idioglossia

1 /
fenriz fenriz
bir pain of salvation şarkısı. the perfect element adlı albümün beşinci sırasında yer alır. albümün en iyi parçalarından biridir. nakarattaki melodi ashesla aynıdır ama sözler farklıdır (ki bu bence mükemmel birşey). genel olarak mükemmel olan bir albümde ön plana çıkan bir şarkı.

"as i search through the ashes
for someone to blame
i'm afraid to see my face "
iao iao
en önemli ve bilinen özelliği ashes ile bağlantısıdır. sözlerdeki gidişata göre, -şarkı sırasından da bağımsız- ashes daha önceki duraktır. hala ikinci bir kişinin adı zikredilmektedir, daha intikamcı bir hava vardır. ama idioglossia'da kişisel, daha içe dönüşe yönelik bir hava; bunla gelebilecek kişisel bir yıkımın emaresi görülür. ama bu da tam anlamıyla sağlıklı bir dönüş değildir ki bunu da ashes'a dönen nakaratlarla ve son bölümde idrak etmek mümkün.

it all comes back to me

face to the floor
heart in my mouth
my forehead hits the pavement
again - numb - again
sharing this humility
a circle of humanity
momentarily black in me
immomentarily black
so black

memory leave me be
close that eye leave love blind

when outcome is preceded
by an outlet that is needed
we forget all but the circle
as soon as the ends have met
as soon as the ends have met

i scratch the surface and see
someone better than me
where did i suffer that loss?
what was taken from me?

as i search through the ashes
for someone to blame
i'm afraid to see my face
as i walk through the ashes
i whisper your name
meeting you have forced me
to meet myself

this blood proves me right
in that the last move is all that
counts if the beasts must bite
vow to the floor
oath to the taste of dust
in my mouth - never!
i bite the words - never again!
will i let anyone else finish
i'll be the end of every way

memory let it die left behind
leave me blind

despite all these words
not one could express
what i had inside
living was to hide

kneeling in whirlpools
of pink champagne
celebrating the bravery of my pain
something broke
and no water could ever wash
the anger from that first stain

i scratched the surface to find
someone wicked and blind
where did it come to that end?
why can't these scars ever mend?

memories...

i have swallowed all these tears
thought they'd be gone
after all these years
now this heart is waking up
with a new hunger
for my own blood

as i search through the ashes
for someone to blame
i'm afraid to see my face
as i walk through the ashes
i whisper your name
meeting you have forced me
to meet myself

face to the ground
heart in their mouth foreheads hit the pavement
again - numb - again
sharing my hostility
a streetful of insanity
this is payback for every
tear in me, hole in me
black in me - black!

memory history agony
let me see that hideous
idioglossia that formed me

despite all these words
not one could express
what i had inside
living was to hide

for every time you froze me out
for every punch every shout
for not believing in me
for your stupidity
for stealing what could have been
me

it all comes back to you

is this all i am?
darkelf darkelf
as i search through the ashes
for someone to blame
i'm afraid to see my face

as i walk through the ashes
i whisper your name
meeting you have forced me
to meet myself

sözleri olayı bitirir. arkasından da "morning on earth" ve hemen akabinde "reconciliation" dinlenilir.
bu nasıl bir albümdür böyle.
yok satan nihilist bakkal yok satan nihilist bakkal
pain of salvation'ın the perfect element albümünde bulunan müzikal olarak aşmış, yardırmış bir şarkıdır. başındaki bas partisyonları ve şarkının bütününü kaplayan davul partisyonları muazzamdır.

daniel gildenlöw harika seslendirmiştir.

"as i search through the ashes
for someone to blame
i'm afraid to see my face
as i walk through the ashes
i whisper your name
meeting you have forced me
to meet myself"

şarkının bu kısmı harikadır.

ayrıca altıncı nesil bir yazarın mahlasıdır.
tokyo nights osaka mornings tokyo nights osaka mornings
"bazen hiç haketemeyen insanlar üzülüyor ya şöyle... oklavayı alıp bir yerlerine sokasım geliyor benim o üzen insanlara."

üzülmeyi kesinlikle haketmeyen nice bir yazar o. bir de etrafındakilerin sözünü dinlese.
asitane asitane
afacan kardeştir kendisi, beni de ifşa ettiğine göre çok fena azar işitmeyi haketti. gölgesi gibi takip ettiğimden ayağını denk almasını tavsiye ediyorum. *
tokyo nights osaka mornings tokyo nights osaka mornings
benden sonraki 1 numaralı artizdir. ayrıca çaktırmasam da değer verdiğimdir, hani bazı kişiler olur ya sizi ne zaman isterseniz dinlerler, size yardım ederler öyle biridir o işte. heh ben bunun benim için bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum brütüs. hani iyi biridir, konuşursun, dertleşirsin, süperdir gibiydi. ama geçen gün kendisine karşı yaptığım mal bir davranış üzerine "sinirlendim. umarım bir daha olmaz." diyince çok pis içime oturdu. özür dilerim diyorum, hı bu beni affediyor, önemli değil diyor da ben kendimi affedemiyorum. ben nasıl yaptım cidden öyle bir şey diyip duruyorum.

o günden sonra fark ettim ki, bu önemli biri işte benim için. önemsiyormuşum yani bunu.

neyse, uzatmaya ne mahal var efenim. bugün kendisine ilk kez kızarttığım patateslerin fotoğrafını göndermiş idim, ama göremeden oflayn* oldu sanırım. ama buna üzülmedim. ehehe. neyse.

candır, iyi ki vardır. bunu neden şimdi söyledim bilmiyorum ama, söylemek istedim brütüs. içime oturmuş idi. *

edith piaf: şu güne kadar önemsediğim topu topu 5 kişi olmuştur sayın idioglossia, değerini biliniz.
tokyo nights osaka mornings tokyo nights osaka mornings
ankara'da kokoreçi nerede yiyeceğini hala öğrenememiş yazardır.

tunalı kıtır'ın o mükemmel ötesi kokoreçini hiç yememiştir belli, hala çiftlik miftlik demektedir.

bak yine aklıma geldi, tunalı time yapıp yine bi tam ekmek kokoreç mi yesek kıtır'dan... barda da otururuz, soğuk bir de bira bitirdikten sonra... mm.
tokyo nights osaka mornings tokyo nights osaka mornings
ehem. öncelikle merhaba. evet, facebook'um kapalı, evet bugün 22 temmuz ve evet, arkadaşlarının isimlerini unutan ben bugünü hatırlıyorum.

sanırım seninle tanışalı da 1 yıl filan oluyor, çünkü geçen yıl, o saçma sapan forumda adına doğum günü başlığı açılmıştı ve ben aynen şöyle söylenmiştim: "aman. gıcık. sinir şey. ne kutlicam ya." ve kutlamamıştım doğum gününü. o günler belki de benim için en sinir bozucu kişiydin. belki arada sırada hala öylesin, ehe. değilsin elbette. ama şöyle bir düşününce... zaman gerçekten hızla geçip gidiyor ve biz bunu fark edemiyoruz. ancak ne kadar çabuk geçerse geçsin, böyle kısa bir sürede seni tanıdığım için belki de çok mutluyum. ve belki de seni birazcık da olsa anlayabildiğim için. dediğim gibi, uzun bir süredir tanımıyorum seni, ama tanıma fırsatım olsaydı eğer mutlu idiyo'yu tanımak isterdim ben. her zaman böyle gergin olmayan, kimi zamanlar sadece boşa vakit geçirip gülen idiyo'yu. hatta sana kaç kere söyledim bunu bilmiyorum, "eğer bi gün gerçekten mutlu olursan, bana haber ver. o halini tanımak istiyorum."

ama belki de, sen hep mutlu olsan benden sıkılırdın. çok mutlu olan biri, başka bir durmadan gülen, hep mutlu olan birinin yanında sıkılırdı değil mi? hım.. bence evet sıkılırdı. eeö. konuyu toparlayamıyorum. ama sanki her şey sana gute nacht demem ve senin "asıl sana nah" diye beni terslemen gibi yeni. sayın idiyo, belki sen çoğu zaman benim için sevgili günlük oldun, belki çoğu kişiye anlatamadığım şeyleri sana anlatabildim. ama bunun üzerine "neden hep bana anlatıyor insanlar derdini" diye düşünme, çünkü herkes dinleyemiyor senin gibi. ve eğer ki bir nebze ben de seni dinleyebilmişsem ne mutlu bana.

işte bir yıl böyle geçti. sabahın beşinde attığım "let the sun shine!" mesajlarıyla, çoğu zaman müzik dolu konuşmalarla, dertler ve üzüntülerle ve çoğu zaman anlaşmazlıklarla... evet bu giriyi 00.00 sularında kaydetmek gibi hayallerim vardı, hoş olacaktı! ama kelimeleri toparlamam ve onlarla oynamam.. eh biraz uzun sürdü. nice mutlu yıllara idiyo, evet bu facebook doğum günü listesinde görülüp "iyi ki varsın" tadında bir samimiyetsizlik değil, sevmiyorsun filan ama, beni ilgilendirmez arkadaş. iyi ki varsın işte. iyi ki olacaksın.

ehe. tanım: bugün doğum günü olan nice insandır. hep buralarda olsundur. iyi ki doğmuştur. *
1 /