanin lideri, super kahraman gibi falan hissederdim. insan yok. konusmak yok. aciklama yapmak yok. bakterilerim ve ben basbasa. ister buyuturum ister yok ederim. ister tepeden mikroskopla bolunmelerini rontgenlerim. daha buyuk krallik yok
morgion morgion
kızlarıma ciğer haşlıyordum. unuttum ocakta ve 2 saate yakın ocakta devam etmiş pişmeye tabii su falan kalmamış. gecenin saat 2si ve deliler gibi ev yanık ciğer kokuyor.
ciğerim yanıyor nefes aldıkça..
fittirifiti fittirifiti
h2s kokusu. dizlerinin üzerine çöktürüp, hayatını film şeridi gibi gözünün önünden geçirten koku. zehirli de ayrıca kendisi. gözlerde yaş, ciğerlerde darlık bırakır. kokusunu almıyorsanız ve dedektör yoksa eğer yoğunluğuna göre 2 dk içinde bilinç kaybı, 30 dakika içinde ölüm.
ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
baraja balık tutmaya gitmiştik. gece vakti, tepede ay var ama dolunay değil, karanlık. hani biri bizi görse adam öldürmüşüz de cesetten kurtulmaya çalışıyormuşuz zanneder. sapa bi yer kayalık. elimizde fenerler, kıyıdan olta atıyoruz. şimdiki aklım olsa sittin sene gitmem de işte o zamanlar her şey bi aksiyon geliyor. neyse yakaladık üç beş bi şey, ateş yaktık ayaküstü pişirip yiyeceğiz.

ben ayakta durmaktan yorulup bulduğum bi yere oturdum sonra da belimdeki yükü koluma aktarmak için elimi arkaya doğru attım ki elime jel kıvamında bi şey geldi. eyvah dedim, başta hayvan boku filandır dedim ama bakmaya korkuyorum kokladım. lan salak ! koklayacağına baksana işte... balık ölüsüymüş. büyük ihtimal balıkçıl bi kuş ya da hayvan yarısını yemiş yarısını bırakmış. ulan... ben hayatımda bu kadar iğrenç bi koku almadım alacağımı da zannetmiyorum. tazesi bile kokan balığın çürümüşünü bi hayal etsene. genzimdeki yanma hissini, ciğerimdeki tüm havayı boşaltıp tazelemeye çalışmamı, ettiğim küfürleri unutamıyorum. ve bana şu cümleyi kurdurttu: keşke bok olsaymış ulan harbiden keşke bok olsaymış ya, bu ne ya...
1 /