ibadet

1 /
solti solti
aslında kendi içlerinde derin felsefeleri ve sosyal yanları olan, hayatı anlamaya ve düzenlemeye yarayan; ama çoğu uygulayıcı tarafından anlamı sorgulanmadan yapıldığı ve üzerinde çok fazla düşünmeden olduğu gibi kabul edildiği için maalesef çoğunlukla şekilciliğe kaçan eylemler.
örneğin cuma namazı: ne olursa olsun tüm insanların tanrı nezdinde eşit değerde olduğunun muhteşem bir gösterimidir. çünkü safa durulduğu zaman, zenginle fakir, cahille profesör, güzelle çirkin, yaşlıyla genç, güçlüyle zayıf, zekiyle aptal, uzunla kısa yanyanadır. hiçbirinin diğerinden bir dirhem üstünlüğü yoktur. tanrının huzurunda tüm varlıklar, tüm statüler, tüm nitelikler eş değerdedir.
ya da oruç: ne güzel anlatır atasözümü "tok açın halinden anlamaz" diye. gerçekten de birisini tam manasıyla anlamak için onun yaşadıklarını yaşamak, onun hissettiklerini hissetmek gereklidir ki; ramazan ayı da tokun açı anlaması içindir. he tabi sahurda ve iftarda envai çeşit yemeklerden bol yenilerek fakirin hali nasl anlaşılır, o nokta da yanlış birşeyler olduğu kesin.
mesela zekat: durumu yerinde olan her zat gerçekten her yıl malının 40 ta birini verse, gene fakirler olurdu ama açlık sınırının altında yaşayan insan kalır mıydı?
ve ya namaz: namaz kılarken günde 5 kere allahın huzuruna çıktığını gerçekten hisseden birinin, bir kötülükten sonra o huzura tekrar çıkarken yüzü kızarmaz mıydı?

kimse kimsenin din algılayışı ve uygulayışına eleştiri getirme hakkına sahip değildir ama gerçekten benim için ciddi bir merak konusu "acaba yaratan kullarının kendisine sorgulamadan mı ibadet etmesini ister?".
bir diğer meakında bu kadar sosyal içerikli bir din varken "neden sol ideolojiler dine uzaktır" ve "neden dindar kesim benzer sosyal kavramları savunan sol ideolojiler yerine sağ ideolojileri daha çok yeğler"
gülümsün gülümsün
herhangi bir dine mensup olan insanların vecibelerini yerine getirmesidir ibadet. her dine göre farklılık gösterir. tek tanrılı dinlerde birçok ibadetin özü birdir; oruç tutmak gibi.
insanı manevi açıdan doyuran bir tür şükürdür ibadet.
bee veil bee veil
esasen hakkın kula emrettiği her şey aynı hikmetmiş. hem uzun hem kısa vadede, hem dünya hem ahrette kulun yararınaymış.
kulluğa girişte, öğreticiler öğrenicilerin nazarlarına, ibadetlerin kısa vadedeki ve dünyaya yönelik faydalarını verirmiş.
çünkü öğrenci'nin kafasındaki soru işaretleri bir şekilde kırılmalıymış.
örneğin, 'neden abdest?' sorusuna cevap olarak, vücuttaki kinetik enerjinin belli periyotlarda tahliyesi için denirmiş.
'pekiiii neden rükûda ellerin parmakları açık oluyorda secdede kapalı?' dense,
ilgili pozisyonlardaki kan dolaşımıyla ilgili bir durumdur bu diye karşılık verilirmiş.
bu yaklaşımı kanıksayanlara daha sonra ibadetin, hikmetinin yanı sıra bir emir olduğu için de yapılması gerektiği söylenirmiş.
ikinci kuru da bitirenler ise, bir büyüğün, "böyleyken böyledir de, esasen bizim için, hakkın emirlerini peygamberinin gösterdiği gibi yapıyor olmak da bize şeref olarak yeter." sözünü yavaş yavaş anlamaya başlayabilirmiş.
mesela hacda, 'ben şimdi niye 'bir taşı' başka küçük küçük taşlarla taşlıyorum?' diye bir soru gelse aklına, konuyla ilgili doyurucu bir kompozisyon yazabilecekken sıradaki taşı göderirmiş öbür taşa.
z3yn3p z3yn3p
ihlasla yapılması gerektiği mesnevi'de aşağıdaki hikaye ile anlatılandır.

hz. şuayb zamanında biri:

- ben şimdiye kadar birçok büyük kusur ve günahlar işlediğim halde allah'tan hiç bir ceza görmedim. aksine malım ve itibarım daha da arttı. demek ki allah günah ve isyanlarıma af nazarıyla muamele ediyor, dedi. hz. şuayb:

- yanılıyorsun. allah isyanı asla hoş görmez. eger bunun delilini bilmek istersen ibadetlerine bak. ibadetlerinden hiçbir zevk almaman bu günahlarının sonucu ve cezasıdır. nitekim tanrı, suçları pek örterim ben, dedi, sırlarını söylemem; belalara uğradığına ancak bir belirtiyi söyleyeyim: kişi kulluk ediyor, oruç tutuyor, dua ediyor; namaz kılıyor, zekat veriyor, daha da başka şeyler yapıyor hani.... fakat bir zerrecik bile can tadı bulamıyor. kulluğu güzel ama manası güzel değil; ceviz çok ama içleri yok. kulun ibadetlerine güzellik katan ondan alınan zevktir..... iç gerek ki tohum ağaç olsun. cansız şekil ancak hayaldir.
periyodik neşriyat periyodik neşriyat
vermektir.
tüm ibadetlerin özünde; insanın maddi ya da manevi varlığından fedakarlık etmesi, vermesi yatar.
çünkü insan, zamanla sahip olduklarının tahakkümü altına girip orada yaşamaya başlar.
çünkü insan, zamanla sahip olduklarına dönüşmeye başlar.
çünkü insan, zamanla diğer insanlara kendi sahip oldukları ve onların sahip oldukları kadar değer vermeye alışır.
çünkü insan, kendini beslediği sürece yalnızlaşır.
çünkü insan, sahip olduklarına ne kadar değer verir, onlara ne kadar bağlanırsa kaybettiklerine bağlı olarak o kadar eksilir.
çünkü gönül hoşluğuyla, rızasıyla vermek; kaybetmek değildir ve böylesi veren insan çoğalır, büyür, yükselir.

bu yüzden her ibadet, sizce değerli olanı ister sizden:
para, zaman; sabır, fedakarlık ve hoşgörü göstermeme lüksü gibi.
bunların uzunca bir listesi çıkarılabilir ama öz aynı:
sizce değerli olanı vermek, feda etmek.

bir dostunuza çok sevdiğiniz bir kitabı hediye ettiğinizde o kitabın varlığı büyür, ikinizin ve belki daha bir çok kişinin varlığında katmerlenir.

sadaka veya zekat verdiğinizde paranızın maddi değerinin manevi hayatınıza nüfuz etmesini engellersiniz; paranız madde olarak kalmaya devam eder.

hiç tanımadığınız birine, karşılık beklemeden, bir iyilik yaptığınızda çağdaş dünyanın size pompaladığı "almadan vermeme" düsturunu bertaraf etmiş olursunuz.

zamanınızı bölümlendirip namaza ayırırsanız, hızın hakim olduğu dünyamızda kendinize vakit ayırabilirsiniz.

amaçsız kaldığınızı düşündüğünüz sırada, hacca gitmek için verdiğiniz emek ve sarfettiğiniz gayret; size varolmak için yeni bir fırsat verebilir.

bütün bu edimleri ve benzerlerini kendi iradenizle yapmak size çok şey katar elbette;
ama tüm bunları kendi iradenizin ötesinde bir iradeyi kabul edip ona uyarak yaparsanız, bu fedakarlıkların size kazandırdıklarını kendi faydanıza kullanma zevkinden de feragat edip verme duygusunun en yüksek noktasına ulaşabilirsiniz.

"allah için seven, allah için buğz eden, allah için veren ve allah için men eden kimse îmanını kemâle erdirmiştir."
1 /