hristiyanlıkta tanrı anlayışı

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
sofist tepen sokrates
(bkz: teslis)
(bkz: trinity)

hıristiyanlığın tanrı anlayışı üçleme'ye yani teslis'e dayanır. buna göre rab, oğul ve kutsal ruh; aslında tek bir tanrının farklı veçheleridir. şu halde (özellikle tek tanrılı-monoteist) diğer dinler tarafından hıristiyanlığa yönelitin"politeist" din eleştirileri; hıristiyanlarca kabul edilmez. zira "teslis 3 farklı tanrı anlayışını değil, bir tanrının 3 farklı cihetini yansıtır" denir. bununla birlikte teslis anlayışında özellikle tarihsel kanıtlar başta olmak üzere çok sayıda çelişki bulmak mümkündür. örneğin bunlardan en önemlisi, teslis anlayışının konsillerde dile getirilmiş olmasıdır. yani kadim hıristiyanlık öğretisinde teslis ya da üçleme bulunmuyordu. m.s. 300'lü yıllarda başlayan ve toplam (yanlış hatırlamıyorsam) 8 tane olan konsilin ilk üçünde akaide dair çok önemli kararlar alınmıştır. teslis, meryem'in masum olması (kutsallığı), hz. isa'nın rab sayılması; bu konsillerde alınan önemli kararlardan biridir. şu halde hıristiyanlığın tanrı inancı islam'da olduğu gibi nakli bir nas'a değil, insanlararası yapılan bir konsensüse dayanır.

hıristiyanlık inancında tanrı anlayışının en önemli özelliklerinden biri de "insanın günahkar" olduğu anlayışına bağlı olarak, tanrıya ulaşmak için muhakkak ilk teslimiyetin hz. isa'ya yapılmasıdır. yani kişi evvelasında hz isa'ya iman etmelidir; ancak bu sayede, bu aracıyla tanrıya ulaşabilir. buradaki biat ediş, islamiyetteki hz muhammed'e inanmaktan farklıdır zira hz isa'ya biat etme nedeni, "tanrıyla birebir iletişim kurarak ona direkt teslim olmanın olanaksızlığı, yani insanın günahkarlığıyla ilgilidir. öte yandan hz muhammed'e inanmak, kıyamet gününe , kuran'a, ahirete ve meleklere iman gibiyken, hz isa'ya iman, tanrıya teslimiyet boyutundadır, yani kapsamı çok daha geniştir. insan doğuşundan itibaren günahkar olduğu için o "kötü" haliyle tanrıya ulaşamaz. hz. isa tüm insanların günahının kefaretini verdiği için, günahkar kişi de diyetini verene biat etmek ve onun yüzü suyu hürmetine tanrıya ulaşabilmek durumundadır. herkes öyle kafasına göre ulaşamıyor tanrıya yani. kaldı ki isa dediğimiz şahsı zaten rabbin bizzat kendisidir. "only begotten son"dır. daha ne olsundur zatenki.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
damned
günümüzde yaşanılan hristiyanlıktan bahsedecek olursak, hristiyanların tanrısı "üçlü birlik" diye tanımladıkları tek tanrıdır. üçlü birlik'i idrak edebilmek ve zihnen inanarak kalben tatmin olmak biraz güçtür, zira halen hristiyanların çoğu bunu anlamadan "tanrı tektir ama 3 ayrı bedeni vardır. nasıl olduğunu sorma. inan sadece" şeklinde ezberleyerek geçmişlerdir. çoğu hristiyan üçlü birlik nedir açıklamakta güçlük çekerler. en yaygın anlatım tarzları da şudur: "maddenin 3 halini düşünün. katı, sıvı, gaz. su sıvıdır. ama buz suyun kati halidir, buhar da suyun gaz hali. tanrı'nın 3 hali de gökteki "baba", dünyaya gelen ve insanların günahlarına karşılık çarmıhta gerilerek öldürülen "tanrı oğlu isa mesih", ve halen yanımızda bulunan ve hristiyanlarla birlikte olan "kutsal ruh"."

incil'de "ben ve baba biriz" (yuhanna, 10:30) şeklinde de geçer. ayrıca incil'de bir çok yerde isa mesih'e "ya rab" şeklinde hitabederler ve bu ifade isa mesih'i rahatsız etmez.


ayrıca değinmek istediğim bir nokta daha var. arapçadaki "rab" da "efendi" olarak türkçeye çevrilir, "seyyid" de. ama bize göre rab yalnızca (kendinden başka ilah olmayan) allah'tır. peygamberlere "rab" demeyiz biz, onların isminin önüne "seyyidina"(efendimiz) ekleriz. rab allah'tır, seyyidler ise peygamberlerdir bizde.
tevratta geçen bir ifade var, hristiyanlar isa mesih'in tanrı olduğunu ispatlamak için sıkça başvururlar bu ifadeye. ingilizceye çevrilirken

" the lord said to my lord : (...) " şeklinde çevrilmiş. bunu türkçeye de "rab, rabbime dedi ki: (...)" olarak çevirmişler. ama tevrat'ın ibranice aslına baktığımızda oradaki ifadenin “niem yhwh la-adoni” olduğunu görüyor, aynı kelimenin 2 kez tekrarlanmadığını görüp dehşete düşüyor ve çeviri hatasının imanın temeli sayılabilecek tanrı anlayışına dahi etki etmiş olabileceğini anlıyoruz...


bir de, "tanrı'ya "baba" diyorlar müslümanlardan daha samimi, tanrıya daha yakınlar." görüşünü çok da doğru bulmuyorum. "günah çıkartma" diye olay var adamlarda. rahiplere gidip günahlarını anlatıp affedilmek için aracı kullanmak... islam'da, günah işleyenin yapması gereken şey, samimi bir kalp ve pişmanlık ile rabbine yönelmesi, tevbe etmesidir. ve islam allah'tan başkasına yalvarılmasından(dua edilmesinden, istianede bulunmaktan) bizi men eder.

"şüphe yok ki ben tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim." (taha suresi, 82)


şimdi, hristiyanlar tanrıyla daha samimi demek hiç yerinde olmadı bence.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın