house

1 /
azureel azureel
trance ile techno arasında bir yerlerde duran elektronik müzik türü. (belki de "house = trance + techno" dur kim bilir.) genelde clubber kültürünün party djleri tarafından oluşturulmuş taş-plak scratchleri ile başlayan house music, ilk başlarda (atb gibi) sert/bunaltıcı basslarla dolu olsa da artık (madison avenue gibi) (nispeten) pofuduk ve pop şekilde de ilerler.
sadece gruplar değil, yalnız kovboylar misali onun bunun şarkısını araklayıp mixleyen dj'ler (quicksilver, bobo, tiesto, gala, junior vasquez gibi) ve bir saatin üstünde funky disco house mixler oluşturan çalışkan kulaksızlar sayesinde ilerlemesi devam edecektir.
tamdely tamdely
1970 lerin sonuna kadar amerikan gençliği, funky tarzda müzik ile disco larda eğlenirken, bu kitleyi farklı türde bir müzikle eğlendirmek için arayışa giren o zamanların chicagosunda yeni de bir disco açılıyordu.
warehouse adındaki bu yerde frankie knuckles klasik disco müziğini elektronik vurgular ve yuksek bpm le mixleyerek yepyeni bir tarz yaratmayı amaçladı ve başardı. zamanla, burası ve çaldığı müzik o kadar populer olur ki house adını yaratıldığı yerden almış olur.
trance ve techno dan cok daha önce çalınmaya başlayan house, zamanla gelişerek kendi türevlerini de oluşturmuştur. progressive, deep, tribal ve funky en popüler türevlerindendir.
insan hangi modunda olursa olsun house music ile eğlenebilir veya kafasını dinleyebilir, gerçekten keyif verici bir müzik türüdür.
me vale madre me vale madre
pek çok alt türü olan, köklü bir müzik tarzı. "ben house seviyorum" diyebilmek gerçekten zordur, çünkü yıllar yılı müzik evrilmiş, özellikle doksanlardan sonra bin bir sub-genre'ye bölünmüş, dünyanın dört bir yanına dağılmıştır. öyle ki artık mainstream house dendiği zaman insanların aklına farklı farklı müzikler geliyor.

chill house, deep house, electro house, vocal house, acid house, ambient house, latin house, dream house, bok haus püsür haus; aklınıza geleni başına ekleyin, bir tür daha çıkıyor.

peki bu müzik türlerini "house" yapan nedir? şudur birader:

- house müzik bir elektronik dans müziğidir. disko müziğidir, club müziğidir.
- electro synthesizer, bass, drum kullanılır.
- 4/4 'lük bir müziktir. her vuruşta sağlam bir kick vardır, ritmiktir.
- genel olarak uptempo bir müzik türüdür, dans müziğidir sonuçta.
noscho noscho
house'un ortaya çıkışı, 80’lerin başı olarak kabul ediliyor; çıkış noktası ise chicago. çıkış zamanından dolayı house müziğinde 70’lerin funk, soul ve jazz elementlerini kolayca görebilirsiniz. en kolay sevilen ve icra edilen, hatta en sade elektronik müzik türüdür. popüler hareketli parçalara bakarsanız, çoğunun house türünden esinlendiğini görebilirsiniz. bir sürü de alt türü var kendisinin. yıllar içinde dallanmış budaklanmış tabi.

alt türlerden bahsetmeden önce, türün keskin bir özelliğinden bahsetmek istiyorum. house’da “four to the floor” denilen (4/4 olarak geçiyor sanırım müzikte) bir ritm kullanılır. biraz daha açmak gerekirse, kendi tabirimle bu ritm simetriktir. “dıp tıs dıp tıs” diye ifade edersem daha kolay anlaşılır sanırım.

alt türleri ise şöyle:

- acid house: (bkz: #2454636)

- ambient house: bu da acid house gibi insanı “mod” sokar fakat farklı bir şekilde. genel olarak başına ambient sıfatı alan türlerde olduğu gibi bu türde de “synth pad” denilen ses topluluğu öne çıkar. müziği “atmosferik” yapar da diyebiliriz bu synth pad için. diğer house türlerine göre temposu daha yavaştır.
günümüzde ne yazık ki yine çok popüler olmayan bir tür ambient house, fakat 90’ların başında ingiltere’yi cidden kasıp kavuruyordu. the orb, türün en önemli temsilcisidir tartışmasız olarak. “little fluffy clouds” ve “a huge evergrowing pulsating brain that rules from the centre of the ultraworld” isimli parçaları, türü tam olarak anlatabilir. (bkz:
)

küçük bir not: the orb’un 38 dakikalık (yazıyla otuz sekiz) parçası “blue room”, zamanında ingiltere single listesinde 8 numaraya kadar çıkmış. şu anda o listeye giren en uzun parça ünvanı elinde tabi. ha ben neden bu parçayı önermiyorum, çünkü radyo versiyonunu bulana kadar kafayı yiyebilirsiniz.

- deep house: house aslında bu tür oluyor. içinde funk, soul, jazz, detroit techno’su gibi elementleri bulunduran bu tür, house’un en saf hali neredeyse. gariptir, neredeyse türü tanımlamasına rağmen, bu aralar deep house icra eden ve benim bildiğim birini örnek gösteremiyorum size. (belki david guetta olabilir, emin değilim)

- disco house: house’un içinde zaten disco var ama, bu alt türde disco tek esin kaynağı. şu aralar çok popüler değil tıpkı diskolar gibi. donna summer desem hepinizin anlayacağını umuyorum.

- electro house: (bkz: #2423218), “powered by iao”. günümüzün en popüler elektronik müzik türlerinden biridir desem yanlış olmaz. cidden avrupa’yı kasıp kavuruyor electro house. zaten iao örnek vermiş ama ben şarkı ismi vereyim: digitalism - pogo ve simian mobile disco - hustler, türün en iyi örneklerinden. (bkz:
) (bkz:http://www.dailymotion.com/relevance/search/simian%2Bmobile%2Bdisco/video/x2brx2_simian-mobile-disco-hustler_music (not: son klip biraz +18, küçük çocuklara izletmeyin)

not: nedense türün gelecekte kült ismi olacak adamını ben stuart price olarak görüyorum, adamın her tarakta bezi çıkıyor.

- french house: french house = thomas bangalter. thomas bangalter ~= stardust. thomas bangalter = (1/2) x daft punk. müzik benim yerime anlatsın:
(bkz:http://www.dailymotion.com/relevance/search/stardust%2Bmusic%2Bsounds/video/xaauz_stardust-music-sounds-better-with-y_music
(bkz:http://www.dailymotion.com/relevance/search/daft%2Bpunk%2Bone%2Bmore%2Btime/video/x4dq4_daft-punk-one-more-time_music
ha tabi yeni nesil de sağlam geliyor. özellikle ed banger* isimli plak şirketi, avrupa’da şu anda bu türü ve electro house’u forse eden oluşum. sebastian ve justice kesinlikle dinlenesi.

- hip house: “şükürler olsun ki artık yok” dedirten bir tür. hip hop + house altyapısı denilecek kadar basit bir açıklaması var aslında. nasıl tutuldu, sevildi, liste başı oldu hiç bir fikrim yok.
run dmc - it s like that desem? (bkz:
) şimdilerde stereo mc s güzel yapıyor diyorlar, çok dinlemedim ama göz atabilirsiniz.

- italo house: italo disco olarak adlandırırsam daha kolay olur. disco’nun avrupa’da gelişmiş hali oluyor bu. nuri alço filmlerinde kabarık saçlı, kocaman kemerli kadınların diskoda dans ederken çalan parçalar bu türe dahil. yine şu aralar popüler olmadığı için şükrettiğimiz türlerden.
örnek mi istiyorsun? al sana örnek: shy rose - i cry for you (üzgünüm, videosunu bulamadım)

- latin house: açıklamaya çok gerek var mı bilmiyorum. latin ezgili işte. bolca üflemeli çalgı ve akustik gitar bulundurur latin house parçaları. en iyi örneği her ne kadar bu türe ait çalışma yapmayan bir grup olsa da basement jaxx’tan geliyor: rendez vu. (bkz:
)

- minimal/micro house: al sana atmosferik yarrak metal gibi tür. açıklanamıyor da doğru düzgün. “o kadar minimal ki doğru düzgün ses yok şarkıda” desem, “nası şarkı o o zaman?” demeniz normaldir. ama gerçekten öyle. diğer house türlerinden farklı olarak çok ses yok, nispeten dingin gidiyor fakat tempo yine yüksek. ricardo villalobos’un çalışmalarını takip etsin merak edenler. ama tavsiyem merak edilememesi yönünde.

- progressive house: progressive, evet. bunu da mı görecektik demiyorum. biraz arada kalmış bir tür bu. house’un trance’a kaçan ama içinde techno da bulunduran bir türü. progressive ya, ondan herhalde.
leftfield güzel yapar, klibimiz de ondan geliyor zaten:
(bkz:
)

- stadium house: trance’a kaçan bir tür diyebiliriz. ismi ise the klf’in 90’ların başında yayınladığı “stadium house” üçlemesinden geliyor. tam kocaman arenalarda çalınmak için yapılmış bir müzik türü. böyle deyince anlaşılmıyor olabilir; hemen örnek veriyorum: faithless - insomnia ve sash! - encore un fois.

- tech/techno house: üsttekinden (progressive) ne farkı var? bilmiyorum. fazla takılmamak lazım.

- tribal house: latin house için ne söylediysem, onu biraz modifiye edin ve tribal house yapın. bol tamtamlı, afrikalı kabile çığırıntılı bir tür. yine latin house’da olduğu gibi türün bence en iyi örneği, türle alakası olmayan bir gruptan geliyor: the chemical brothers - it began in afrika. (klibi yok canlar, kusura bakmayın)

house’a son noktayı koymadan önce, türün şu anda yapılan halini kökten değiştiren bir ikiliden bahsetmeden geçmeyeyim. üstte bahsettim ama alakasız bir türde. söz konusu grup basement jaxx’tır efendim. 99’daki remedy ve 2001’deki rooty isimli iki albümleri, house’a bakış açısını tamamen değiştirmiştir. bu yüzden hangi türe koyacağımı ben de bilemiyorum. electro house gibi ama tam değil. buyrun kendiniz bakın:
(bkz:
)
luto luto
türlerini bazan ayırmakta zorlansam da gece gece, sabah sabah, öğlen öğlen; velhasılı kelam ne zaman hareketlenip havamı bulmak istediğimde teybimde çaldığım müziklerdir efendim.
"bu yaşa geldin hala dımtıs dımtıs" diyenlere karşı sesi birazcık açıyorum.

(bkz:
)
juan juan
trance muziğin aksine daha yaygın bir kesime hitap eden, içerisinde saksafon, piyano, ork, gitar gibi ve daha bir çok enstrümanı barındırabilan, yaklaşık 120-130 bpm arası seyreden hareketli, halk dilinde kop kop müziğin en güçlü türlerinden biri.
turmalin turmalin
lisedeyken şöyle bişey zannediyodum: house müzik olması için öncelikle evde parti veriyo olman lazım ve bunun için de özel dj tutup onu eve getireceksin..sonra herkesi eve toplayıp partiyi başlatacaksın,dj çalacak siz oynayacaksınız..house yani,adı üstünde: eve gelen djli müzik!
evet gerçekten böyle bişeyin olduğuna ciddi ciddi inanmıştım..hem de doğru dürüst hiç bir araştırma vs. yapmadan öyle mtv'den falan baka baka vardığım bi sonuçtu bu..sorgulama gereği de duymamıştım..oh..mis..
ivycik ivycik
özür dilerim ama 'house' diyince aklıma house md geliyor ve hüzünleniyorum. hugh laurie ve o çakır gözleri! bir de asla dinlemeyeceğim müzik türü tabi ki
1 /