ihsan şener

gerekirse çılgın atarım gerekirse çılgın atarım
akp milletvekili olan şahsiyet.

istiklal savaşı yok,şehitlikler temsili diyebilen bir imam hatipli.atatürk ün saltanatı yıkmak için böyle bir senaryo uydurduğunu düşünüyor.

ihsan şener belki meclise yakışmıyor ama akp ye cuk oturmuş.mehmet akif ersoy da yalancıdır artık akp lilere göre.
rick blaine rick blaine
bu adam hem ordu'nun hem de akp'nin yüzkarasıdır. ama ne ordulular ne de muhalifi olmama rağmen akp'liler üzülmesin, utanmasın.
çünkü ben ordu'nun da karadeniz insanının da vatanseverliliğini bilirim. bu adam ifadeleri sonrası akp ankara milletvekili olan ülker güzel bile "kanım dondu" demiştir.
bu zihniyeti tümüyle akp'ye de mal etmemek lazımdır.
yine de bu tür düşünen bir insan nasıl milletvekilliği sandalyesinde oturtuluyor, başka insan yokmuş gibi neden bu insanlar seçiliyor? akp yönetiminin açıklaması gereken asıl budur. ama sessiz kalarak hem bu kişiyi desteklemiş oluyor hem de koskoca bir millete, kendi milletlerine hakaret ediyorlar.
ihsan şener'in iddiası "türk kurtuluş savaşı" hiç olmadığı yönünde. sözüm ona o dönem ankara hükümeti kendi meşruluğunu sağlama almak için bunları uydurmuş, abartmış. zira ege'deki şehitliklerin de hepsi temsili imiş. yunan tarihinde ege savaşı diye bir savaş da hiç olmamış zaten.
ihsan şener kendinden o kadar emin ki "bakalım tarih kimi haklı çıkaracak" diye adeta meydan da okuyor.
var mı böyle bir şey? oturup ağlamak lazım. gerçekten de ağlamak lazım.
atatürk'ü sevmezsiz, devrimlerinden tiksinirsin, herşeyinle kendini osmanlı sistemine, şeriat düzenine adamışsındır. hepsini anlarım ve benimsemesem de saygı da duyarım. ama bu nedir? aynı kitaba, aynı dine inanıyoruz sn. ihsan şener, nefret bu kadar mı gözünü bürüdü de iftiranın en kirlisine, en adisine başvurdun be adam!
bizim kurtuluş savaşı'mızı yunanlılar elbette bu isimle anmazlar. onlar için küçük asya bozgunu'dur bunun adı. bu bozgundan sorumlu tutulanlar kurşuna dizilerek ya da hapislere sokularak cezalandırılmışlardır. ege'de yunanlılar ile bir savaşın olmadığı söyleyen ihsan şener bilmelidir ki ege'nin hemen her yöresinde yapılan bağımsızlık mücadelelerinde sadece ege insanları, efeler çarpışmamıştır yunanlılar ile... milletvekili olduğu ordu'dan gelen mehmetçikler de olmuştur, güneydoğu'dan gelen kürtlerde, erzurum'dan gelen dadaşlarda... heryerden... hatta bugün türkiye cumhuriyeti sınırları içinde olmayan yerlerden bile.
şehitlikler temsili demiş ihsan şener... ya ne olacaktı ya? bu kadar saçma bir iddia olabilir mi? savaşarak ilerliyorsunuz, koskoca bir ordu 30 ağutos günü afyon'dan yola çıkıyor ve 10 gün sonra, 9 eylül'de izmir'de sonlanıyor bu koşu... bugün izmir afyon arası 327 kilometre. yani her allah'ın günü yaklaşık 35 kilometre koşarak, ilerleyerek ama aynı zamanda savaşarak ilerlemiş askerlerimiz. düşmanın zulmünden gına gelmiş zira... yeter ki bitsin diye, yeter ki düşman biraz daha az zarar versin diye güçlerinin son damlasına kadar kullanmışlar... yine de önleyemediği kayıplarımız olmuş. hem sivil vatandaşlardan hem de kendi içlerinden. o dönem şartları içinde bu şehitler elbette ki en kısa zamanda toprağa verilmiştir. ama yöre insanı kendisi için şehit olan bu insanların hiç olmazsa sonradan anısını yaşatmak üzere anıtını dikmiştir ya da diktirmiştir. anıtların altında bedenler olmayabilir. çok doğaldır da bu. ama bu durum budur diye, ufacık bir mantık üretmekten yoksun bu kafanın tüm olan biteni hayali diye nitelendirmesi rezillik.
kurtuluş savaşı sırasında ailesinden, yakınlarından o çarpışmalara katılmayan birileri olabilir mi o dönem bu topraklarda yaşayanlar içinde... ihsan şener böyle buyurmuş. bu atatürk'e falan değil, doğrudan millete hakarettir. ne yapalım, yunanlılar'dan özür dileyip tazminat mı ödeyelim. biz kiminle savaştık o zaman? yoksa kimse ile savaşmadık mı?
yazıktır, ayıptır, günahtır yahu. kendinize saygınıza saygınız yok, bayrağınıza olsun, şehitlerinize olsun, bu topraklar üzerinde yaşayan insanlarınıza olsun hiç olmazsa.
mustafa kemal'i ve arkadaşlarını karalamak için öylesine bir gözü dönmüşlük var ki iş bu boyutlara varıyor.
üstelik bunu yapan kişi de bir milletvekili, üstelik inkılap tarihi doktorası yaptığını söylüyor.
ama neyse ki allah'ın sopası yok misali kurtuluş savaşımızın değil de ihsan şener'in bu inkılap tarihi doktorasının düzmece olduğu anlaşılıyor. doktora eğitimine başlamak için girdiği sınavı bile kazanamamış. bu yüzden bazı derslere misafir öğrenci statüsünde girebilmiş. allah'ından bulur inşallah...
ülkenin dört bir yanından gelip yaşadığım ege'nin topraklarında kanını dökmüş, canını teslim etmiş nice şehitlerimizin mezarlarında kemiklerini sızlattı.
bu gibiler kurtuluş savaşı olmadı diyor. sonra da 19 mayıs törenlerini çağdışı diye kaldırmaya kalktıklarında tepki gösteren insanları paranoyak diye suçluyorlar.
rick blaine rick blaine
sabahattin selek'in "anadolu ihtilali" kitabi'ndan alıntıdır
büyük tearuzdan sonra yunanistan'da durum...
9 eylül'de türk ordusu izmir'e geldiğinde; dağınık yunan birlikleri, anadolu topraklarından henüz tamamen çekilmemişlerdi. son birlikler, çeşme ve urla'dan 18 eylül'de ayrıldılar. fransızların çanakkale boğazını boşaltma tarihi; 19 eylül'dür. ancak ingilizler, bu kıyılarda daha da dayatacak ve ancak 6 ekim'de yerlerini terk edeceklerdir. trakya hala yunanlıların işgali altındadır.
bu bölgede; ingiliz, fransız ve italyan askerleri de vardır. hatta yunanistan macerayı devam ettirmek üzere bir tümeni tekirdağ'a çıkartmıştır. fakat yunanistan artık bezgindir.
anadolu'dan kaçabilen yunan birlikleri, midilli, sakız ve sisam adalarında toplanmışlardı.
artık, anadolu'da yaşanan felaketler ve maceralar için, yunanistan'da bir sorumlu, bir suçlu bulmak gerekmektedir. çünkü "molohlar kurban ister." (moloh bir finike tanrısı idi. ve ona insanlar canlı olarak kurban edilirdi.)
ancak ne gariptir ki; bu faciaya sorumlu arayanlar, facianın baş sorumlusu olan ve savaş içinde iktidardan düşen venizelos'un yani asıl suçlunun etrafında toplanmışlardır.
24 eylül 1922'de midilli, sakız ve sisam adalarında isyanlar çıktı. yönetim venizelos'çu subayların eline geçti. donanma da onlarla birleşti. trakya da isyana katıldı. selanik ayaklandı. atina'ya; krala ve hükümete karşı kesin uyarı verildi. tüm felaketlerden sorumlu olarak, hükümetteki ahali partisi suçlandı. ihtilalın başında anadolu'dan kaçan, general pangalos, albay plastiras ve gonatas vardı. plastiras lider olarak sivrildi. 27 eylül'de kral tahtını ve ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
kurulan "ihtilalcı halk mahkemesi" suçluları yargıladı. 20 aralık 1922'de başbakan gounaris, dış işleri bakanı baltacis, milli savunma bakanı teotokis, anadolu orduları baş komutanı hacı anesti, liderlerden protopapadikis, stratus ve kral ailesinden olup anadolu'da bir kolorduya komuta etmiş olan prens andrew idama mahkûm edildi.
prens andrew hariç diğerlerinin cezaları infaz edildi. prens andrew ingiltere'nin müdahalesi sonucu kurtuldu.
not: prens andrew; şimdiki ingiltere kraliçesi elizabeth'in eşi filip'in babasıdır.

bu gibiler kurtuluş savaşı olmadı diyor. sonra da 19 mayıs törenlerini çağdışı diye kaldırmaya kalktıklarında tepki gösteren insanları paranoyak diye suçluyorlar.
paleface paleface
sinan oğan'ın 10 haziran 2014 tarihinde tbmm'de;

"ışid terör örgütü musul başkonsolosluğumuzun etrafını sarmış haberin var mı senin?"

sözlerine;

"delilin var mı delilin? atma"

diye sallayan sözde milletvekilidir.




11 haziran 2014'te olan için;

(bkz: musul da türk başkonsolosluğu nun basılması)

işte ismi bir adamın iki dudağından çıkmasına bakan sözde sandık demokrasisinin ürünü, böyle adamları milletvekili yapar sevgili kardeşim.