hissizleşmek

13 /
yürüyen adam yürüyen adam
eski insanlara baksanıza bir. bize eskilerden söz etseler biraz sanki farklı coğrafyalar anlatılıyormuşcasına dinleriz halbuki anlatılan yer aynı zaman farklıdır.

yaşlı teorisinden devam edersek mekanın değil zamanın insanı bencilleştirdiğini ve bu bencilliğin de zaman içinde hissizliğe evrildiğini görürüz.

dünyayı uzunca zaman evvel etkisi altına alan sosyo ekonomik düzen ve kapitalist sistem her ne kadar karşı olmasam da yıllar içinde insanın egosu ve zaafları ile birleşince kontrol edilemeyen nüfüs artışının da etkisi ile kişileri kendi iç dünyalarına itti ya da doymak bilmeyen açlığımızın karşısında gün geçtikçe vicdandan sıyrılıp saf egoist mutluluğa döndü ve bu durumun adı da hissizlik oldu.

benim hissizliğim ise sosyo ekonomik statü ile ilgisizce sadece cehalete karşı açacağım savaşta kaybedeceğimi anladığım anda başladı. dünyada insanoğlu dışında ve onun ürettikleri dışında hissiz değilim ama insana dair ne varsa hissizleşmeyi seçtim. bu sebeptendir ki evlenip çocuk yapma yahut ev araba alma gibi hayallerim yok.

tek hayalim daha fazla kazanmak yerine yetecek kadarı kazanıp insanlardan mümkün olduğunca uzak bir yere gitmek ve etrafıma kaybettiğim hisleri geri vermek.
andanotherlove andanotherlove
şuan içinde bulunduğum durum.
acıkma acı sevgi aşk hüzün hiçbir duygu beslemiyor gibi hissediyorum artık kendimi.
böyle boşu boşuna... biraz gereksiz biraz daha gereksiz yaşamak
anlatılmıyor,yaşayan bilir.
nyks nemesis nyks nemesis
diğer adıyla; tepki verememek, tepkisizlik. hissizleşmenin eyleme dönmüş hali bu olsa gerek. öyle bir şey yaşarsınız ki, aslında kıyameti koparırcasına ağlamanız gerekir. ama tek bir damla gözyaşı süzülmez yanağınızdan. boş gözlerle uzaklara bakarsınız. bir şey hissetmeniz gerektiğini düşünürsünüz, işin kötüsü hissedemeyince de kendinizi suçlarsınız. sonra dönüp geçmişe bakınca, aslında her şeyi tükettiğinizi görürsünüz. duygularınızı en yoğun haliyle yaşamışsınızdır zamanında, fakat sizi duyan gören olmamıştır. duygularınız hiçe sayılmıştır. öyle bir kırılganlık halidir ki bu.. öyle bir dönüm noktasıdır ki, sanki boşluğa itmiştir birisi sizi. daha fazla üzülmemizi önlemek için, belki de aklımızın bizi koruma şeklidir bu. kim bilebilir? aynı şeye kaç kere dağılabilir ki insan? sonu böyle bitiyor demek.. ruhsuzluk, umursamazlık, boşvermişlik.
hu kusu hu kusu
geçenlerde arkadaş sordu sen hep böylemiydin diye.
başlığı görünce bi tuaf oldum.

değildim be amk değildim.

ama artık böyleyim.
badem gözlü kör badem gözlü kör
yalnızlığın dibini gördüğüm zamanlar oldu, bu evrende gerçekten yalnız doğduğum ve yalnız öleceğim bilincine kavuştum, bakın tek demiyorum yalnızlık ve teklik aynı şeyler değil, yanınızda size eşlik eden, sizi koruyan, esirgeyen birisi olsa da yalnızsınızdır her daim. işte insanoğlu geçmişte de bu hissiyatı tatmıştır ki her yeri kuşatan, kendisini esirgeyen, her daim şah damarından yakın olan bir yaratıcının varlığına sığınmıştır.

yalnızlık bilincine eşlik eden ve o günlerden kalma tat alma duygusu ve birçok duygunun yoksunluğu bir kaç kere bünyeye uğrarsa unutulmayacak derecede hafızaya yerleşir, halihazırda 21 günde herhangi bir veriye programlanabilen beyin, hissizlik alışkanlığı edinir ve ömür boyu başka türlü etkili bir programlamaya maruz kalmadığı takdirde bu ayarı korur.

kalpleri acıtan bir vurdumduymazlık, bir olgunluk, bir umursamazlık var içimde. bu nedenledir hayatıma girenleri uzun süre misafir edemeyişlerim. aşkla bağlandıklarım dışında pek çok olmuştur terkedişlerim ve terkedilmişliklerim. işte bu anlarda bir daha hatırlarım yalnızlığımı, o dindirilemez sevgi ve yoldaşlık açlığımı. işte bu anlarda ağlarım tek başımayken hüzünlü, ayrılığımı anlatan bir şarkı çaldığında. sersefil hislerimi bir sigara dumanına gömer unuturum bir saat içinde en gecinden ama en gücünden. çünkü, gücüme gider; çünkü fikrimi deler kalbimdeki karanlık, bir nefes daha çekerim sigaramdan ve külleriyle gönderirim hasretimi yollara.

hissizleşmek güçlenmek midir? acılara dayanıklılık mıdır bu diye sorduğumda kendime; sadece zihnimin bulanmasını önleyen bir sigorta geliştirdiğimi anlıyorum. bedeli epeyce pahalı, her hasarda primleri daha da artan basit bir hayat sigortası...
sakızlı sohbet sakızlı sohbet
insanların döve döve öğrettikleri hede. hede dioırum çünkü durumu tanımlamaya uygun kelimem yok sevgili sözlük. sadece hissizleşmek dediğimiz şeyin nasıl gerçekleştiğini biliyorum. uzun zamanlar kırılarak, darılarak, üzülerek hatta kendinizden vazgeçecek yok olmak isteyecek kadar üzülerek, ardı arkası kesilmeyen hayal kırıklıkları yaşayarak, insanlara güvenmeyi, inanmayı unutacak kadar çok kandırılarak ve bazen bile isteye kanarak bu hale geliyor insan; aslında doğru ifade edilmiş hali, bu hale getiriliyor insan. itile kakıla, kafasına gözüne vurularak, etleri çekiştirilerek, saçı başı yolunarak, bedeninden elektrik akımları geçirilircesine canı acıtılarak,aklıyla, akıl sağlığıyla oynanarak zorla getiriliyor insan bir eşiğin önüne, bir süre bekliyor orda, geriye dönüp bakıyor, yaşadıklarına bakıyor, bu zamana kadar hissettiklerine, kendisine hissettirilene bakıyor uzun uzun, sonra bir adım atıyor o eşikten. ruhunu, bedeninden kalanlarını, biriktirdiklerini aha o eşikte bırakıyor ve hissiz birisine dönüşüyor. genelleme yapamam elbet sözlük ama kimse gönüllü olarak gelmiyor bu bahsettiğim eşiğe, oraya geldikten sonra da kimse geri dönmüyor. o adımı atıp daha fazla acı çekmemeyi seçiyor iyi de yapıyor bana kalırsa.
uyanışadirenenruh uyanışadirenenruh
hissizleşmiş başlığı altında toplanan hissizleştiğini düşünüp depresif, arabesk ruhlu kardeşlerim benim.yazalım birkaç satır.su serpsin kalbimize şuraya dökülen cümleler.size bir sır vereyim. şu duruma ben şöyle diyorum.biz hissizleşmiyoruz. defalarca yara aldığımız hislerimize bir darbe daha almış oluyoruz ve acı hissi diğerlerini bastırıyor.şöyle destekliyorum bu düşüncemi.hissizleşen insanların mantıkları ön plana çıkar ve hayatla daha kolay baş etmeye başlarlar.hissiz bir insanı hangi cümle incitebilir ki kolay kolay. böyle işte. umarım her şey güzel olur ve hepinizin kalbinde çiçekler açar bu sabahla birlikte. size dua edeceğim.
esofmantakımı esofmantakımı
otobüs yolculuklarında veya uzun kısa olsun yolda uyuyaman kesinlikle! ve gecen sene bayram trafiği yeme,içme dinlenme,gezme gibi olaylardan 20 saaatlik artvin sakarya arası 32 saat sürmüş ve son gece hic uyumadım yaklaşık 55 saat gözü kırpmadım ve sonunda hissizleştim.
13 /