homeros

1 /
skin skin
ionya filozoflarının,ozanlarının ve tarihçilerinin sözünü ettikleri bir şairdir.ulusal bir ozandır.halikarnaslı herodotosa gore homeros,hesidos;la birlikte yunan tanrılarının soylarını kurmuş,ad v eek adlarını takmış,yetki ve işlevlerini ayırmıştır.bilinen bir şey vardır ki o da yunanistanda eğitim sisteminin homeros ve destanları üzerine kurulduğudur.platona gore homeros yunan dünyasındaki tün düşüncelerin babasıydı.
in bloom in bloom
ilyada ile truva savaşını, odyseia ile eve dönüş yolculuğunu anlatan ozan.. odyseia nın bazı bölümlerinin homeros harici ozanlar tarafından yazıldığı iddia olunurken, ilyadanın tamamen homeros eseri olduğu konusunda hemen herkes hemfikridir
portakallı haribo mahmut portakallı haribo mahmut
mö 9. yüzyılda yaşamış homeros'un yaşamı hakkında çok az bilgi vardır. onun hakkındaki bazı bilgileri tarihçi heredotos'tan öğreniriz. homeros'un kör ve ihtiyar bir şair olduğu, oradan oraya dolaşarak şiir okuyup ekmeğini kazandığı, uzun yıllar ege adalarında yaşadığı söylenir. homeros'un en önemli eseri destanlardır. ilyada ve odysseia adlı bu destanlar, bütün yunan kültürünün temelini oluşturmaktadır.
kalkhas kalkhas
nette bir araştırma için kaynak şeklinde arandığında simpsonların homer'i yüzünden kabusa döner araştırma.
nedeni de günümüzde yunanca -os eki atılıp homer şeklinde anılmasıdır.
peder naumoski peder naumoski
ege kıyılarının türkiye kısmında, muhtemelen izmir yakınlarında doğduğu, kör olduğu söylenir. heredotos'un "benden dört yüz yıl önce" dediğine göre mö 800'lerde yaşamıştır.

destanlarında bazı isimleri farklı söyler. athena'ya athene, hermes'e hermeias der. destanlarının yalnızca homeros elinden çıkmamış olduğuna dair genel bir kanı vardır. halk tarafından biraz da olsa süslenmiştir. koyunların, şarabın ve denizin aynı renkte, bordo olduğunu, kanın sarımsı olduğunu söyler. tarihçiler bunun körlüğünden değil, eski yunanca'da renklerin bazılarının birden fazla karşılığı olduğundan böyle dendiğini söylemektedirler. bunun gibi birçok kendine özgülüğü bulunur.

ozan olduğundan destanlarını hep topluluk içinde şarkı şeklinde söylemiş, sonradan bunlar yazıya geçirilmiştir.
3lobos1arvo 3lobos1arvo
tarihin kayda geçmiş en eski mitos yapıcısıdır.üst sınıfların üstünlüğünü savunarak yazdığı mitoslarla olympos kurgusunu yaratmış ve tanrıların tamamen umursamaz ve insanı ihtiraslara sahip olduğunu tarihlere geçirmiştir.bir de hesiodos vardır ki farklı olarak mitoslarında alt sınıfa hitap eder.tamamen hiyerarşi meselesi bir nevi.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''...
hep dostluğun kurallarını anlattılar bize..düşmanlığın kurallarını hiç anlatmadılar..korkarım eksik kaldık biraz..düşmanlığı bilmeden,dostluğu kim bilebilir ki?
elbette kimse...
bir insanın düşmanları olmalı güçlü düşmanları..
zaferinin gölgelenmemesi için kolay galibiyetlere sırtını dönen bir düşman isterim..
saygı duyacağım,onu bütün gazabımla cezalandırmak isterken bile ona saygı duyabileceğim ve yüceltebileceğim bir düşmanım olsun isterdim.. ''

ilaydadan..
elfen elfen
ilyada ve odysseia destanlarının yazarı değil yaratıcısı olan ozandır. hakkında pek bir şey bilinmez, doğduğu yer izmir civarı olarak kabul görür ancak farklı şeyler söyleyenler de vardır.

ilyada efsanesinde troya savaşının 52 gününü anlatır, akhileus'un öfkesiyle başlar, akhileus'un hektor'un cenazesini krala teslim etmesiyle biter.
odysseia'da troyada savaşmış ithaka kralı odysseus'un eve dönüşünü anlatır.

(bkz: eski yunan dili ve edebiyatı)
khr khr
ey homeros..!

tarih akarken tüy kaleminden geyik derisine, tarihin yükü ne derece sızlattı omuzlarını? ben ki, parmakla hesaplarken yorulmayacağın zamanımın köhne süprüntülerini silememişken aciz ömrümün, kılıcından kan damlayan achilleus'un darbelerini aktarırken asırların ötesine aklının ücra denizlerinden, karıştı mı göz yaşların mürekkebin siyahına? silik yazıların nedeni yoksa sadece zaman mı?

yoksa sen ne taş kalplisin, sen ne vurdumduymaz bir minvalsin geçmişin yoksun kapısında...

ve ardısıra dizelerken kelimelerini, hikayelerini sömürdüğün kahramanların, kralların, fahişelerin, soytarıların ağızlarından dökülenlerin ne kadarı toplandığı eteğinde? sandaletinin her düğümüne mi işledin onları? her çizginde mi belirdi suretler yüzünde?

beni tarihle yargıla diyen nice yiğitler, nice soylular akıttı kanını, göz yaşını almak için yerini babası olduğun tarihin bağrında oysa.. sen nice bir yiğitsin madem, yargılanacak tarih olan aslında sensin..?

bir destanı eritip kucağında, ne dereceye ısıttın, hangi suyla soğuttun da böyle sımsıkı bıraktın onu gözümüzün önüne. sen ki ey homeros, ısıtıp soğuttuğun demiri bileylemeden kaç kalbi deştin kör bıraktığın bıçağınla... kaçının acısıyla haykırdın, kaçının feryadıyla ağladın ve kaçının zafer şarkılarına eşlik ettin mızraklarının ucunda kelleler, salyalar saçarak...

yoksa sen aslında, ne yufka yüreklisin, ne kadar dram yüklü sırtında...

hanidir akarken gözlerinden aklına, aklından ellerine helen aşkı parisin, seviyorum deyişlerini yüreğinde mi hissettin..? peki ya achilleus'un her seferinde bir başka hayatı tanrılarına geri gönderirken darbelerini rahibe aşkının saflığına mı feda ettin..?

şimdi bir olduğun tarihin tozlarından doğ da gel.. yazdığın geçmişin ışık tuttuğu gelecekte rehberim ol.

bana da öğret, yazdıkça mı, yoksa okundukça mı unutulmaz insan...
1 /