iftira

1 /
ozge ozge
kompleksli, gözünü kin bürümüş, aşırı hırs sahibi insanların yerini ve mevkiisini kıskandıkları kişileri alçaltmak amacıyla çamur atma halidir.
misuf misuf
insanın hayatı boyunca oluşturduğu her şeyin temeline konan dinamittir. yapmadığı aşikar olan, insanların "x mi? yapmaz canım öyle şey.." dedikleri kişiyi en ağır suçlarla itham etmektir. insanlıktan nasibini almamış kişilerin sırf kendi çıkarlarını düşünmeleri ve hayal dünyalarının genişliği sonucunda yalanların en büyüğünü söylemeleridir. bu tür insanlar 'ben merkezli' dünyada yaşarlar, kendi hayatlarını başkalarının hayatlarının odak noktası zannederler. bunun getirdiği körlüktür işte iftiraya neden olan.. gözlerini yalan bürümüş bu insanlar herkesi kendileri gibi art niyetli zannetmekle kalmayıp, onlara yapılan iyilikleri de çok çabuk unuturlar. sanki o iyilikleri yapan ile iftira attıkları kişi farklı kişilerdir. aslında haklıdırlar biraz da.. onlara layık olan davranışları sergilememiştir asla sonunda iftiraya maruz kalan kişi.. onları anlamaya, destek olmaya, korumaya çalışmıştır her zaman, her şeye rağmen. nereden bilsindir ki aslında layık oldukları davranış, aşağılamak, hakir görmek, aynı şekilde iftira atmaktır?

(bkz: büyümek)
tutkal tutkal
sevdiği kişiyi alde etmek için yapılabilir. çünkü sevdiği kişinin başka sevdiği vardır ve aralarını bozmak ister. daha doğrusu işin aslını astarını bilmediği için olaya istemeden karışır. sevdiğini üzdüğünün farkında değildir kendi sevgisini kazanmak için. gerçek seven böyle olmaz. gerçek seven sevdiğinin mutlulupu için köşesine çekilmeye razı olur ve bırakır. eğer ki sevdiği de onu seviyorsa geri döner. döndüğü için de hiçbir zaman pişman olmaz.
füçır füçır
bence insanın başına gelmeden öneminin hayal edilemeyeceği mefhumlardan.

basit bir şey gibi duruyor ama insanın çoğu zaman karakterine ve ruhuna değen, olmadığı gibi görünmesine sebep olan ithamlar.

"ben sallamam arkadaş, kendimi biliyorsam sorun yok!" demesi kolay, lakin bu ülke çocuğa tecavüz ettiği için öldürülen ve sonra masum çıkan insanları da gördü. allah kuru iftiradan saklasın. yaşı var mı ki, neden kuru, bunu hep beraber düşünelim.


yürüyen maktul yürüyen maktul
âise 14-15 yaslarinda iken benu mustalik (müreysi') gazâsina resulullah'la beraber katildi. gazâ dönüsü tuvalet için geride kalmasi yüzünden iftiraya ugradi; savasa ganimet için katilan münafiklar hz. âise'nin, gecikmesi sebebiyle, kâfilenin ardindan yaninda ashabtan safvan ile birlikte geldigini görünce bunu kötü sözlerle ve çirkin bir sekilde yorumladilar. yolda bu dedikodulara bazi müslümanlar da karisinca hz. âise çok üzüldü; medine'ye gelince hastalandi. iftira, dedikodu etrafa yayilmisti. atesi yükselerek yataga düstü. bu arada kendisini fazla aramayan rasûlullah'tan izin isteyerek babasi ebû bekir'in evine gitti. orada bir müddet kaldi; sabirla bekledi. bu arada rasûlullah diger hanimlarina ve sahâbeden en yakinlarina âise'nin durumunun ne olabilecegini sordu. hepsi de hz. âise'nin temiz ve suçsuz oldugunu söylediler; "peygamberini fenaliklardan koruyan cenâb-i hak, size böyle bir seyi revâ görmez, sabreyleyin" dediler.aradan bir ay gibi uzun bir zaman geçinceye kadar danismalarini sabirla sürdüren resulullah, sonunda hz. ebû bekir'in evine ugradi. hz. âise'yi, anne, babasi ve sahâbeden bir hanimla aglar buldu: "ya âise, senin için bana söyle söyle söylediler. eğer sen, dedikleri gibi degilsen; allah'u teâlâ yakinda senin dogrulugunu tasdik eder. eğer bir günah islediysen, tövbe ve istigfar eyle! allah'u teâlâ, günahina tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. " buyurdular. resulullah'in mübarek sesini isitince aglamayi kesen hz. âise babasina bakip cevap vermesini istedi. hz. ebû bekir ve âise'nin annesi böyle söylentilere ve dedi-kodu yapanlara sadece sasirdiklarini söylediler. hz. âise ise: "allah'u teâlâ'ya yemin ederim ki kulaginiza gelen lâflarin hepsi yalandir, iftiradir, allah biliyor ki benim bir seyden haberim yoktur. yapmadigim bir seye evet dedigimde kendime iftira etmis olurum. sabretmek iyidir. onlarin söyledigi sey için allah'u teâlâ'dan yardim bekliyorum." dedi. günahsiz oldugundan, kalbinin temizligi ile ve kendinden emin olarak bekledi .bu sirada hz. peygamber (s.a.s.)'in yüzünde vahiy alâmetleri belirdi. hz. ebû bekir, resulullah'in basinin altina bir yastik koyup üzerine çarsaf örterek beklediler. vahiy tamamlaninca resulullah terlemis yüzünü örtünün altindan kaldirarak: "müjdeler olsun sana ey âise! allah'u teâlâ seni temize çikardi. senin pak olduguna sahit oldu." deyip kur'an'daki nûr suresinden, o an nazil olunan 10 ayeti okudu. hz. ebû bekir hemen kalkip kizi âise'yi basindan öptü, "kalk, resulullah'a tesekkür et." dedi. kendisi için ayet inecegini aklindan geçirmeyen âise saskinlik içinde: "hayir kalkmam baba vallahi kalkmam. allah'u teâlâ'dan baskasina sükretmem. çünkü rabbim beni ayet-i kerîme ile methetti." dedi. ama, çok sevindi. iftirada bulunanlar zamanla hakîr ve zelîl oldular.
1 /