i might be wrong

1 /
giberling giberling
ritmik radiohead parçası. dinlemesi kadar çalması da zevklidir. dinlerken hafiften sallanmak dinleyicinin istemi dışında gerçekleşir.

bas tablarını da vereyim tam olsun

g
d --0---3/5--3----- | ----3/8-3------ |
a
e

g
d --5-5-3-3---7-7-5-3---5-3-5-3-5-3-/-12-12-10-10---3-3-5-3-5-3-5-3-5--
a
e

g -----------5-------5-------
d ----5h-7-----5h-7-----7-5--
a --5------------------------
e
marla singer marla singer
radiohead'in en sağlam parçalarındandır (albüm: amnesiac, parça no: 5). tekrar tekrar dinlenilebilir. her dinleyişte farklı bir nokta keşfedilir, parçaya ve radiohead'e bir kez daha tapılır. bünyeyi feci yakar. ritmleri çok vurucudur. kötü ruh hallerinde kesinlikle dinlenilmemelidir.

i might be wrong
i might be wrong
i could have sworn
i saw a light coming on

i used to think
i used to think
there is no future left at all
i used to think

open up, begin again
let's go down the waterfall
think about the good times
and never look back
never look back

what would i do?
what would i do?
if i did not have you?

open up, let me in
let's go down the waterfall
have ourselves a good time
it's nothing at all
nothing at all
nothing at all
sevgimiz kısıtlandı sevgimiz kısıtlandı
muhtemeşem radiohead parçası.thom yorke'un solo albümünden the clock'la paralellik gösterir.hatta ve hatta çıkacak yeni albüm parçası bodysnatchers'la da bir alakası var bence.dinlemek gerekir,bir klasiktir.bu şarkıyı çalarken thom yorke'un yüzündeki huzura şahit olmak gerekir,hoştur,güzeldir.


paula schultz paula schultz
aşkta bize öğretilmiş kalıp yargıların dışına çıkmayı öğütleyen parçadır... hayır diyor thom yorke, gittin ve ben sensiz de iyiyim demiyor, olanca samimiyetiyle sen olmasan ne yapardım, boşver ne olduysa oldu gel beraber bi şelaleden atlayalım, her şey arkamızda kalsın diyor... umut ediyor, umut veriyor ve takdiri hak ediyor...
alkolikikon alkolikikon
radiohead' in, radiohead' den, radiohead' e radiohead... bu şarkıda tom york' u kafasında kavukla radiohead' i fethederken görüyorum. tersten dizimli, ihmalkarlıkla ve etraflıca saçılmış em ot kcab emoc uoy lliw ro temalı tamamlayıcı tıp.
myfakeplastic myfakeplastic
dağıtır.

http://www.dailymotion.com/video/xcu4hp_radiohead-i-might-be-wrong_music

yanlış olabilirim
yanlış olabilirim
yanlış olabilirim
yemin edebilirim
üzerime doğru gelen bi ışık gördüm
düşünürdüm
düşünürdüm
gelecek kalmadı
düşünürdüm
kendini aç
haydi şelaleden aşağı doğru inelim
güzel anları düşün
asla arkana bakma
asla arkana bakma
ne yapardım?
ne yapardım?
sana sahip olmasaydım
kendini aç ve beni içeri al
haydi şelaleden aşağı doğru inelim
i̇yi vakit geçirmemize izin ver
hepsi bu değil
hepsi değil
hepsi değil
myfakeplastic myfakeplastic
bizler lanetlenmiş değildik. ağrı ve zevk eşiğimiz biraz düşüktü o kadar. bizler kutsanmış da olmayabilirdik. bunu getiriyorsun aklına. sonra o da dağılıyor, 3.58 gibi kendini bile feshediyor şarkı. sarhoş olabilirim. dizlerinde asit birikmiş, ama ayakların devam ediyor yürümeye, ilk kez görüyorsun sanki burayı, yemin edebilirim kuzeyden geliyor ışık, kamaşmış olabilirim. sadece etkisi. yanlış olabilirim.

hadi şelaleden aşağı doğru inelim.
muhlis meydey muhlis meydey
yine çişim geldi. yine güneş ayı boğdu. yine sigara yandı. noktalar, virgüller gözüme battı. geri dönüp silemedim. başka şeyleri silemezken, noktayı virgülü silmek ayıp olur.
sen de duraksamışsındır kesin. kesin. şimdi yanılıyorsam beni dürtün. listelerinizden çıkarın. müzikle kafamı eşitledim. çalışmıyor. dur-du-run.
muhlis meydey muhlis meydey
kaldığım yerden, onun adıyla devam ediyorum,

şimdi dur-du-run bütün müzikleri, bakalım kim sağ kalacak, kim gerçekten ne gördüğünü tasvir edebilecek, ölümün tadını kim en gerçekçi haliye hissedebilecek? korkunun aliminyumla bulanmış paslı halini kim gerçekten hissedebilecek. şimdi şelaleden aşağı iniyoruz, uçurumu anladın mı? diye sorsam, anlamadım diyecek. sonuçta neyi anlayabiliyor ki, yanında kuruyup kalan bir ağaç olsa daha çok üzülürdü belki diye düşünüyorum. pastadan büyük bir ısırık alıyoruz. büyük bir yudum daha. temple grandin, duydunuz mu hiç,ölüm için ne dediğini hatırlayan var mı? temple cenazede tabuta çiçek bırakanlara kızmıştı, ne yaptıklarına anlam veremedi, sonra birisi, "veda ediyorlar" dedi. temple'ın cevabı keskin olacak şimdi,yorulduysanız okumayın; "ben onu son gördüğümde zaten veda etmiştim.."

şimdi sis gelsin, sevdiğimizden, sen ne zaman geriye dönsen yol da dönecek, şimdi kaybolalım, şelaleden inerken.demiştim ki, beni görmeyi denesen. görmüyorlar.. otur bak ne anlatacağım desem, anlayamaz, çünkü bu sesler sadece bana geliyorlar, kimsenin duyamayacağı garip ses topluluğu. üzgünüm, beni yordunuz çünkü,sizi düşünmekle çok vakit kaybettim bayım. ve siz hala konuşuyorsunuz. oysa benim içimdeki bu aşk; brugge'da yenen bir patates kızartması kadar keyifli, charles köprüsü kadar görkemli, dublin kadar neşeli, sacré-coeur kadar büyüleyici,triomphe de l'étoile tepesinden görünen paris manzarası kadar heyecanlı,cote d'azur sahilleri kadar sakin,belfast'ta bir ağaç kadar özgür,ulmer münster kadar gizemli,roma'nın palatino tepesi kadar sessiz,tokyo'daki shibuya meydanı kadar gürültülü,tibet'teki bir şerpa kadar yardımsever,kar adamı yeti kadar güçlü ve cape town'daki bir gün batışı kadar huzurluydu.

güzel bir düştüm, göremediniz. boş konuşmayı bırakınız.
ben bunu seni üzmek için yazdım.

ama sizin için, sizinle kalkışarak, sizlerle..
bizim şarkımız.
1 /