iftar

1 /
lightblue lightblue
devlet yurdunda yapılmaya çalışıldığında işkenceye dönüşebilen bişeymiş. restoranın önünde bulunan -yılan misali kıvrım kıvrım kıvranmış- sıra bitecek gibi değilken, fast food'a yöneldim, ama o da ne aynı sıradan bir tane de orada vardı. yurdun önündeki büfeye göz atayım dedim, orası da ana baba günüydü. ne yaptım, aç kaldım evet.
amy amy
tek başına yapıldığında çok hüzünlü olur.. evinizde pişirdiğiniz tek çeşit yemek zevk vermez.. yiyemezsiniz zaten.. iştahınız olmaz tüm günün açlığına rağmen.. nerde dersiniz annemin önce o sıcacık çorbası, sonra zeytinyağlı taze fasulyesi.. pilavsız da olmaz hani... ortaya salatası, tatlısı, ıvırı, zıvırı.. sizde olan bir tabak yemektir. tek başına olduğunuz için bitmez diye çeşit çeşt yemek yapmazsınız.. zaten vaktiniz de olmaz..
tüm sülale toplanmak daha da keyiflidir.. her kafadan bir ses çıkar.. teyzeler amcalar, çoluk çocuk.. dağ gibi bulaşık, bardak bardak çay.. neşe..
ramazanın, oruç tutmanın, iftar yapmanın en güzel yönü de bu değilmidir zaten.. birlik beraberlik, huzur, neşe.. hiçbirini yaşayamadan geçti gitti bir ramazan daha..
saçmaladı yine bu saçmaladı yine bu
ramazanda akşam vakti okunan ezanla beraber patlayan topla beraber başlayan zamandır. sabah ezanına dek sürer. aynı zamanda kendi şehriniz için hala iftar beklerken doğudaki diğer şehirdekilerin kürdanla diş karıştırma bölümüne geçtiğini düşündüğünüzde "daha doğuda bir şehirde olsaydım keşke" diye iç çektiren vakittir bazen.
kabelebeyse kabelebeyse
yalnız başınıza gerçekleştirecekseniz hiç tadı tuzu olmayan, hatta normal akşam yemeklerinen farklı olarak msn listenizi tek tek "hadi hayırlı iftarlar" diyerek yolladıktan sonra tam anlamıyla bir başınıza kalmanız sebebiyle bi de üstüne yürek burkan burun sızlatan boyun ağrıtan hadise.
zeus zeus
ateşte pişen bir aş ile başlanılmaması gereken yemek, ramazan ayında her gün büyük bir azim ile beklenen zamandır..

ondan dolayı dalından kopup masamıza kadar gelmiş, soframıza misafir olmuş vefakâr zeytindir aklıma ilk gelen iftar denince..


msn'ime gelen sorular doğrultusunda edit;

#1
- diyetisyen mi oldun lan bu ne?!
- abi öyle değil olay, yamulmuyorsam kitapta yazıyor, sağlık açısında bi olayımız yok, olay dinsel..
- hmmmm..

#2
- ateşte pişen derken?!
- abi ateş işte..
- ?!
- ocak, fırın, mangal, barbekü, köz, kazan, yanardağ (!)
- hmmm..
venom venom
tahminime göre suç olaylarının en yoğun yaşanabileceği vakittir.
herkesin evinde olmaya çalıştığı/büyük çoğunun evinde olduğu vakitlerde sokaklar bomboş olmakta, haliyle araç çalma işi, dışarıda halledilen her türlü yasadışı iş (fuhuş, cinayet vs.) daha kolay hale gelebilir.
eğer bir ev izlenmiş ve başka bir eve iftara gittiği tesbit edilmişse soymak için en basit hedeftir.

yani bu vakitlerde dikkatli olmak gerekir.
maia maia
ramazan ayında günün en güzel vaktidir; hele bugünkü gibi "iftara daha var. " nasılsa diye düşünüp kafanızı yastığa koyduğunuz anda hocanın ezana başlaması ile vakti gelen bir iftarsa... ne diyelim. mis mis.
dişikartal8 dişikartal8
özellikle avrupa'daki bir şehirde* yolu gözlenense bir türlü gelmek bilmeyen zamandır. türkiye'dekiler oruçlarını açalı iki saat olmuştur, siz ise artık akşam yemeği için (bence) geç sayılacak bir saatte (20:35) iftar vaktinin gelmesi için dakikaları sayar durursunuz.
yine de en tatlı bekleyişlerden biridir...
amele mektebi amele mektebi
antalya'nın sıcağında tüm gün dışarda gezmiş olmanın susuzluğuyla haddinden fazla gelmesini istediğim nirvanaya ulaşma anı.ölüyorum ulan!
1 /