huzur sokağı

1 /
peynir gemisinin kaptanı peynir gemisinin kaptanı
çok okunmuş romanmış merak ettim aldım birkaç günde bitirdim. (600 sayfa)yazarını tanımıyorum, sadece tartışmalı bir isim olduğunu duydum: şule yüksel şenler. neyse kitap için şunu söyleyebilirim ki bediüzzaman hazretlerinin eseri risale-i nurları okuyanlar bilir. bazı risalelerde ispat edilme çabası yoktur. üstad "delilden ziyade keyfe bakar" diye belirtir. işte bu romanı elinize alır almaz bunu fark ediyorsunuz.

karakterler çok fazla karikatürize. mesela başı açık olanlar mutlaka konken oynar, dine düşmandır. kapalılar mutlaka çok iyidir gibi. tabii birkaç istisna mevcut kitapta ama çok az. belki yazıldığı 1969 yılının karamsar havasında yazar kendisini rahatlatmak istedi bilmiyorum ama başı açık ve arayışta olan birisi alıp bu kitabı okusa sanmam ki tesir etsin. ha ben okudum dedim ya keyfe bakar diye o sebeple okudum. sonlara doğru "artık bitsin de gidelim" havasında okudum. bi osmancık okurkenki halimi hatırlıyorum da roman bitince ağlamış, 3 gün kendime gelememiştim. velhasılı mahsun kırmızıgül filmi gibi. sürekli mesaj, alt mesaj verilmiş. bir de hikaye bir çok yavaş, baydıkça bayıyor; bir de bir bakmışsınız altı sene birden geçmiş. orası da sıkıntılıydı. kurguda da fazla zorlama olmuş. yani olmadık yerde adamla karşılaşma, hizmetçinin sadece eski yerinde iş bulabilmesi falan filan bu da dikkat dağıttı biraz.

---buradan sonra içerik uyarısı---

eleştirilerimizi saklı tutup hikaye hakkında konuşursak; yazarın bir hayali vardır. sağlam temeller üzerine kurulmuş bir toplumdur bu hayal. bu toplumda herkes birbirine ve yaratıcısına saygılı, sorumluluklarını bilen, hoşgörülü, nezihtir. ve bu toplum "huzur sokağı" olarak somutlaşmıştır. huzur sokağı dünyanın onca debdebesi, şaşası, şaşırtıcılığından sıyrılmış çok farklı ve güzel bir yerdir. bu sokağın da en önemli kişisi bilal'dir ve hikaye zaten bilal üzerinden başlar. çok başarılı bir üniversite öğrencisi bilal'in gözünden üniversite ortamlarını, anadolu'dan gelen kızların nasıl kendini bu yalan dünyaya kaptırdıklarını anlatır yazar. tüm bunlardan tiksinti duyan bilal sokağın davetsiz misafiri olan apartmanın sakinlerinden feyza'ya gönlünü kaptırır. ancak feyza dinden diyanetten uzak, hoppa birisidir ve bilal'i de evlenip yoldan çıkarmak ister. bunu duyan bilal hemen feyza'dan uzaklaşır ve dini bütün birisiyle evlenir. burada yazar bence hz. yusuf (a.s)'ın kıssasından etkilenmiş ki hikayeyi gereksiz uzatmasaymış çok güzel olurmuş. bilindiği üzere zeliha hz. yusuf'a (a.s.) ondan kâm almak için "yanıma gel" demiş; hz. yusuf (a.s.) ise "allah'ım bu kadının beni çağırdığı şeyden zindan daha hayırlıdır" demiş ve kabul etmemiş. işte romanda da bilal gerçekten feyza'yı sever ama allah rızası için onunla evlenmez.

feyza da bilal'e inat şerefsiz birisiyle evlenir. feyza'nın gözünden de içki, kumar partileri, her türlü debdebe resmedilir. evliliğinin beşinci yılında feyza'nın kızı olur. bilal ise annesi vefat eden oğluyla hayat mücadelesinde beraberdir.(aha akla hemen ne geldi?)* bilal iyi bir iş adamı olup ülkece meşhur olur. feyza ise hidayete erer, eski halinden kurtulur, kocasından boşanır ve artık kızı için yaşamaya başlar. bu arada kızının okul serüveni özelinde başı kapalıların çektiği sıkıntıları tablolaştırır. nereye gitseler kapı duvar olur. girebildikleri yerlerde ise fiziksel ve psikolojik şiddet görürler. en sonunda yazar içindekileri feyza ile hilal'e (feyza'nın kızı) söyletir.

h: anneciğim, anneciğim! ne olursun, bu memleketten gidelim biz.
f: nereye yavrucuğum?
h: çok çok uzak memleketlere anneciğim. öyle bir memlekete gidelim ki, hiç kimse namaz kıldığından, allah'a inandığından dolayı ayıplanmasın, sövmesin ve dövmesin bu memlekette...

benim için bu diyalog kitabı okumuş olmam için yeterli bir sebep oldu. çünkü biliyorum ne sıkıntılar çektiğini dinini yaşamak isteyenlerin.

neyse sonunda bilal'in oğlu nusret büyür, hilal büyür... kader bunları birleştirir. ama nusret hapse falan düşer. hapisten çıkarmak için feyza şahitlik yaparken sıkıntı olur. roman çok da mutlu olmayan sonla biter ve ben sinir olurum. en azından nusret'le hilal'in evlilik hayatından, bilal'in duygularından biraz söz etmeliydi.

sonuç olarak, edebi olarak çok takıntı yapmadan, o dönemin de şartları gerçekten bilinerek okunursa güzel bir kitap. en azından hafıza tazeleme oluyor.

selamlar bizden...
yav he he yav he he
ben de ortaokul yıllarında okuyanlardanım bu kitabı. bi ara herkesin elinde vardı ve kitap okumayı sevmeyenler bile başlamıştı okumaya. karakterler çok keskin ve uç noktalarda geldi bana. bambaşka iki farklı dünyayı ele almış ve herkesin böyle olduğu imajı verilmeye çalışılmış. açıkçası o 600 sayfa, aşk hikayesi var olduğu için okunuyor. yoksa zaten neler olabileceğini tahmin ettiğiniz bi kitabı okumanın ne kadar sıkıcı olduğunu bilirsiniz. biraz emine şenlikoğlu tarzında bi romandı.

dizisi de çıkıyormuş. bilal'i de kutsi oynayacakmış. ne kadar doğru bi seçim olmuş anlatamam(!), bir roman daha aslından farklı diziler kervanına katmışlar gibi görünüyor.
annemarie von gabain annemarie von gabain
bu romanın dizisi yapılsın, feyza rolünde de ben olayım derdim hep. kısmet değilmiş. her işte bir hayır vardır elbet. kutsi ile oynamamak da allah'ın bir lütfu olsa gerek.
annemarie von gabain annemarie von gabain
kıskandığımdan değil de, başrol oyuncularını yakıştıramadım. hayır ağlamıyorum. ağlamıcaaaağğmm ağlamıcaaağğmm. yavf alla sen bilal karakteri ile kutsi ne alaka? ses sanatçısı olduğu için mi kutsi? ooo, ezan okuyacak başka birini de bulabilirdiniz. ne bileyim mustafa ceceli gibi biri olabilirdi. hem ses var hem de adam hacı. babyface aynı zamanda da. ya kıza ne demeli? daha gösterişli biri olabilirdi. mesela birleşen yollarda türkan şoray oynamıştı.`#9362031` bu girimle çelişiyor olabilirim ama öyle. hayır, ağlamıyorum işte! hıh!
yalnızlıkömürboyu yalnızlıkömürboyu
dr. kutsi'nin cemaatçi olduğu yeni dizi.
kendisi şimdilik 2 eşli (selin demiratar ve `sinem öztürk) imiş.
ama tutarsa 2. ve 3. sezonlarda olmak üzere 2 eş daha katılacakmış deyolla.
umarım sonu "4 eşi aynı anda ölen dinci" gibi olmaz.

7 eylül 2012 cuma günü, saat 20:00'da atv ekranlarında başlıyor!
sakın kaçır(may)ın!

not: subhanallah kardeş ibretlik bir paylaşım diyen kardeşlerimi şimdiden duyabiliyorum.
rica ederim gönüldaşlarım, ne demek!
80 sonrası genç 80 sonrası genç
az önce kutsi'nin sağ - sol kavgası olması muhtemel bir kavgayı "neyi paylaşamıyorsunuz, dağılın" şeklinde sonlandırdığı dizidir.

meğersem kutsi, ihtilalci asker ve işkenceci polis gücündeymiş ya.
damdan atlayan serçe damdan atlayan serçe
kitabı çocukken okumuş ve şimdi çok net hatırlamayan biri olarak, içeriğinin şimdiye kadar yayınlanan dizilerle kıyaslanınca biraz farklı olacağını tahmin etttiğim dizidir.

dizinin bir kısmına bakarak edindiğim izlenime göreyse, üniversite öğrencisi diye gösterilen şımarık kız feyza, onun kendisi gibi şımarık arkadaşları ve bilal karakterleri hikayeye göre çok kart kalmış.

harbiden genç birileri canlandıramaz mıydı bunları? olgunluk çağına gelmiş, 40 yaşına yaklaşmış (belki de geçmiş bilemicem)kutsi'den üniversiteyi daha bitirmemiş bilal olur mu?
feyza için de benzer şeyler geçerli.
gördüğüne inanma sen gördüğüne inanma sen
yine uçlara çekilmek istenen farklılıkların abartıldığı yaftalandığı bir dizi gibi geldi bana.
neden?
bütün kapalı kızların anneleri kızlarını mahallenin mümin çalışkan delikanlısına yamamaya çalışmıyordur diye düşünüyorum
ayrıca dizideki bütün açık kızların da akılları yazışmada kesişmede parada kredi kartında,tavlamada...
yani€ bölüm tam bitmedi ama birazdan açık kızlardan biri camiye gidecek sonra din sizin tekelinizde mi diyerek dinin açıklıkla kapanma ile ilgisi olmadığını anlatmaya çalışan estantaneler olacak
...yok yine de üzgünüm ama olay tam olarak böyle değil işte...
eğer fikrim değişirse acele yorum yapmışım diye düşünürsem yazarım çekinmem


oooo€ bi de iddiayı koydular ortaya.amaaaaan bu dizi gerçekleri yansıtmak yönünden benim için bitmiştir!kızan kızsın.
ahahah evet camiye ancak dizideki gibi ön safları kesmek için gider açıklar
muhafazakarların açıkları da baskıdan saflıktan kötü niyetli ama ailesi muhafazakar yada milliyetçi yani sonuçta ataerrkil ''zafer''lerin elinde kalır falan...
diğer yandan kapalı kızlar hep çizgisini bilir annelerini uyaracak boyutta yani düşün sanki o kızı o anne yetiştirmemiş filan...
biz-onlar muhabbeti gırla gidiyor...
hey allahım!!!
dünyarüyaiçinderüyadır dünyarüyaiçinderüyadır
kitabını okumuştum, sonunu söyliyim muhahah.
spoiler
bilal' in oğluyla, feyza' nın kızı evlencek. biz de çıkıcaz kerevetine.
spoiler
ayrıca, feyza' nın kızının adı da hilal miydi neydi? ortaokula yada liseye giderken başörtülü gitmek isteyecek bu karakter ve ülkede ciddi tartışmalar doğuracak böyle çekmek isterlerse, aha da şimdiden uyarayım.
bi umut ağacı bi umut ağacı
doktorlar dizisini 2314234314 tekrar olarak öyle bir damardan zerkettiler ki artık o bizim için kutsi değil 'beyin cerrahı levent' o yüzden feriştahı gelse o dizi tutmaz aga. o kadar dev prodüksiyona, türbana, takkeye, yazık olmuş.
nosceteipsum nosceteipsum
kitapta feyza'nın kızının örtülü olduğu için öğretmeninden dayak yediği bölümler oldukça fazlaydı. bunları nasıl uyarlayacaklarını merak ettiğim dizi.
galatı meşru galatı meşru
insanların yaşam şekillerini kutuplaştırarak işlemiş olan kitaptır, diziye uyarlaması da aynı şekilde sergilenmiştir.
bir tarafta muhafazakar, ailesine düşkün, yardımsever, hoşgörülü, kapalı bir sokak halkı işlenirken; diğer tarafta laçkalaşmış aile ilişkileri, zina, çocukların babalarını sömürmesi, kıyafetler, makyajlar uç noktalarda sergilenmekte.bununla birlikte iki kutup arasında seçim yapmaya çalışan bir adamın yaşadığı çelişki. sonunda doğru yolu bulacakmış efendim tabi ki huzuru bulacakmış.
ne anlıyoruz buradan: insanların derdi nedir? gerçekte de muhafazakar olmayan toplumun bu denli iğrenç, muhafazakar kesimi de aynı derecede yücelterek insanların arasında ayrımcılığa itecek bir roman. o da yetmezmiş gibi dizisi çekilerek insanların bakış açılarını daha da darlaştırmaya çalışmakta. münafıklar ve inananlar şeklinde, açıkları ve kapalıları yargılayan o da yetmezmiş gibi iyice abartarak diziye uyarlanması çok başarılı bir işmiş gibi de üstünde konuşulması insanı üzmekte. ne romanına değer verilir ne dizisine. çok yazık.
1 /