hoşgörü

1 /
inferno inferno
hakkında karmaşaya düşüren gerçekten hep gerekli mi yoksa hayatın basit bir tuzağı mı diye karar verilemeyen aslında uygulaması çok kolay olduğu halde kibir ve acımasızlıkla gölgelendiği için samimiyetini zaman zaman yitirip sevimsizleşen affetmeyle karıştırılan insan özelliklerinden biri
8844455 8844455
insanların körelen özelliklerinden, aslında hoşgörü bir duygudur, basitçe affetme isteği olarak da tanımlanabilir. insanın doğasında intikam gibi duyguların yanında tersi olan hoşgörü duygusu da mevcuttur. fakat malesef dediğim gibi insanlığın giderek körelen duygularından olmuştur çünkü birçok diğer güzel duygu gibi bastırılır ve saklanır. birini affetmek insana nedense zor gelmektedir, aslında insanlar nedense giderek acımasızlaşan dünyada hoşgörüyü bir zayıflık göstergesi olarak görmektedirler. kimse etrafına zayıf gözükmek istemez, herkes güçlü, iktidar sahibi ve hayatta kimseye ihtiyacı yokmuş gibi görünmeye çalışır. fakat ihtiyacı olduğunu da onları kaybettiğinde anlar, insanlar onu terketmeye başlar çünkü hoşgörüsüzlük de pek kolay hoşgörülen birşey değildir. ayrıca insanlar kendine hoşgörüsüz davranan birinin hatasını yakaladığında da pek affedici davranmazlar. halbuki asıl güçlü olmak hoşgörüye sahip olmaktır çünkü insan tek başına yaşayamayacak bir varlık olduğu için etrafındaki insanlarla, ona değer verenlerle güçlüdür. ve hoşgörü de bize o gücü kazandıracak en önemli özelliklerden biridir. ayrıca hoşgörülü insan mantıklı düşünen ve insanlığa değer veren biri olduğunu da kanıtlamıştır. tabi ki hoş görülmesi mümkün olmayan hareketler de vardır ama buna karar vermeden önce niyetin ne olduğunu anlamak ve "iyi niyet" aramak en doğru adımdır...

bu yüzden birinin kalbini kırmadan önce hoşgörmeyi denemek aklımızın ve kalbimizin hep bir köşesinde olmalıdır...
battal boy cekirge battal boy cekirge
muhteşem bir ilhan irem şarkısıdır. bu şarkı,sevgiliye kavga sırasında dinletmek için biçilmiş kaftandır.

şöyle bir bak kendine
senin kusurların yok mu?
affet sen de sevdiğini,
sevdiğine bu çok mu?

sadece bu kısım bile sevginin yanında gururun ve kibirin hiçbir manası olmadığını anlatmaya yeter.
gülümsün gülümsün
sözlük anlamı müsamahadır. çevrenizdekilere itinayla yaklaşmaya başlarsınız; aman kimse darılmasın, aman kimse kırılmasın diye özen gösterirsiniz. bu hoşgörüyü anlama kapasitesine sahip insanlar aynı toleransı size de gösterir. diğer tarafta kalan insanlar ise _yani kavramları anlayamama kapasitesine sahip olanlar_ sabrınızı sınamakla görevlendirilmiş kişilerdir. aslında tam da bu noktada hoşgörüyü elden bırakmamak gerekir de, gel sen bunu sana anlat. sen de bir insan evladısındır, sınırların vardır, tahammül derecen giderek aşağılara inmeye başlar. hoşgörünün amacından sapmaması için hoşgörülmelidir, boşverilmelidir. sana zararı dokunmaz, olsa olsa gösterdiğin sabırla sen kazanırsın.
hoşgörüyorum; sokak ortasında yere tüküren insanı kendisini eğitebilme alabilitesine sahip olmadığı için, tüm şeritleri kendi malı gibi sayan şoförleri sahiplik kavramını kavrayabilme yeteneği olmadığı için, sözünüzü yarıda kesip sadece kendi fikirlerini önemseyen insanları, telefon açıp kendisini tanıtmadan kimle görüşüyorum diye soranları, tanımadığım halde laf cambazlığına soyunup sataşanları ve daha bir sürü gariplikleri boşveriyorum, hoşgörüyorum, kazanıyorum. nasıl mı? sinir denen can sıkan asabiyet ve fevrilikten uzaklaşıp insanları olduğu gibi kabul ederek.
solti solti
bir örnek;
fatih sultan mehmet istanbul'a girdikten sonra, öncelikle ayasofya'nın önüne giderek, din adamları ve halka hitaben yaptığı konuşmada şöyle diyor:
"kalkınız ve müsterih olunuz. ben sultan mehmet; hepinize söylüyorum ki, bu andan itibaren ne hürriyetleriniz, ne de hayatlarınız hakkında gazabımdan korkmayınız. kimsenin malı yağma edilmeyecektir. kimseye zulüm yapılmayacaktır. hiç kimse dini inanışlarından dolayı cezalandırılmayacaktır."

din savaşlarının en keskin olduğu o dönemlerde bile, ecdadımızın diğer dinlere gösterdiği saygı bu denli sonsuzken, şu an biz birbirimize bile bunun onda birini gösteremiyoruz. gelmemiz gereken nokta bu değildi.üzücü.
nikmikyok nikmikyok
yanlış kabul edilen bir davranışa maruz kalındığında bağışlamayı seçmektir. yerli yersiz hoşgörmenin arkasında "benim dediğim doğru, senin dediğin yanlış" iması da vardır. o yüzden mesafeliyimdir bu lafa ben. "karşı görüşün varlığını hazmetmek, beraber yaşamaya razı olmak, bunu yaparken bir lütuf yapmadığının bir seçim yaptığının bilincinde olmak" demek yerine bu kadar anlamı bir kelimenin içine tıkmaya çalışmak kelimenin suistimaline de zemin hazırlıyor bence. sloganlarla konuşmak kolay ama anlaşmak zor tabii...
malina malina
özellikle son yıllarda, etnik veya dini kimlik farklılıkları nedeniyle öldürülen kişiler, saldırıya uğrayan mekanlar ve ırkçı-milliyetçi söylemlerin artması nedeniyle herkesin diline doladığı hoşgörü kavramının bu manada kullanımının ne kadar yanlış, hakimiyetçi ve anti-insancıl bir dilin ürünü olduğunu farketmiyoruz.

"hoşgörü: egemenlerin yurttaşları eşit görmediğinin en açık itirafı. hor görmenin tersinden söylenişi. baskının, zulmün jelatinli ambalajı. yalanın en koyusu, en katmerlisi. kan ve ölüm kültürüyle ağırlaşan iklimin politikacıları, bazen kendileri için kurban edilecek koyunları bağışlarlar da alkış alırlar ya hani, işte hoş görü sözcüğü de onu çağrıştırıyor bana: bu bayram bağışlıyorum, gelecek bayram alırsınız canını! ben, hayatımın muktedirlerin iki dudağının arasında olduğu, hoş görülerek yaşadığım bir toplum istemiyorum! hem ben onları hoşgörmüyorum ki, onların da beni hoş görmesini isteyeyim!
hoşgörü, ancak eşit oldukları kabul edilmiş insanlar arasında anlamlı olabilecek bir kavramdır. hangi dinden, hangi inanç, mezhep ve inançsızlıktan, hangi dünya görüşünden, hangi etnik kimlikten ve hangi milliyetten olursa olsun, bir ülkenin nüfus kâğıdını taşıyan herkes, eşit yurttaş sayılır, eşit haklara sahiptir, din ve vicdan özgürlükleri de eşittir, azınlık olmaları çoğunluğun karşısında onların aleyhine bir eşitsizlik oluşturamaz. hoş görü, eşitsizlik demektir. "

demekte haydar ergülen bugünkü yazısında. müslümanlar hristiyanları, türkler ermenileri, ermenilerde türkleri hoşgörme hakkına sahip değildir. vitrindeki tabakları kıran çocuğunuzu hoşgörürsünüz, halıya işeyen köpeğinizi hoşgörürsünüz ama biri türk-müslüman olmadığı için öldürülüyorsa bu hoşgörüsüz bir toplum olduğumuzu değil, şiddet üreten bir toplum olduğumuzu gösterir.
deliteneke deliteneke
farklı olanın var olma hakkına saygı gösterme. günümüzde çoğu insan yalnızca kendi farklılıklarına hoşgörü göstererek ve bekleyerek yaşamaktadır.
1 /