içimdeki ben

notorious possession notorious possession
rüzgarın çiğdem kokularını kendine sakladığı gibi kendime saklamak istiyorum seni, sadece ben takmalıyım yıldızları saçlarına, sadece ben bakmalıyım o en derin maviyle gözlerine, gecelerin tütsülerinde yanlızlıktan simsiyah olan avuçlarını ben açmalıyım, biraz senden bir tutamda benden koymalıyım tat versin diye hayatmıza. sağnak sağnak yağdırsam ya gündüzünü, derman olsam ya en onulmaz yaralarına gaybına dair. artık kucaklamak istemiyorum sabahlarını, gücüm kalmadı gecelerini aşmaya. bu savaş bu gece bitsin istiyorum.
2000 miles 2000 miles
çoğu zaman dışından rol yapsa da insanın tüm abartılardan uzak yalın tarafı için kullanılan tabir.
senin yerine koymaya çalıştığım şeylerden bir hayat oluşturdum ben kendime…kendime itiraf edecek kadar cesur olamasam da çoğu zaman böyle…çocukluğum her çocuk gibi eğlenmekle oynamakla geçmişti en büyük derdim hala komplex edindiğim abimden uzun olmak arzusuydu, olamadı…ama şunu anladım hayatta rekabet etmem gereken tek kişi abim değildi. abim belki de bu kişilerden en masumuydu. büyüdükçe masumiyetler kayboldu rekabet kızıştı, abim bu cadı kazanında beni deve dikenlerine karşı savunan bir kahraman olmuştu, kahramanımdı. ama yine de bu devedikenleriyle yalnız başa çıkmalıydım. büyüdükçe insan en çok da uçsuz bucaksız hayal kuran, önünde kocaman duran hayatta neler yapabileceğinin hayalini kuran o masum çocuğu arıyor. zaman geçiyor insan büyüdükçe, hayalleri küçülüyor maalesef…gerçek dünya büyüdükçe bizi o toz pembe dünyadan uzaklaştırıyor. mesela artık daha fazla düşünüyorsun her şey için, babanı daha iyi anlıyorsun büyüdükçe, kafanı yastığa koyup düşünmeye başladığında anlıyorsun kendindeki değişimi, artık hiçbir şeyin çocukluktaki gibi olamayacağını, o günlerin en güzel günler olduğunu…
dedim ya her çocuk gibi geçti benim çocukluğum, anlayamadan büyüdüm belki de, genç yetişkinliğin başındayım şimdi… şimdi bir yandan toplumun yüklediği sorumlulukları yerine getirmeye, bir yandan bu devedikenlerinden beni koruyan ailemi artık onlara musallat olmaya başlayan devedikenlerine karşı korumaya, onların da hayat hengamesinde unuttukları unutmak zorunda kaldıklarını hayallerinden en azından bir kaçını gerçek yapmaya çalışıyor, bir yandan da hayallerimin arkasından koşmak istiyorum.
haliyle hepsi bir arada olmuyor bu zaman kadar hep bencil olup önce ben demiştim, artık önceliğim ailem ve toplumun beklentileri…
ardından ise hayallerimin peşinden gitmek istiyorum. bunu yapabilmek için diğerlerini mümkün olduğunca kısa sürede bitirmem gerektiği su götürmez bir gerçek.
evet dedim ya artık masallar dünyasında değil gerçek hayatta yaşıyorum, erkek olduğum için bir beyaz atlı prens bekleyip hayallerimin gerçek olmasını da bekleyemem, benim için yapılacak tek şey çalışmak.
kendimi yeniden anlamlandırmaya çalıştığım bir dönemin başlarında hayatıma çıkıvermiştin sen, başıma gelen her güzel şey gibi kısa bir mutlulukla gittin. ama hayatım o zamandan sonra hiç eskisi gibi olmadı, kendimi senin hayallerindeki adam olabilmek için epey bir hırpaladım. kendi hayalimde bir adamın doğmasına hiçbir şans vermeden hemde…
genç yetişkin olduğum şu günlerde içimde derin bir yer etmiş senin hayalindeki adam olmaya çalışan ben ile, kendi olmaya çalışan ve ona göre daha küçük olan ben savaş halinde şimdi.
ben bu savaşta başlarda o yabancıdan yanaydım, kendimi inkar edip bir başkası olmaya çalıştıkça bir şeyleri hep daha berbat ettiğimin farkına vardım. şimdi bu savaşın anlamsızlığını bilsem de içimdeki seni yok edebilecek bir yol arıyorum ama o kadar inkar etmişim ki kendimi o kadar semirtmişim ki içimdeki yabancıyı, baktığımda kendimi göremiyorum.
artık birisinin beyaz atlı prensi olmak için değil, birisinin süper kahramanı olmak için değil yalnızca içimdeki benin istediği adam olmak için nefes alacağım,
belki bir daha karşılaşmayız ama bence sen de hayatına sihirli değnekle dokunacak periyi bekleme yalnızca ona ulaşmak için içindeki seni hazırla. rüzgar her zaman insanın arkasından esmiyor çünkü, bazen ters rüzgarlar da oluyor, halbuki kendi sandalının küreği kendi elinde olursa belki yavaş gidersin ama istediğin yere doğru gidersin….
monochromelife monochromelife
bir zaman koptum sevdiğimden,
dalından düşen incir gibi
önce dağıldım, içimin incileri saçıldı
sonra içim..
içim çürüttü beni.

tanım: ruhumuzun benliğini hissetmesi ile oluşturulmuş söz öbeğidir.
paradiseintheworld paradiseintheworld
adalet, nedir yahu sizce?

bugün düşündüm de buraya yazmayalı uzun zaman oldu.öyle bir içimdekileri dökeyim diyorum.düşünüyorum da bu aralar bazen yaşayamıyorum,nefes alamıyorum,sürekli sigaraya başlayıp bırakıyorum.benim yaşadıklarım mı fazla yoksa saçma düşünmemi sağlayacak şeyler mi yaşıyorum bende bilmiyorum esasında bu bilinmemezlikte hiçbir şey yapmamaktan geliyor belki de... sürekli aynı şeyleri yapıyorum okula gidiyorum her sabah,aynı yurtta her sabah aynı kahvaltıyı yapıyorum,aynı sigarayı içime çekiyorum,her sabah aynı servise biniyorum sonra hep aynı hocalar dersime giriyor,aynı sıfatlarla karşılaşıyorum sürekli,tek düze kalmış bir kuyunun içerisinde dönüp dolaşıyorum.
nerede kalmıştık en başta ''adalet'' nereden mi geldim bu kanıya?
bir sakin olalım ilk önce, ben istemeyerek geldim bu hayata sanırım buradan başlamak istiyorum.bana sorulmadı yaşamak ve yaşayacaklarım.yazgımı ben kuramadım belki de... öylesine hiçsizlik içerisinde yaşıyorum.adresi olmayan bir mektup gibiyim belki de nereye varacağım hiç belli değil.bazen de çılgıncasına köpüren dalgalar kadar asiyim hangi dalgakıranda dizginleşecek duygularım nerede huzur bulacak bende bilmiyorum.
birvarmisbiryokmus birvarmisbiryokmus
bugünü ona ayır dedi. sekiz yıl+bugün... gönüllü çıkardım hatıraları sandıktan. gerçek sandık bak. hatıralarda gerçekti bir zamanlar; ama şimdi rüya gibi hayal gibi... içimdeki ben bugün onu istedi, özledi... "hadi ona gidelim ağlayalım haykıra haykıra özleyelim" dedi. geldik şimdi gelebileceğimiz en dip noktaya, hayat onsuz anlamsız cümlelerine. artısı eksisi neymiş ona bakıyor şimdi içimdeki ben...

bu arada ben onları izliyorum... işleri bitince hayat devam ediyor akışında numara yapmaya devam edeceğim...