içerde

1 /
gülümsün gülümsün
ahmet arif şiiridir.

haberin var mı taş duvar?
demir kapı, kör pencere,
yastığım, ranzam, zincirim,
uğruna ölümlere gidip geldiğim,
zulamdaki mahzun resim,
haberin var mı?
görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
karanfil kokuyor cigaram
dağlarına bahar gelmiş memleketimin.
üçünbirinhesabıyapılmaz üçünbirinhesabıyapılmaz
2007 yapımı 2008 de izleme şansını bulduğum(uz) alexandre bustillo tarafından yönetilmiş bir fransız yapımı. korku filmlerinde yetersiz addedilen fransızlardan vahşet, gerilim, tabiki sanat içeren deneysel bir film. deneysel diyorum çünkü ben böyle bir şey görmedim. en uçlarda seyrediyor hikaye, artık korku filmi sevmeyen fransızların ilgisini çekmek için mi yoksa gerçekten sınırları zorlamak için mi bu kadar abartmışlar bilmiyorum. iyi bir deneyim olmuş fransız sinema tarihi açısından diye duyumlar var. afişinden anlaşılan iki lezbiyenin ölüm kalım savaşı olsa da konu o değil. niye öyle bir afiş yapmışlar bilinmiyor.
132 132
öncelikle:


memleketlerim var. durmadan değişen ben, durmadan birinden ötekine koşturuyorum. zaman ve hislerim hangisini seçerse kendimi o yere atıyorum. bir de dünya üzerindeki herhangi bir memlekette olmak istemediğim dönemler var, işte o zamanlar ursula iyi ki var. ama şimdi bu yeni dünya ihtiyacımın olduğu dönemlerden bahsetmiycem. ya bakın siz de dinlediniz "içerde"yi, içimi, şu an başka bir yerde olmak istiyorum ama engelliyorlar. sanki bu şehre sürgün edildim. pencereden baktığımda gördüğüm tek şey olan binaların hepsi birer zincirim olmuş. öyle bir bağlanmışım ki buraya, öyle bir bataklık ki içinde olduğum, farkındalıklarım ve harekete geçme gücüm bile kaçmama yardım edemiyor.
neyse ki görüşmecimin gönderdiği yeşil soğan masamın üstünde. benim cıgaram ise lavanta kokuyor. belli ki dağlarına yaz yaklaşmakta en sevdiğim memleketin, gider miyiz?
karsinoma karsinoma
uyarlama yapılır, uyarlamanın uyarlaması da yapılır. asıl mevzu hakkını verebilmektir.

köstebek (the departed) filmi daha ilk sahnelerinde bile toplumsal eleştiri barındıran bir filmdi.

leo'nun görevi kabul etme sahnesi olsun, matt'in mafya için yaptığı gönüllü köstebeklik olsun. öteki olmayı hiç bir solcunun yanına yaklaşamadığı kadar güzel anlatmıştır. (bu konuda birincilik ödülünü baba'ya (the god father) veririm. çekilmiş en iyi film olduğu gibi en yoğun anlatımlı giriş sahnesine sahip filmdir gözümde)

yap bakayım bunu da görelim. irlanda mafyası kürt uyuşturucu mafyası olsun, yakışıklı oğlan da akrabaları pkk'ya destek sağlayan bir polis adayı olsun. senaryo çok daha gerçekçi olur. alnından öperim o zaman seni. yok ama bizde propaganda yapmadan, başrolü kürt yapabilecek ne yönetmen var, ne de yapımcı. izleyici var mı yok mu bilemem.

jack amcayı kendi hesapları olan mit muhbiri yap bakalım. görelim mit'in nasıl kolayca kandırılabileceğini. zira köstebek'in son sahnesinde jack amca tam olarak fbi'ın nasıl kandırıldığını anlatmıştı.

yap bakayım tüm karakterlerini sakat. ruhları çürümüş bir yığın tip. kimin kime çalıştığı belli olmayan bir ortamı kur. tüm bu insanların kendi hesapları olsun. aslında herkesin ufak ufak jack'ler olduğunu, tüm toplumun bu halde olduğunu söyle bakayım. köstebek'in sonuna doğru jack'in yancısı olan tip "biz milletçe köstebeğiz" diyordu. söyle bakalım bunu hem gizli, hem aleni.

yap bakayım filmin en ezik karakterini ana karakter. sürekli canı için endişelenmesini göster bakalım seyirciye. kana verdiği o iğrenme tepkisini göster. hiç de sert olmayan o adamın hayatını mahfeden görevden ne kadar usandığını göster.

adaleti sağlamaya çalışırken kendi memurunu kurban eden amiri izlet bize. sonunda adaleti falan sağlayamasın, tek yapabildiği intikam alabilmek olsun. göster bunları.

daha bir çok şey yazabilirim aslında ama demek istediğimi anlattım sanırsam. köstebek'i güzel yapan şey içerdiği bu mesajlardı. yoksa sikmişim ajanlık meselesini. bir sürü daha heyecanlı yapım var uyarlanabilecek o konuda.

not: daha öncede sleepers heba edilmiş. neredeyse tamamı adalet arayışı üzerine kurulu olan film bok edilmiş. reklamlarından takip etmiştim, sürekli bir aşk bocalaması, bir arkadaşlık sömürüsü olarak uyarlanmıştı.

not2: evet sadece reklamlarını izleyerek türk dizilerini takip edebilirsiniz, konuyu da karakterleri de anlarsınız.
moreover moreover
çevremden efsane yorumlarını duydum ve izledim. spoiler yememek için yorumları da okumadım. şu an okuyorum dövüş sahneleri mükemmel denmiş.

mükemmel değildi. belirli mekanizmalar yerleştirilmiş ve aşırı derecede yavaş bir gösteriydi.yani bir adama diğeri saldiracakken sırasını bekliyor gibiydi. olmamış,etkilenmedim.rtük sağolsun kanlar yoktu :)

herkesin bu diziye efsane demesinin sebebi şudur: insanları şaşırtmak. kızmayacağınız tepkiye kızarsanız karşınızdakini düşündürürsünüz ve büyük yer kaplarsiniz. tamamen beyindeki ağlarla alakalı.

seyirci toplamak için güzel manipülasyon.ancak ilk 13 bölüm istediğiniz gibi gidip sonrasında sihirli anneme dönüşebilir.
peynirlekonusanadam peynirlekonusanadam
dizi mevcut türk yapımlara nazaran bir tık önde.ancak şu bizim dizi mantığı 2,5 saatlik manyaklıktan kurtulması gerekiyor bence.
oyunculara gelirsek , gazeteci kız baya baya seme tipi mevcut.oyunculuk inanılmaz vasat.bariz sırıtıyor dizide.
1 /