hz süleyman

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
toumai
kaç sene oldu zaman mı durdu
deniz hep öyle aynı
dünya değişmez
taş duvar ayni kaldı
ümit öylece kaldı da
ümit edeni söyle kim aldı

kaç devir geldi
kaç nesil geçti
yürek öyle sevdalı
yollar kavuşmaz
hasretin ne tadı kaldı
sabır öylece kaldı da
sabredeni söyle kim aldı

bu dünya ne sana ne de bana kalmaz
sultan süleyman'a kalmadı
böyle hiç bir kitap yazmaz

kaç çiçek soldu
hani bu sondu
hani bir sarı fırtına
koptu zamansız
kaç tohum filiz dondu
hani bir acı yel savurdu
yürekler son defa vurdu
rosencroix
hazreti davut'un oğlu olan peygamber. babasından sonra israiloğullarının başına geçmiş, israil devletinin kralı olmuştur.(mö:970-931)
israiloğulları onun zamanında en görkemli, en zengin yıllarını yaşamışlardır.
ayrıca hazreti süleyman'a allah(cc) tarafından tüm hayvan ve nebatatla konuşma yeteneği de bahşedilmiştir.
hazreti süleyman'ın yerden yukarıda ve kendi başına havada asılı duran bir tahtta * oturduğuna ve çeşitli mucizeleri olduğuna inanılırdı.


"seyretti hava üzerinde denir taht-ı süleyman,
ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde"
zincifre
karınca ile arasında geçtiği rivayet edilen ve "rızkı veren allahtır" kıssasına işaret eden hikayesi bulunan peygamber. hikaye şöyledir;
bir gün süleyman peygamber bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar.
karınca da, "bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir. cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen süleyman peygamber karıncayı bir şişeye koyar. yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. ondan sonra da bir yıl bekler. müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. kendi kendine meraklanır. acaba neden yemedi?
bunun üzerine hz. süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.
karınca da; "daha önce benim yiyeceğimi yüce allah (c.c) verirdi. ben de o'na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. çünkü o beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. o yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım" der.
charlyne bukowski
bilindiği gibi süleyman, davud 'peygamberin oğludur. her ne kadar yahudiler onu solomon adıyla yahudi peygamberi olarak bilirlerse de, muhammed'in söylemesine göre 'tam bir müslüman'dir. çünkü güya tanrı onu islam imanından yapmış ve onu diğer 'müminlere' nazaran birtakım ayrıcalıklarla donatmıştır.

neden dolayı tanrı süleyman'i diğer 'müminlerden' üstün kılmıştır bilinmez. yedi yüz kadar kadını eş ya da cariye olarak sarayında kullanan, olmadık şaşaa ve debbedeye dalan böyle bir insanın ayrıcalığa hak kazanan yönü pek bulunmamaktadır. muhammed'i 'okumasız ve yazmasız' bir 'elci' olarak seçtiğini söylemekle övünen tanrının süleyman'a kuşların ve karıncaların konuştukları dilleri öğretmek gibi 'büyük nimetler' vermesini anlamak kolay değil.

(bkz: ilhan arsel)
rasmus
derler ki tanrı süleyman'a ondan ne dilediğini sorduğunda süleyman "bilgelik" diledi. dünya'nın gelmiş geçmiş en haşmetli hükümdarı olan hz. süleyman servet ve iktidarın, bilgelik arzusuna düşürebileceği gölge ile sınandı. onun sınavı zenginliğiydi.

edit: ehehe zenginler de pek severmiş bu anektodu. onlar mı çıkardı nedir?
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın