hödük

1 /
anosias anosias
yontulmamış, hala ormanda yaşadığı günlerde olduğunu zanneden; kibarlıktan, görgü kurallarından haberi olmayan insanlar için kullanılan sıfat.
çünkükidansonra çünkükidansonra
yazdan mısırlar kurutulur. kurutulan bu mısırlar koçanlarından elle ayrılır. sobadan alınan külle ilk baş kaynatılır ve bekletilir. kabaran ve kaynayan bu mısır ekstra yeniden normal suyla kaynatılır.

bunun sonucunda alın size (bkz:bardakta mısır)

üstüne tuz ve tereyağı ekleyip nar ekşisiyle servis edebilirsiniz.
çinçin çinçin
erkeklerin genel adı diyebiliriz ne kadar ince ruhlu da olsa her erkeğin köşesinde kıyısında bir hödüklük mevcuttur efendim
durupduru durupduru
tdk anlamı; görgüsüz, kaba, anlayışıkıt (kimse)ve korkak, ürkek olarak belirtilen kelimedir.
vücut bulmuş halini sokakta beş dakika vakit geçirerek görebilirsiniz.
beklentileri yükselten bazı insanlar vardır ki anlayış ve kibarlık konusunda, işte onların da aslında öyle olmadığını sezdiğiniz zaman olmama ihtimallerini düşünmeyin. sezdiyseniz hödüktür; hödük olmasa sezmez idiniz. o zaman ne ediyoruz; koşarak uzaklaşıyoruz.
sectim sectim
güzel nick almış. hem ben entelijansım, yetki sahibiyim bu sözlükte. kavga etmeyin diyom. benim sözümü dinliyceniz diyom. bi entelijans olarak olaya el koyuyom.
iche iche oldu nietzsche iche iche oldu nietzsche
sırf kürt olduğu için sözlük faşistleri tarafından kızlara yürüdüğü iftirası atılan masum yazar. ayıptır ya hu ayıp ırkçılık bu resmen bir insan kürt olunca kızlara yürüyeceği kesin di mi lânet olsun ön yargılarınıza, alkışlıyorum bu adaletsizliği!

yaşasın halkların kardeşliği! höödük kız la ra yü rü mü yor du!
hödük hödük
doğruları duyunca köpürenlerin nick başlığına doluşup birbirlerini dogruladıkları yazar.

hakkımda yazılan bir şeye az önce denk geldim. yaptıkları dezenformasyon ve iftira kampanyası yüzlerine vurulunca ne söyleyeceğini bilemeyip bana cahil demiş birisi, eyvallah. ben bildiklerimi yazıyorum ve cahilliğimin farkındayım, az şey biliyorum çünkü. ama bildiklerim orada ve doğrunun yanında, yalanın her daim karşısında. çok şey bilmenin insaniyetle bir bağı yok, bu dünya çok donanımlı katiller gördü. mesele çok bilmek değil de doğrunun yanında olmak sanki.

taşralı dilime laf etmiş ki onda da haklı ben taşralıyım. konuşmasını pek bilmem, yazarken de hatalarım olur. evet gururla söylüyorum, ben taşralıyım ve az şey biliyorum. ama bildiklerim dilimin döndüğünce orada ve doğrunun yanında, yalanın haksızlığın her daim karşısında. mesele nasıl konuştuğun mu, neyi konuştuğun mu? bugün televizyon kanallarında şehirli dilini çok iyi konuşan yalancılar mevcut. benim dilim dönmez belki, ama yalana da dönmez dilim.

işin kötü yanı cahilliğinin farkında olmayan bir edepsizin bana cahil demesi, işin kötü yanı nasıl konuştuğunun ne konuştuğundan daha çok değer görmesi.

küfür mü ediyorum, hakaret mi ediyorum, iyi ediyorum. küfrü de hakareti de hak edene ediyorum. ben yanlış yapmam demiyorum, insanım ben de. ama insanlığa ihanet etmem, yanlışa doğru demem. adaletten yana olduğunu söyleyip iftira edenler düşünsün. kendimi yeterince ifade ediyorum, anlamak isteyen anlıyor. gözünü, gönlünü, pislik bürümüş olanlar anlayamıyor elbette. onda da sorun yok, anlamalarını beklemiyorum. ben anlatayım, doğruyu bağırayım. bir kişi acaba dese yeter bana. siz sırf islam nefretinizden attığınız iftiranın öylece yanınıza kalacağını sanmaya devam edin. sizin cezanız da sizin aynınız olup size iftira atanlar.

ama iş savunduğum şeyleri nitelemeye gelince orada durulur işte. inanmadığım hiçbir şeyi savunmam, ve ben yalnızca doğru olana, hak olana inanırım. hiçbir ideolojiyle işim olmaz ve dinim doğruları savunmamı emreder. haksızlık her zaman karşımdadır, bilirim. nefreti, yalanı, riyayı, iftirayı hayatına yoldaş edinmiş herkesle elbet bir gün karşı karşıya gelirim. siz beni böyle asılsız iftiralarla itham ededurun, sizin attığınız taşlar bana tacdır. sizin söylediğiniz her yalan beni doğruya bir adım daha yaklaştırır, sizin iftira ettiğiniz, nefret ettiğiniz her doğruyu savunmak benim için şereftir.

yüz kere söyledim, bir daha söylerim. nezaketi bilmiyorum, yalancılara, ikiyüzlülere, zalimlere karşı. onlara karşı giyilecek bir elbise değildir nezaket. ben nazik değilim, hödüğüm dedim ya. ama bunun insaniyetle alakası yok, bu dünya çok nazik katiller gördü.

buyrun, hepiniz gelin. yaptığınız hiçbir haksızlığa karşı ben susmayacağım. islamdan nefret etmeyi hayatının orta yerine koyup bu uğurda iftira atan, dezenformasyon yapan, yalan söyleyen de gelsin. sizin ben insan olmadığınızı biliyorum, adaletten bahsedip iftira edenlersiniz siz. ırkçılığı hayatının doğrusu yapıp hiç tanımadığı insanlardan nefret eden, onların ölümüne sevinenler de gelsin, biliyorum ne olduğunuzu ben. kardeşlerini öldürenler, ölümlerine sebep olanlar sizlersiniz. yetim kalan, öksüz kalan asker çocuğunun da vebali boynunuza, öldürülen masum sivilin de ve terör batağından kurtulamayıp ölen her insanın da vebali üzerinizde. terörü, insan öldürmeyi kendi fikirlerini yaşatmak için mübah görüp savunanlar da gelsin. siz katilsiniz zaten. kendinden olmayana iftira atan, öldürmeyi dinin emriymiş gibi gösterenler düzenbazlar da gelsin. hepiniz, islamofobiği de hakaret etsin bana, ırkçısı da, katlili de, düzenbazı da. siz önce insanların, sonra insanlığın katilisiniz. insanlık sizden utanıyor, ve sizin karşınızda durmayan herkesten de. sizden aldığım hakaret, yediğim küfür en büyük iltifat kadar mutlu etmez beni.

ben hiçbir şeyim, ben hiçkimseyim. emin olun ben hakkında konuşmaya değecek biri bile değilim. ama insanlık, sizin gibi yüz karalarını elbet bir gün yargılayacak. işte o gün dünya sahiden yaşanabilir bir yer olacak.

bu da yazdığım son şey olsun. yazdıklarımı insani gözle okuyan elbet anlar. onun dışında artık kişisel olarak cevap yazmayı bırakıp direkt engelleyeceğim.

hadi eyvallah.
1 /