iftarlık gazoz

1 /
garipbiadam garipbiadam
29 ocakta vizyona girecek bir yüksel aksu filmi. başrollerinde cem yılmaz, berat efe parlar oynayacak imiş. merak ile beklemekteyim. öyle müthiş bir şey beklemememe rağmen fragmanı içimi ısıttı.
qatal qatal
1.5 saat bir şeyler anlatayım, son 10 dakika ağlatıp, evlerine göndereyim temalı bir film. yine de şu sıralar türk filmlerinin genel durumuna bakılırsa onların yanında iyi olarak değerlendirilebilir. cem yılmaz ve başroldeki çocuğun oyunculukları oldukça iyi.
james hetfield ın dayıoğlu james hetfield ın dayıoğlu
başrolündeki çocuk geçen yıl poyraz karayel'de dikkatimi çekmişti. poyraz'ın oğlu sinan'ın yancısıydı, "hepinizi evinizden aldırırım olm" repliği ile yarmıştı. filmde de canavar gibi oynamış. (bkz: #13925382)

bir de plajdaki teyzeyi nereden bulmuşlar bilmiyorum ama kadın o kadar iyiydi ki, kendisini gırtlaklayasım geldi.

keyifle izlenebilen güzel bir film. izleyiniz efendim. ama noolur cinemaximum'da izlemeyin, 2 bilete 40 lira ödeyip, tamı tamına 29 dakika reklam + fragman izleyince insanın tepesi atabiliyor çünkü.
smyrnahk smyrnahk
sevdim mi sevmedim mi emin olamadığım film. cem yılmazdan beklenmeyecek film. son 10 dksı ağlatıyor hem de baya ağladım ben.

spoiler
yalnız ana temasının "hem müslüman hem solcu olunur" olduğunu düşündüğüm için rahatsız olduğumu düşünüyorum. filmin mesajı bu galiba. yoksa oyunculuklara lafım yok
spoiler bitti
waidmanns heil waidmanns heil
spoiler içerebilir.

ortalama üstü sayılabilecek bir senaryo yaz, araya komiklikler şakalar koy, zaman zaman güldürsün-eğlendirsin, az biraz macera serpiştir, sonra yaylıların (özellikle de kemanların) hayvani bir giriş yaptığı insanı duygulanmaya iten bir müzik eşliğinde olayları acıklı bir hale getir, birileri vurulsun, ölsün, ailesinden kopsun, bütün salon ağlasın, filmden çıkınca da "ay ne kadar güzeldi, çok ağladık şekerim siz de gidin kesin" diyerek birbirini ağlamaya teşvik etsin insanlar, sinemacı da parayı götürsün. son dönemde gişede başarılı olan her 10 türk filminden 8-9'u bu formatta. hay yapacağınız işe artık.

"bu memlekette zamanında sağcı-solcu kavgası olmasa, 80 ihtilali olmasa bu 2000'lerin sineması ne anlatacaktı?" sorusunu bir kez daha sordum bu filmden çıkınca. kimsenin acısına, kayıplarına bir şey dediğim yok. gerçekten de çok zor günler yaşanmış bu ülkede. allah böyle günleri göstermesin bir daha. bunun edebiyata, sinemaya yansımaması da tabi ki mümkün değil. ama yeter artık. bu konuyla ilgili onlarca, yüzlerce film çekildi. çağan ırmak'tan tut osman sınav'a kadar ne kadar yönetmen/yapımcı varsa bu konuda en az bir filmi vardır. gülelim kafamız dağılsın diye zamanında sinemaya izleme gittiğimiz vizontele tuuba'nın bile sonunu buna bağladınız, zırıl zırıl ağladı millet. ne istiyorsunuz. artık yeter lan. cidden bu günleri yaşamamış olsaydı bu ülke, galiba hala seks filmi çekmeye devam ediyor olurdu türk sineması.

biraz filmden konuşacak olursak genel olarak oyunculuk mükemmel. zaten cem yılmaz'ı eleştirmek kimsenin haddi değil. başka bir boyutta o adam. çocuk oyuncular da hiçbir şekilde sırıtmadılar, kırk yıllık oyuncu gibilerdi. plajdaki teyzeyle ilgili söyleyecek bir şey bulamıyorum. o kadar içten, o kadar bizden ancak aynı zamanda o kadar absürd bir karakterdi ki. "yarıldım" tabirini gönül rahatlığıyla kullanabilirim. la fontaine'nin ezildiği, ezop'un yüceltildiği, ağustos böceği ve karınca hikayesine bambaşka bir bakış açısının kazandırıldığı, 74 dünya kupası finali için teravih namazına ara verilen eğlenceli bir filmdi. son 10-15 dakikayı çıkarırsam, filmden gerçekten büyük zevk aldım.

ayrıca henüz 2. dakikada olan penaltının senaryo içerisinde bu kadar güzel yerleştirilmesi de çok hoşuma gitti. sepp maier batı almanya'yı zora soktu belki ama tam anlamıyla kurtardı cem yılmaz'ı. zaten almanya o maçı 2-1 kazandı sonra, maier'in canı sağolsun. *
sophones sophones
bir daha para verip türk filmine gitmeme kararımı çiğnediğim ancak sonrasında yine aynı şekilde karar verdiren filmdir

bu rejisör bozuntuları bunlara film diyorlar değil mi? yazık! böyle bir senaryo için çıkıp televizyonlarda 3 ay 5 ay uğraştık filan diyorlar değil mi? yalan!

kafa arkadaşlarınla oturup kahve içerken 1 saatte yazarsın bu filmi! zaten yöreye ait olan şeyleri çıkar filmden ortada başka bir şey yok. ee sen de oralısın zaten usta. konuya hakimsin. şimdi bunu bize film diye yedirdin değil mi? sonuna da koy ağlak bir sahne ve fonda müzik (babam ve oğlum stayla). çıkışa yakın gözleri de doldurttun mu? tamam oldu sana film! tabi yersen!

ben buna film diyemiyorum. cem yılmaz ve berat'ın müthiş performanslarını ayrı tutuyorum ama kayıp 2 saatimin hesabını kimden sorayım?
1 /