i m not there

1 /
no more no more
christian bale, cate blanchett, marcus carl franklin, richard gere, heath ledger ve ben whishaw'un bob dylan'ı canlandıracağı otobiyografik film*. ayrıca adrien brody, david cross, charlotte gainsbourg, julianne moore ve michelle williams da kadrodaymış, şiir ve şarkılarla bezeli olacakmış film. yani bob dylan da amerika'da son albümü modern times ile de gündemdeyken 2008 oscar ödüllerinde rekorlar kıracak. hevesle, heyecanla sabırsızca bekleyeceğiz.

amerika'da 21 eylül 2007'de vizyona girecek, yurdumuza kimbilir ne zaman ne şartlarda ulaşacaktır, bilinmez. ama bu kadroyla da sinemalara gelmezse ben esaslı bir protesto düzenlemeyi düşündüm.

cate blanchett'in bob dylan olması ihtimaller dışında gibi geldi bana ama olmuş, cidden olmuş! şöyle ki:

http://www.hebdos.net/jdc/edition352006/articles.asp?article_id=141137

edit: cannes da 51 gün 7 saat 20 dk sonra izlenecekmiş, fan siteleri kurulmuş, geri sayılıyormuş.

(bkz: işte öyle bir şey)
ramjet ramjet
beklemesi kan basıncımızın artışına sebep olacak fakat diğer yandan bu kadından yırtık sesli bob dylan efsanesi nasıl olur diye yakınmamıza sebep olacak filmdir.
dream with the fishes dream with the fishes
kesinlikle en beğendiğim aktrist olan cate blanchett'dan nasıl bir bob dylan çıkacak diye buyuk heves ve merakla beklediğim film.eminim çok özgün ve çok sıradışı bir bob dylan portresi çıkacak.iştahım kabardı şimdiden.
pinkpillsandblueshots pinkpillsandblueshots
bir bob dylan'dan kaç farklı hikaye çıkabilir? işte size sadece altı tanesi! birbirinden o kadar farklı bir o kadar da iç içe altı farklı bob dylan...yönetmen koltuğundaki isim ise velvet goldmine yaratıcısı todd haynes.

peki filmin ismi nerden geliyor? asıl bomba burda işte! i'm not there aslında ilk kez filmin soundtrack albumünde yayınlanan bir bob dylan şarkısı! işte size bu filmi izlemek için bahane: i'm not there'i dinlemek!!

büyük üstat bob dylan'ın 6 boyutuna ise şu şekilde iniyoruz:

-(kronolojik olarak) ilk hikayemizin kahramanı, kendini herkese "woody guthrie" olarak tanıtan, ıslahevinden kaçıp kendini tren yolculuklarına atan siyahi ufaklığı canlandıran marcus carl franklin, aslında elindeki "bu makine faşistleri öldürür" (this machine kills fascists) yazılı gitarıyla bob dylan'ın gençliğini anlatıyor bize...

-ben whislaw (the perfume filminden tanıyanlarımız olması muhtemel) , kimini anladığımız kimini anlamadığımız sözleriyle arthur rimbaud (bob dylan'ın idolü olduğu bilinen ünlü fransız şair) karakteriyle aslında bob dylan'ın genç, asi ve bi o kadar şairane olan yönünü gösteriyor...


-en bomba performanslardan christian bale, jack rollins rumuzuyla, muhalif & politik şarkılarıyla folk şarkıcılıktan, papazlığa geçen ilahi karakteriyle başka bir bob dylan boyutu...

-manikürlü tırnaklarını saymazsak, inanılmaz bir performans sergileyen cate blanchett, jude quinn karakteriyle fiziksel olarak (neredeyse) bire-bir bob dylan'ı, yıldızının en çok parladığı fakat folktan elektroniğe kaydığı için hayranlarının sırt döndüğü dönemi başarıyla aktarıyor bize...

-ve heath ledger robbie clark rumuzuyla, dylan'ın özel hayatını, eşiyle olan problemlerini ve ayrılığını yaşatıyor bize...

-richard gere ise yine yaşlı dylan'a oldukça yakın görünümüyle, bi nevi inzivaya çekilmiş ya da bu özlemi çeken bob dylan'ı oynuyor.
pedesa pedesa
bob dylan'ın hayatına dair, kendisini yedi ayrı oyuncunun canlandırdığı çok renkli bir film. özellikle cate blanchett beni gerçekten kopardı. hal ve tavırları, aksanından tutun da sigara içişine kadar neredeyse her şey aynı. tabi bol müzikli ve neşeli bir film. bob dylan severlere duyurulur.
emekli organel emekli organel
-----------okunduğu halde filmden alınacak keyfi azaltmayan spoyler--------

film güzeldir hoştur da, 89. dakikasında arz-ı endam eden zürafa canımdan can almıştır.

-----------okunduğu halde filmden alınacak keyfi azaltmayan spoyler bitti--------
kaygısız kaygısız
spoiler sayılır mı bilmem ama, cate blanchett'lı bölümde bob dört parlak çocukla yerlerde tepinir ve ardından yanlarından ayrılır, sonrasında da arka planda beatles hayranı kızlar çıngınlar gibi bu dört parlak çocuğu kovalamaya başlar..

kabul filmden pek birşey anlamak kolay değil, ama dönemini çok güzel anlatmış, hele ki yukardaki gibi ayrıntılar çok güzel.. ve bir uyarı, ilk izlemeden sonra belki birkaç sefer daha izlersem filmi anlarım diye avutmayın boşuna kendinizi, dördüncü kez izledim ama hala 6 karakter arasında birçok boşluk var..
nuri nuri
türkçeye beni orada arama diye çevrilmiş olan müthiş bob dylan konulu film ayrıca i am not there mükemmel bir cümledir kanımca bob dylan ı tam anlamıyla eksiksiz özetleyen bir cümledir.
tek kişilik harem tek kişilik harem
izlediğim en cool film.

en hoşuma giden sahneler ise;

-----spoiler-----

"milletler öfkeyle köpürüp,krallıklar sendelerken..
felaket üstüne felaket derken..
ve her yanda kol gezerken dehşet.
neden beni suretin olarak yarattın? "

ve

"anlamadılar beni, çünkü beyinlerinde at gözlükleri takılı.
tek gördükleri davaları ve insanları o davalar için nasıl kullanacakları.
benide bir şey için kullanmak istiyorlar.
pankart taşıtacaklar, resmimi çekecekler.
cici bir zenci olup dümenlerini bozmamalıyım! "

-----spoiler-----
giddyupp giddyupp
film olanı için yeterince söz söylenmiş, ben de müzik olanı için bişiler eklicem. senelerden 1967 olanında the band ile kayıt edilmiş olan bu efsane şarkı film olanında da kullanılmıştır.


thing's all right and she's all too tight
in my neighborhood she cries both day and night
i know it because i was there
it's a milestone but she's down on her luck
and she's daily salooning about to make her hard earned buck
i was there

i believe where she'd stop him if she wants time to care
i believe that she'd look upon beside him to care
and i'd go by the lord and when she's on my way
but i don't belong there

no, i don't belong to her, i don't belong to anybody
she's my christ forsaken angel but she don't hear me cry
she's a lone hearted mystic and she cant carry on
when i'm there she's alright but then she's not when i'm gone

heaven knows that the answer, she's don't calling no one
she's the way, her sailing beauty for she's mine for the one
and i lost her hesitating by temptation lest it runs
but she don't holler me but i'm not there, i'm gone

now i'll cry tonight like i cried the night before
and i'm released on the heights in but i'll dream about the door
it's alone, she's forsaken by her fate, worse to tell
"it don't have approximation", she smiled, "fare thee well"

now when ill teach that lady i was born to love her
but she knows that the kingdom waits so high above her
and i run but i race but it's not too fast or slow
but i dont perceive her, i'm not there, i'm gone

well, it's all about confusion and i cry for her
well, i dont need anybody now beside me to tell
and its all affirmation i receive but its not
shes adorned by the beauty but she don't like the spot and she won't

yes, she's gone like the rainbow that shined yesterday
but now she's home beside me and i'd like her here to stay
she's a lone forsaken beauty and it's don't trust anyone
i wish i was beside her but i'm not there, i'm gone

well, it's too hard to stay here and i don't want to leave
its so bad but amusing when shes hard, too hard to leave
its a load, its a crime the way she haunt me around
but she told, wont you hate me? but [incomprehensible]

yes, i believe that its rightful, oh, i believe it in my mind
i been told like i said when i before carry on the grind
and shes on yet she told her like i said, carry on
i wish i was there to help her but i'm not there, im gone
1 /