humphrey bogart

viola viola
casablanca'nın rick'i, karizmatik abimiz. gırtlak kanserinden vefat etmiştir. sigarasının yerçekiminden muaf olduğu ispatlanmış kişi. ağzındayken hep aşağıya doğrudur ucu. o zamanların idollerinden, klasik karizmatik, yakışıklı tanımlarına uymayan; kendine has adam. çok severim.
the big sleep'te de dediktifi canlandırmıştır.
iao iao
1899, new york doğumludur. 1936 itibariyle yıldızı parladı ve ardı ardına bir çok yapımda rol almaya başladı. 1941 ise gerçek çıkış yılı oldu ve high sierra ve the maltase falcon gibi devrin önemli iki yapımında boy gösterdi. bunu 1942'te dünya çapında şöhrete ulaşmasını sağlayan casablanca, 1946'daki the big sleep ve 1948'deki key largo izledi.

üç boşanmayla biten evilik sonucunda film noir akımından yapımlarda rol arkadaşlığı yaptığı lauren bacall'a aşık oldu, dördüncü ve son evliliğini yaptı. 1957'de gırtlak kanserinden ölümüne dek mutlu bir evliliği oldu.

1951'de the african queen'deki rolüyle ile en iyi erkek oyuncu oscar'ını kazandı. ayrıca casablanca ve the caine mutiny adlı yapımlardaki rolleriyle iki kere de adaylığı olmuştur.

bogart, klasik salon jönü kavramının değişmesinde epey etkili olmuştur. yakışıklı, saf iyi ve erkek güzeli karakterlerden, gri karizmatik anti kahramanlara geçişin miladıdır belki de. özellikle casablanca'da canlandırdığı rick blaine karakteri bu açıdan en çarpıcı örnektir.

hakkında, yakışıklı erkek statüsüne pek uymadığından çekime gittiği filmin set bekçisinin onu tanımayıp içeri almaması, gerekçe olarak da böyle tipte bir adamın başrol oynayamayacağını öne sürmesi gibi hikayeler anlatılır.

sigara kendisiyle özdeşleşmiş olsa da ölümü de 1957'de gırtlak kanseri yüzünden olmuştur.
mortis reloaded mortis reloaded
trençkotuyla, şapkasıyla ve sigarasıyla bildik biz bogart'ı, hiç tanımamış olsak da.

viskiden martini'ye asla geçmemesi gereken kişiydi. kendine has bir duruşu olan, idolize edilen az sayıdaki aktörlerdendi, casablanca ile kendisini insanların hafızalarına -ve yıldızlar geçidi'ne- kazımıştır.
setheleh setheleh
film noir'in klasik döneminin en belirgin örneklerinden the maltese falcon ve big sleep'te hard boiled edebiyatın en cillop iki yazarının uyarlamalarında sırasıyla sam spade ve philip marlowe'u oynayan bu abimiz elbette ki kurnaz, zeki, karizmatik bir figür olarak hafızalarda yer edecekti. hele de bütün bunların üstüne bir de rick blaine karakterini canlandıran bir insanın kıraathanelerde, lokallerde ve tüm civanmertlerin yüreğinde eşsiz bir yer edinmemesi zaten mümkün değildi; öyle de oldu, hiç unutulmadı.
benkendimveben benkendimveben
jean paul belmondo tarafından a bout de souffle filminde harika taklit edilmiş aktör.
kısca : bogey diye hitap edilirmiş zatı muhtereme.

gangster filmlerinin aşırı sert havasını yumuşatmış ve bu yeraltı filmlerinde esen sert havalarda bir sadelik bir zerafet timsali olmuştur.

kara sinemanın parlayan yıldızı oldu ve amerikan gangster sinemasını tek başına özet geçti.
phoebus phoebus
bugs bunny ile tanıdığımız, lakin o zamanlar o espriyi anlayamadığımız, casablanca ile kendi kendimize haa dedirten aktör.
top250'imde zirvelerde yer almaktadır ayrıca casablanca.
zamanın eskitemediği filmlerden, defalarca izlenesidir.
blondie horoz blondie horoz
oğlak burcunun tüm özelliklerini taşıyan abimiz. dışardan sert katı görünen ama yufka yürekli rick'imiz. özel hayatındada casablancadaki karakterinin özelliklerini taşıyan diğer hollywood yıldızlarından farklı insan



avangard jazz avangard jazz
ergenliğimde beni kendisine benzeten birileri vardı (bir iki kişiden duydum yani, zaten orda öğrendim bu aktörün ismini). büyüyünce ona benzicen falan diyolardı.

zaman geçitikçe uzaklaştım galiba.. hele saç da gidince (doğru düzgün bakabilsem saçım da güzeldi ha) artık iyice alakasız olmuşumdur.