balkan göçmeni vs afgan göçmeni

banitsa banitsa
gerizekalı turnusolu başlığı. balkan göçmeni türkler osmanlı zamanında oraya anadolu'dan göç eden yörük ve türkmenlerin torunları. evlad-i fatihan. balkan türklerini saçma sapan suriyeli teröristlerle, talibanla bir tutanda 70 iqlu vatan haininden başka bir şey değil.

suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker

812 superfast 812 superfast
sikerim suriyelisini de afganını da ya amkduum çomarları sikti attı ülkeyi. bunları savunanların da tüm demokratik haklarını sikiyim ben.

önce akp gidecek, sonra suriyelisi afganı bilumum arap yarak kürek insanı, sonra size oy veren böcekler yuvalarına dönecek, ülke fabrika ayarlarına dönecek. az kaldı. max iki sene.

suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker

schwarzhoffner schwarzhoffner
değerlendirmeye başlamadan önce "suriyeliler" ile kast edilenin tam olarak tanımlanması gerekir, zira her "suriyeli"nin ekonomiye olumlu/olumsuz katkısı farklı tür ve nicelikte olmaktadır. eğer türkiye'ye "iltica etmiş" yani "mülteci" suriyelilerden bahsediyorsak, hukuki olarak bu statüyü elde etmiş olabilirler. savaştan kaçan ve kontrolsüz şekilde şehirlere kurulan uydukentlere serpiştirilmiş ve statüsü belli olmayan, (henüz) türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmayan, oturum ve çalışma izni olmayıp, "refugee" statüsünde geçici olarak ülkede kalanlardan bahsediyorsak, iş başka.

öncelikle, "suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker" iddiası mantıken, suriyelilerin ekonominin çökmemesi için olmazsa olmaz bir destek ayağı olduğu anlamına gelir. bunu ileri sürebilmek için, söz konusu suriyelilerin ekonomiye katkılarının somut olarak ölçülmesi gerekir. bunun ölçülmediği de malumumuzdur. iddianın sahibi konuşmasında, 60lı yıllarda almanya'ya geçici olarak çalışmaya giden türkleri örnek vermiş ve türkiye'deki suriyelileri de bu örneğe dayandırarak değerli kılmaya çalışmış, ancak burada siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler birinci sınıf öğrencisinin bile yapmayacağı bir hata var. almanya, türkleri kendi yaptıkları yapılandırılmış, somut ve çıktıların ölçülebildiği bir makro ekonomik plan dahilinde kendi ülkelerine çalışmaya "davet" etmiştir. suriyelileri ise buraya kimse davet etmemiş, onlar patlak veren bir savaşın sonucu olarak türkiye'ye "sığınmışlardır". takdir ederseniz ki, "çalışmak" ekonomiye doğrudan olumlu katkı verirken, "sığınmak" ise bir mali külfet olacağından, ekonomiye doğrudan olumsuz (negatif) bir katkı vermektedir. kaldı ki, çalışma kapsamında hareket eden türkler, bir planın belli adımlarını gerçekleştirmek için gitmişlerdir. suriyelilerin ülkeye alımı ise ne yazık ki son derece plansız olmuştur.

yasin aktay adındaki sözüm ona "danışman"ın gözden kaçırdığı veya bilerek değinmediği başka bir husus da, suriyeli olarak nitelendirilen kişilerin, hayatta kalmak pahasına nispeten düşük ücretlere razı olmalarından sebep, ülke vatandaşlarının işgal edeceği işler için işveren gözünde daha çekici hale geliyor olmasıdır, ancak hepimiz eminiz ki, bu suriyeliler için işveren ne sosyal sigortalara katkı payı ödüyor ne de ödediği ücreti vergilendiriyor (gelir vergisi, damga vergisi vs.). hal böyle olunca, bir yandan kayıtdışı ekonomi (shadow economy) büyürken, diğer yandan da işsizlik artmakta, zaten oldukça bozuk olan makro ekonomik göstergeler iyice kötüleşmekte, başka bir açıdan da, covid 19 pandemisinin de etkisi ile birlikte düşünüldüğünde, toplumda bireysel ve kolektif anlamda hem sosyal hem de psikolojik problemler ortaya çıkmaktadır. ucuza çalıştırılan suriyeli için işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri de alınmayacak olduğundan, zaten sigortalanmamış olan bu insanın iş kazalarına da açık olduğu olayın başka bir boyutudur.

son olarak değinmek gereken çok önemli başka bir husus da, -ekonomiye olumsuz katkısı dolaysız olduğundan-, hükümetin de kabul ettiği üzere suriyeliler için harcanan en az 50 milyar dolar civarındaki kaynaklardır. merkez bankasının negatif rezervleri düşünüldüğünde, her bir liranın ve bu büyük kaynağın ülke için ne kadar değerli olduğunu anlaşılır. ancak kendi halkına adeta düşman olup, pandemide yardım etmeyip, aksine iban gönderip "biz bize yeteriz" adında saçma bir kampanya ile para dilenen ve afrika'da beslemedik ülke bırakmayan, arap sevici bir hükümetten de ne yazık ki fazlasını bekleyemiyoruz.

toparlamak gerekirse, yasin aktay'ın önermesi anlamsızdır, doğruyu yansıtmamaktadır. konuyu dar çerçeveden izleyip, bu zayıf iddiaya destek veren herkesin, bir olayı birçok açıdan incelemek gerektiğini anlaması gerekir diye düşünüyorum.

mülteci karşıtlığı

paradoksyasayanadam paradoksyasayanadam
mülteci karşıtlığı siyasidir, insan karşıtlığı vicdanidir.
ülkedeki 5 milyon suriyeli'nin varlığını savunmak sadece insanlıkla açıklanamaz. eğer biraz insandıysak, öncelikle onların yaşadığı bu ülkede ikinci sınıf (düşük ücret, sosyal güvencesizlik) yahut ayrıcalıklı (bürokratik ve sosyal) olmalarına ses etmek daha insani olacaktı.
ancak sanki mülteci karşıtlığı insan karşıtlığıdır gibi bir algı var, bu algının da siyasi arka planda desteği var.
böyle kalabalık bir insan topluluğunu ülkene alıp, onların işgücünü sömürüyor ve kendi vatandaşını istihdam konusunda dezavantajlı konuma getiriyorsan ve bunu 'insani gerekçeler' arkasına sığınıp savunmaya çalışıyorsan bu insanlık değil kusura bakmayın.
ayrıca insani gerekçeler gözetiliyorduysa bu insanlar için avrupa daha refah ve kalkınmış bir kıtaydı, neden sınır kapılarını kapattınız? bunun gibi onlarca çelişki bunun sadece insanlığın gerekliliği değil de bir takım politik planların sonucu veya amacı olduğunu gözler önüne seriyor. ayrıca insanlık için 5 milyon insanı ülkene hapsetmek yeterince açıklayıcı olamıyor.

kısaca iktidarın mülteci konusundaki yaklaşımı insani olmadığı gibi gerekçesinin sözde insani olması da ancak bu ülkede olabilecek bir şeydir.

tek taş istemeyen kadın

birfincancay birfincancay
bugüne kadar gerek burada gerekse başka kalaba ortamlarda; bir kadının tek taş istemesinin en doğal hakkı olduğunu; bir erkeğin nasıl ki kendine göre ihtiyaçları-zevki-öncelikleri varsa kadının da olabileceğini, iki tarafın da maddi-manevi durumları uygunsa tek taş alınmasında hiçbir sıkıntı olmadığını savundum durdum. tek taş istemek nasıl bir kadını aşağı seviyelere çekmiyorsa, istememek de üstün kılmaz dedim. ben hep sizleri destekledim hanımlar. sizlere katıldım. bunu bilmenizi istiyorum.

ancak bugün, bir arkadaşım vesilesiyle tek taş fiyatlarına göz attım. sanki dünyadan koptum. tek taş fiyatları şu anda hiçbir muadil ihtiyaçla kıyaslanamayacak duruma gelmiş. savunulacak tarafı kalmamış tek taşın. mantığın dışına çıkmış. neresinden tutsan elinde kalır hale gelmiş. en iddiasız, en göze çarpmaz modellerin fiyatıyla evimi toptan değiştiririm, içine girmeye o mimar selim bile cesaret edemez. bunun artık akıl kaldırır yanı yok benim için.

o yüzden biraz içim buruk, biraz mahçup, tüm hanımefendi arkadaşlardan özür dileyerek, ağlaya ağlaya... tek taş alım özgürlüğü savunuculuğundan vazgeçiyorum. dolar kuruna göre ileride değişiklik yapabilirim. ben de artık tek taş istemeyen kadınlar grubuna katılıcam. ben de "çok saçma yaa" diye itiraz edicem. "o parayla dünyayı turlarız aşkım" dicem. gerçi döviz bu durumdayken dünya da turlanmaz. belli ki dünya turundan da vazgeçmem gerekecek. belki arnavutluk... bekle beni arnavutluk...

ruşen çakır

sithin sene sithin sene
düpedüz utanmazdır;




kendisini fonlayan avrupa ülkeleri sınırlarını sıkı sıkıya kapatırken gık etmeyen, ama türkiye sığınmacı akını altında ezilirken, hudut güvenliği isteyen insanlara ırkçı yaftası yapıştırmaya cüret eden dünün yetmez ama evetçisi.

sığınmacı sorununun sorumlusu hükümetmiş, hadi canım! hükümetin suçu var da, sığınmacı istememeyi adeta suç gibi ele alan senin gibilerin suçu yok mu?

neymiş, karısıyla tatil yapacakmış da zehir etmişler. bu memlekette garibanların hayatı senin gibi tetikçiler yüzünden zehroluyor, ne diyorsun sen?

tr.instela.com
tr.instela.com

sinan canan

dumrul dumrul
twitter'da gece gündüz (herhangi bir yönde) suriyeli mülteciler hakkında fikir beyan eden kişiler ne uzmanı acaba?

hayır ben de sinan hoca'nın fanı değilim ve suriyeliler hakkında ne söyledi bilmiyorum ama kendisine böyle tuhaf eleştiriler getiren arkadaşlar acaba ortaya apır sapır laflar dökerken "abi ben ne uzmanıyım, sinan canan konuşamıyorsa ben neye dayanarak konuşabiliyorum acaba" diyorlar mıdır?

kadınların keko erkek sevmesi

purge me purge me
elinde kırmızı tuborg olan 22 yaşında bi adam düşünün. saçlar kısa ve kafanın alt kısmı sıfır numara, üstler uzun biraz. faça izi var. kol full dövme. kıza bağırdığını hayal edin yolda. "kızım sana adam olacan demedim mi lan ben siktir git, bizde gidene kal denmez güzelim" diyor. mavi gözlü narin bir çıtır da hüngür hüngür ağlayıp, "özür dilerim cankat" falan diyor. işte o mavi gözlü çıtır beter olsun abi be. acımıyorum artık yemin ederim. cankat, berkant, bedirhan, baran geze geze görsün amk keko sevdasının sonunu. kekolar; rizeli, trabzonlu, konyalı da olabilir, diyarbakır-van da olabilir. kürtler şimdi 2021 yılında hala gelip, keko kelimesinin onlara saldırı anlamında kullanıldığını düşünüp olayı politize etmesin diye vurguluyorum özellikle. en verimli çağlarımda sırf bunu vurgulamak için 3 cümle fazla yazıyorum hocam bi anlayın artık ya. bir olayda da politize olmadan tartışalım lan sdlfjksk. bıktım siyasetinizden.

keko sevdası çok ayrı bir mesele. baba figürü sertse kızcağız küçük yaştan fatih terim modeli babasını idol yapıyor falan filan. aşırı uzun olay. boş zamanlarda incelemek lazım. bi de bu kelimenin ilk çağrıştırdığı belirgin insan topluluğu sürekli değişiyor. bir ara bu şeklin baskın hali benim için reislerdi. üni'deki kantinde, ölürüm türkiyem dinleyip, hoşlandığı kız olursa, "bu artık yengeniz kimse yaklaşmasın" diye kampüse haber salan dallamalar yani. bir ara, konaklı aşiretli dizilerin moda olduğu zamanda kızlarda seymen ağa şeklinde okumuş aşiret çocuklarına ilgi oldu. şark köşesinden fırlayan ve yurtdışında okuyup o vizyonla tekrar şark köşesine dönen bu tiplere rağbet fazlaydı. günümüzde işte akp nargilecisi gençlik geliyor aklıma ilk olarak. bir de türkü bar solcuları. bu iki tiplemenin tuttuğu partiler, takımlar, büyüdükleri şehirler, etnik kökenleri sürekli olarak değişse de kafa yapıları ortalama aynıdır. maçoluk olarak adlandırılamaz bu, maço kelimesinin aklınıza geldiğini biliyorum. maçoluktan ziyade kekoluk, uygun bir tanım bence bunlara. gelecekte artık haplarla beslensek ve ışınlanarak yolculuk etsek bile bu iki genel sığır tipi aynı kalır. vermeyin bunlara işte olm ne diyim yani. verin ya da lan bana ne sdkfjk.
1

suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker

dumrul dumrul
muazzam bir itiraf. akp'nin ekonomik başarı diye yutturmaya çabaladığı soygun düzeni, tamamen çaldı çırptı ekonomisine dayalıdır. kayıt dışılığa dayalıdır. neredeyse köleliğe yakın bir emek sömürüsüne dayalıdır.

suriyelilere üç kuruşa yaptırdıkları işler için türk vatandaşına asgari ücret veriyor olsalar kurdukları boktan ekonomik düzen tamamen çökecek.

yalan değil. yasin aktay bile olsanız arada ağzınızdan doğrular kaçıyor demek ki.

suriyeliler giderse ülke ekonomisi çöker

o c o c
@dumrul'un da dedigi gibi, itiraf niteliginde bir aciklama.

adam utanmadan resmen "biz oyle carpik ve dandik bir duzen yarattik ki, koca g-20 ulkesinin ekonomisi icindeki 3-5 milyon somurulecek kacak isciye bakiyor" diyor.

bunu derken 20 yildir basta olduklarini hic karistirmiyor. veya 20 yilin en iyi gecirdikleri (o gelismemis ulkelere ucuz paranin aktigi 2000'lerin basindan 2010'a kadarki doneme lanet olsun bu sulukleri basimiza bela ettigi icin) doneminde suriyeliler'in falan olmadigindan da bahsetmiyor.

sen bu kadar yil basta ol, kendi milletini o kadar adamdan sayma ki allahin suriye'sinden afganistan'indan gelen vasifsiz ne idugu belirsiz adamlara bel bagla, bir de marifetmis gibi bunu ilan et.

eger iddia ettiginiz gibi refah ve zengin bir ulke yaratabilmis olsaydiniz, ekonomimiz de kimseye bagimli olmazdi.

dunyada bircok ulke bircok milletten isgucune ihtiyac duyuyor, ama hepsinin bir alternatifi var. eger gercekten allahin suriyelilerinin ucuz isgucune muhtacsak, bundan daha buyuk bir asagilama olamaz. adam gelecek, hem kayit disi calisip sana bana ekonomik olarak zarar verecek, hem ulkenin demografisinin icine edecek, hem de gelip can sagligimizi (adam bicaklama, tecavuz, cinayet ne ararsan var) tehdit edecek.

kusura bakma da, bu sartlar altinda ulke batsin zaten. bundan daha kotusu ne olabilir?

ümit özdağ

dumrul dumrul
aptal dostların olacağına akıllı düşmanın olsun. bu ümit özdağ o tip bir düşman işte. faşistlik düzeyi malum zır cahil diplomasız hırsızdan daha yüksektir ama iktidarda bu olsa en azından azcık kaliteli bi düşmanımız var diye teselli bulabilirdik.

bu arada suriyeliler konusunda bir laf söylediğinizde dişini tırnağını çıkarıp lince hazırlanan bir güruh var. ne dediğinizin de bir önemi olmuyor ama birilerinin gerçeği söylemesi lazım. suriyeliler hiçbir yere gidemeyecekler. gitmeyecekler demiyorum bakın. onlar da türkiye'nin taşına toprağına tutkun değiller. hiçbir yere gidemeyecekler. hiçbir iktidar 5 milyon kişiyi bir yerden bir yere zorla gönderemez. on binlerce çocuk bu ülkede doğduysa zaten burada doğan çocuğu hiçbir yere gönderemezsin. bu iş 2011'den bu yana kansere döndü bile.

"aman yapmayın, suriyelilere bağrımızı siper ederiz" demiyorum. kim "göndereceğiz" diyorsa yalan söylüyor diyorum. göçmenler konusunda acı gerçeği tam olarak idrak edip on yıllara dayanan eğitim, entegrasyon planları oluşturulmazsa bu mevzu gelecekte başımıza çok işler açacak ve şimdi mevzuyu zerre kadar anlayamayıp sadece gazla bağıran kişiler "bagın nasıl da haklı çıktık" diyecekler.

"hayır arkadaş, haklı falan çıkmadınız. ne olduysa verili duruma gözünüzü kapadığınız için oldu" diyen olursa onu da linç ederler herhalde.

gece 00 da instelayı açıyorsun

birfincancay birfincancay
bir halk manzumesi.

gece 00 da instela'yı açıyorsun.
hemen istatistiklere tıklıyorsun.
bilmem ki bebeğim, neden uğraşıyorsun.
vallahi kırılıyorum, duy seri eksici.

yazdığımız giriler gücüne mi gitti?
çok zorladık, uğraştık takatin mi bitti?
yorumları kapatınca canına mı yetti?
düşündükçe düşüyorum, gör seri eksici.

sana ibne dediler, ben itiraz ettim.
tercih değil eğilim diyerek, ben set çektim.
neylersin ki sonunda, ben göte gittim.
çıldırıyorum, yoruluyorum, yeter seri eksici.