ev taşımak

ela gozlerimdeki renkli hikayeler ela gozlerimdeki renkli hikayeler
güyaa kurumsal bir firma ile anlaşmıştık.

tabi olaylar beklediğimiz gibi çıkmadı. adamlar kolileri fırlatır gibi atıyorlardı.

abi dedim ben sizinle kurumsal olduğunuz için anlaştım, bu bu nedir bu?

abi dedi ki; bacım ameleliğin kurumsallığı mı olur?

aldığım cevapla, duvarın dibine usulca çöktüm, boş bir koliye oturdum, ayaklarımı uzattım, bir sigara yaktım, ayaklarımın üstünden atlayıp kolileri fırlatmaya devam ettiler...

birini hayran hayran seyretmek

pyxis pyxis
senelerimi harcadığım, geçen hafta nişanlandığını öğrendiğim insana karşı yaptığım eylem. karaköy'e gidip kahve içip kitap okuma aktivitemiz sırasında elimdeki kitabı okur gibi yapıp dakikalarca kendisini seyrederdim. dünyanın en güzel dakikalarıydı. keşke hala bi anlamı kalsaydı.
1

kucak dansı

steph steph
kadinin kucaginiza oturdugu danstir lap dance. kadin dize oturunca ne olur bilmiyorum da epey absurd olurdu sanirim. hatta yeni yetme bebeler bunlar icin ozel ic camasiri giyer ki tahris olmasinlar surtunmeden.
dogrusu da orjinali de anlami da lap dance idir. sanirim bu olaylarin en sacma isi de budur. erkek bundan ne anlar ki? bir nevi iskence olsa gerek. surtunmeden dogan enerjinin bosa gitmesi epey kotu olsa gerek. kadin da daha cok para icin yapiyor ama evinde erkek arkadasina yapan sanirim sirf adam istedigi icin yapar. pole olsa anlarim belki estetik falan var isin icinde.
striptease club olayi sacma yani bence. izle izle dur?!? cogu yerde de dokunursaniz ikinci uyariyi goremezsiniz zaten.
sabah sabah manyak gibi neden bu kadar entry yazdim konuya onu da ben anlamadim da neyse.
4

bakire kız

bona fide bona fide
bana hatırlattığı imge defne ağacıdır.

hikayeye göre daphne güzeller güzeli bir peridir. irmağın kenarında gezinirken kendisini apollon görür ve aşık olur. daphne ise bir erkek ile beraber olmak istemez, athena gibi bakire olarak ölmek ister. bu sebeple apollon'dan kaçar. bu kaçma uzun bir süre devam eder. en sonunda daphne'nin yorgun düşer ve kaçamayacağını anlar. daphne nehir tanrısı olan babasına yalvarır ve kendisini kurtarmasını ister. o anda daphne bir ağaca dönüşür. ve bekaretini korumuş olur. apollon ise sürekli olarak gelip defne ağacını izler. ondan yapraklar alarak başına taçlar yapar.

italyan sanatçı gian lorenzo bernini'nin, günümüzde roma, galleria borghese'de bu hikayenin tasviri olan apollon ve daphne isimli heykeli de şu şekildedir.


belediyenin sokağa tükürenlere ceza yazmaması

elma yemeyi reddeden adem elma yemeyi reddeden adem
belediyelerin neden bunu yapmadığını anlamadığım uygulama. adam utanmasa sokağa sıçacak ama götünün görünmesinden utanıyor yoksa sokağa sıçmak onun için problem değil.

ceza yazamıyorsa küçük bir grup organize edip yemek parasına dövdürebilir. olmaz demeyin, hendek kazıp mayın döşeyen belediyeler var bunu da yapabilirler bence.

ben en az 20 adam ile sokaklara tükürenleri dövmek için hazırım.
9

ilkokul aşkı

y all know me well enough y all know me well enough
çok güzel bir şey lan bu.

yeğenimi okula bırakıp alıyorum birkaç gündür. ee haliyle aşk meşk olaylarını da konuşuyoruz. "ee var mı bir şeyler?" diye ilk sorduğumda, "yaaa" diye utanır bir yanıt vermişti. zamanla açtım ağzını. ayşenur'u seviyormuş ama ayşenur kısa olduğu için en önde otururken bizimki en arkada oturuyormuş. ve ayşenur'un yanında bir numaralı tehdidimiz akın oturuyormuş. akın sinsi planlı. jose mourinho takımları misali kontradan bir gol atıp otobüsü çekmiş kalenin önüne. atak yapsak da bir türlü açamıyorduk. sonunda başarmaya başladık. pazartesi'den perşembe'ye büyük bir gelişme kaydettik. önce akın'ı kızdan uzaklaştırdık. sonra ona verdiğim harçlık ile ayşenur'a süt ve popkek ısmarlamış, ardından da defterine papatya çizip seni seviyorum yazmış. hala utandığı için kıza kendisinin yazdığını söyleyemese de kız anlamış ve en arka sıraya dönüp gülümsemiş. bugünlük amacımıza ulaştık. yarınki taktiğimiz eskilerden. kızın montunu asmasını bekleyip üzerine kendi montumuzu asıp kokumuzu kıza belli edeceğiz. ardından montlar alınırken son ana kadar bekleyeceğiz ki kız montunu alabilmek için bizi beklemek zorunda kalsın. bakalım neler olacak.

ancak günün en güzel kısmını okul sonrasında bir avm tuvaletinde yaşadık. anne-babadan gizli olarak hamburger-patates yemeye gittik. sonrasında çişimiz geldi ve bizim sıpa daha önce hiç ayakta işemediğini ve bunu merak ettiğini söyledi. hemen aldım kucağıma ve pisuvara işettim. o sırada, "nasılmış?"diye sordum.

başını geriye doğru omzuma yatırarak,

"içim gıdıklanıyor amca! bu ayşenur'u sevmek gibi!"

bu cümleden sonra onun gerçekten benim küçüklüğümün aynısı olduğuna bir kez daha inanıp yüzünü ısırmak istedim.