ihtiyaç olunmayan bölüm okuyup işsizim demek

yararlı bakteri
hangi bölüme ne zaman ihtiyaç duyulacağı belli olmayan memlekette olası haldir. söz gelimi ben üniversiteye başladığımda fen-edebiyat okuyanlara son sınıfta formasyon veriliyor ve mezun olunca öğretmen ataması yapılıyordu direkt (düşünün o kadar eski mezuniyetim). tam 4. sınıfa geldim "formasyon kaldırıldı" dediler. öğretmen olup hemen atanacağım diye başladığım okuldan potansiyel işsiz olarak mezun oldum keza biyolog olarak yıllar boyu pek bir devlet alımı da yapılmadı (genelde sayfa sayfa imam ilanı vardı osym alımlarında.).

bir dönem hemşirelik alımları çok düşük kpss ile yapılıyordu herkes üniversite sınavında hemşireliğe yüklendi, daha 4 yıl dolmadan kpss' ler fırladı gitti.

gündemin bile anlık değiştiği memlekette neyin garantisi var ki bölümün ihtiyaç istatistiğine bel bağlayacaksın. önce bölüm seçeceksin, sonra mezun olup iş bulmak için dua edeceksin; allah'a emanet artık.
düş doktoru
size bir tavsiye vereyim hiçbir zaman bir dönem popüler olan bölümleri tercih etmeyin. eniştem 81'li, onun zamanında işletme bile iyi bölümmüş. düşünün :d
ben 4 sene önce bi gazla pdrye gittim. ben girdiğim sene kpssde 32 puanla atanılıyordu. 32 ya. şu an 90 alan arkadaşım atanamıyor. ben de atanamadım, işsizlikten şu an bu giriyi yazıyorum :d

bu ülkede yarın ne olacağı hiç belli olmaz. çok fazla reklamı yapılan bölümlere yığın olacağı, arz-talep dengesinin alabora olacağı, kadroların hınca hınç dolacağı belli bir şey. o yüzden çok öyle aman aman olmasa da iş bulma şansınız olan, hatta pek bilinmeyen ama kadrosu olan bölümleri araştırın. benim bildiğim dört meslek vardı, doktorluk, avukatlık, öğretmenlik, psikologluk. son ikisinin birleştiği bir mesleğe gittim. çok iyi bir puanım vardı, eğer araştırsaydım şu an çok daha iyi bir kariyer çizmiş olabilirdim kendime.

ders başarısıyla bitmiyor iş. ne yapacağınızı bilmelisiniz. zamanında okul birincisiydim ancak şu an en iyi ihtimalle köy öğretmeni olacağım. olabilsem takla ata ata giderim.

sırf okumuş olmak için okumayın. müzecilik diye bölüm var mesela. okuyanı da var. napcan sen şimdi müzecilik okuyup? osman hamdi bey misin sen? ülkenin 4te 3ü arkeolog. kişi başına birer tane tarihi eser bile düşmez sayıya vursan. böyle bölümlere gitmek açıkçası enayilik, göz göre bunu bari yapmayın.

he ben istihdam oranına, türkiyedeki ihtiyaca, açık kadrolara, mezun sayısına bakarak gittim. yine noldu? sonuçta ben de açıktayım, arkeolog da. hani kendinizi göz göre göre ateşe atmayın ama yine de beklemediğiniz şeyler olabilir, bu sizin suçunuz değil. mesleğimden falan umudu kestim ben. ticarete atılmalıydık belki de. neyse siktir edin şimdi onu da, kafe açayım diyorum. beklerim hepinizi.
6
lora blood
işte böyle düşünen salakların yetiştiği ülkedir.
ülke de okunulupta ekmeğini iyi yiyenler sadece doktorlar ve hukukçular. diğerleri de bir şeyler yapıyor ama bunlar kadar değil. ayrıca bunların dışında üniversite okuyanların kaçta kaçı kendi mesleğini yapıyor orası da muamma.
ülkede bu kadar üniversite okunmaması için engel varken, ona rağmen üniversitelerin bölümlerinden mezun olanlar kendi işini yapamıyorsa, bu kişinin değil, devletin suçudur.
mesela ben halkla ilişkiler mezunuyum ama hiç kendi işimi yapamadım. çünkü ülkede ki bir çok firmada halkla ilişkiler mantığı, ya resepsiyonist ya da satış elemanı. halkla ilişkiler işini gerçekten yapanlar sadece büyük firmalar. onlarda sayıca az ve binlerce mezunu olan bu bölümün elemanlarına verecekleri kadar işleri yok.
ben eğer bu ülkede yeteneğime göre değil de, maddi gelirine göre iş seçersem, ameliyatta hastanın içinde neşter unutan bir doktor ya da ceza alınmaması gereken bir hukuksal süreçte 10 yıl hapis cezasına çarptırılmanıza neden olan avukatlar gibi olabilirim.

gelişip büyümeyen bir ülkeye, bu kadar donanımlı bir halk fazla.
o yüzden her işte çalışırım demeyin. azıcık verdiğiniz emeğe saygınız olsun. çünkü ben sırf iş olsun diye çalıştığım bir sektöre senelerimi verdim ve şu an işsizim. o sektörde iş bulmam neredeyse imkansız hale geldiği için... devlet çıkıpta; şu an siz bu kadar adamı bu sektörde çalıştırıyorsunuz ama yarın bu adamların sonu ne olacak demeyip, aldığı paraya bakarsa, bugün ben işsiz de olurum, onlarda niye acaba bizim ekonomimiz kötü diye düşünüp, bir sonuca varamazlar..
ondandır ki; işsizseniz kendi mesleğinizin dışında hiçbir işte çalışıp, sadece kendi cebini doldurmayı düşünen bu adamlara prim vermeyin. batıyorsanız, bırakın onlarda batsın. hepimiz batalım. bakın o zaman nasıl yola geliyorlar.
yemekten çıkan kıl
ihtiyaç olunmayan bölüm yoktur, farklı alanlarda ihtiyaç yaratamayacak kadar vizyonsuz bir yönetim vardır. türkiye bu konuda maalesef bir ışık gösterememektedir. atatürk'ün lafından yola çıktığınızda ülkemiz hızla hayat damarlarından birini koparmaya doğru yol almaktadır.

bunun en önemli göstergesi de üniversite sınavlarında ilk 10-20 bine giren parlak zekaların çoğunlukla tıp,eczacılık,diş hekimliği veya birkaç kalburüstü mühendislik bölümünü tercih etmeleridir. kendi acılarından tabiki de haklılar gidip fizik bölümü veya ekonomi, konservatuar gibi alanlara yonelemezler çünkü iş yok,gelecek aydınlık değil. bu da türkiye'nin yetiştirebildiği zekaların hep tek tip ve sınırlı sosyal yeteneklerde olmasına yol açacaktır.
louis aragon
boğaziçi matematik öğretmenliği hiç unutmuyorum 2004 öss de 381 puanla öğrenci aldı.

bu puana tüm soruları doğru yanıtlayan tümöğrenciler değil tüm soruları doğru yanıtlayabilen 0.24 öğretmenlik için ek puanı olan öğretmen liselerinden mezun olanlar alabiliyordu.

aradan geçmiş 13 yıl atanamayan sürüyle matematikçi var. adam gibi eğitim politikası olmayan yönteticiler üniversite mezunlarına şimdi iş beğenmiyor diyor.

içtiğimiz içkiye karışan devlet acaba insanların okuyacakları bölüme neden karışmıyor?
çok büyük soru işareti.

resim öğretmenine dönercide çalışmıyor diye iş beğenmiyor diyemezsiniz.
maraba sevdası
benim arkadasimdir bu. ne kadar salak ki, 2008 de, yuksek talep olan, itu gemi insaati ve muhendisligi bolumune kaydoluyor. oss siralamasi 8000 falan. sonra bu zor muhendisligi basariyla bitiriyor, bir bakiyor ki is yok! iste salaklik, sen neden 4 sene sonra talebi olmayacak bolume girdin de okudun.

salaklik devam ediyor, uzerine bir de yuksek lisans yapiyor ayni bolumde, bir farki olsun diye, ama gene yok. talep yok anasini satayim.

koskoca ituyu bitiren adam salak, sutcu imam isletme okuyup aylik 2000 liraya muhasebe kaydi tutan adam akilli. cunku turkiye boyle bir ulke. haklisiniz. tasaga almiyorum, gercekten haklisiniz.
rainthequeen
ihtiyaç olunan bölüm okunduğunda da değişmeyecek olan durumdur işsizlik nitekim istihdam alanı az olan meslekler çoğunlukta artık ülkede. kallavi olan bölümler harici yurdum insanı işsizlikle cebelleşiyor bu bir gerçek. dönem dönem değişebiliyor tabii revaçta olan bölümler ama bu değişkenliğin olumlu etkilerinden çok olumsuz etkileri mevcut iş arayan adaylara.

ayrıca bunca torpilin,alaverenin dalaverenin döndüğü bir ülkede okunan bölüm de itibarsızlaşıyor haliyle. o yüzden kimse ihtiyaç olan/olmayan bölüm diye ilişkilendirmesin durumu. yan gelip yatan milletvekillerinin rahatlığı ve aldıkları haddi hesabı olmayan maaşları ortada,üniversite sınavından tutun iş bulmaya kadar torpili araya sokan,beceriksizlerin gevşek tutumları ortada? eee? nerede kaldı daha hak edenin hakkını alabildiği bir düzen?

yok üstadım yok. arada onca faktör varken işsizlik de olur,işsizliğe çanak tutan da.
fark ettim
ihtiyaç olmayan bölüm nedir diye sormak gerekir? kamuda ihtiyaç duyulan kadrolara göre bölüm açmak kastediliyorsa kendi alanımla ilgili birkaç ufak hatrı sayılır yerlere dokunmak istiyorum.
1906 yılında atomun varlığı kesin kez kabul edildi. ne demek bu, o zamanlarda bizim coğrafyamızda namık kemal okumak yasaktı! kuantum (kuvantum yazımını da gördüm hiç mantıklı değil) mekaniği gelişti. 1930'larda anti-parçacık (eksi enerjili parçacıklar) matematik olarak varlığı kanıtlandı. şimdi avrupa'da bilim insanları çarpıştırıcılarda deney yapıyorlar hala. fizik öğretmenlerine ihtiyaç yok deyip fizik bölümlerini kapatalım mı? yıllardır fizik bilimine ve kuramsal, deneysel fizik alanlarında çalışan bilim insanlarına ihtiyacımız var. ali kuşçu'dan bu yana (o meşhur fatih sultan mehmet dönemi); dünya, evren, matematikle ilgili çalışan bilim insanlarımızın sayısı neden az! ay'ın haritasını çıkartık efendiler tarih 15. asır! sonra kamu ihtiyacına göre mi doğa bilimleri bölümleri açmlaıyız? ihtiyaç yok mu? kaç yüzyıldır frenk diyarında, hindistan'da (20. yy başında, genç bir hindistanlı çocuk einstein'a mektup yazıp, süper katılarla ilgili kuramlsa çalışmalarını bildirdi. geçen hafta süper katı üretildi!), asya'da deli gibi, doğa bilimleriyle ilgilenen insanlara burs, hayat imkanı, çalışma koşulu sağlanıyor ve uluslar arası etkinlikler düzenleniyor.
fizik okuyan gençler, sizin için potansiyel işsiz göründükçe; özellikle müslüman teba bu sözüme dikkat etsin, sizin inancınızda allah'ın yarattığı evreni hristiyan, musevi, ateist... ilh. bilim insanlarından öğrenirsiniz. sonra müslümanlar neden bu halde? bilmem, fatiha suresine bir bak istersen. yaradan rabbinin adıyla oku!