ihtiyarlık

wildboy wildboy
bir orhan veli şiiri

benim, bardağın, sürahinin
önümüzdesin rengin uçmuş.
bu eski, sevdiğim bir duruş;
elin içinde benimkinin.

içelim! madem ömrümüz hoş
geçmiş, tatmamışız ayrılık.
madem ne bardağımız kırık
madem ne de sürahimiz boş.

bir gün ikimizden birimiz
içmek.veya doldurmak için
burada olmayabiliriz.
road and trip road and trip
orhan veli'nin takma ad olarak kullandığı mehmet ali sel ismi ile, 15.2.1937 tarihinde varlık'ta yayımladığı şukela şiiri.

fransız hellens'den

benim, bardağın, sürahinin
önümüzdesin; rengin uçmuş.
bu eski, sevdiğim bir duruş;
elin içinde benimkinin.

içelim! madem ömrümüz hoş
geçmiş, tatmamışız ayrılık.
madem ne bardağımız kırık
madem ne de sürahimiz boş.

bir gün ikimizden birimiz
içmek veya doldurmak için
burada olmayabiliriz.
mavisinek kolscc mavisinek kolscc
dünya genelinde farklı farklı pek çok inanışta hürmet gösterilmesi gereken insan sıfatı, bu hürmeti hak edecek insanların sahip olması gereken özellikler bütünü. bu kelimeyi yaşlılık kelimesiyle karıştırmamak gerekir. çünkü her ihtiyar yaşlıdır fakat her yaşlı ihtiyar olmayabilir. ihtiyarlara gösterilmesi öğütlenen veya emredilen hürmetin gerekleri de bu noktada önemini ortaya koyuyor.

görece belli bir yaşı almış ve bu sebeple birtakım ihtiyaçlarını tek başına gideremeyen, çevresindeki insanlara pek çok konuda muhtaç olan insanlara saygı, sevgi ve hürmet gösterme düşüncesi toplumların gerek dini inanış gerekse kültürel değerleri vesilesiyle nesillerce aktarılagelmiştir. bu insanlar çocukları, akrabaları veya tanıdığı insanlarca korunup kollanmış, bazı toplumlarda ise devlet eliyle gözetilmiştir. yaşlılık ise bu durumdan farklı olarak insan yaşının nicelik bakımından artmasından ibaret daha göreceli bir anlama sahiptir. böyle bir anlam ayrımından sonra ihtiyarlığın bizim toplumumuzda nasıl bir yeri olduğuna bazı gözlem ve düşüncelerime de yer vererek değinmek istiyorum. burada bahsettiğim düşüncelerim toplumun belirli bir kesimini veya değerini hedef almak amacıyla yazılmış değildir.

insanların doğumundan itibaren yerine getirmesi gerektiği düşünülen gelişim görevleri bulunuyor. bu görevler bireyin içinde bulunduğu yaş aralığı içinde yerine getirilemezse yaş ilerledikçe kişiliğe zarar veren birtakım sonuçları olabiliyor. işte bu görevleri yerine getiren ve bu şekilde yaşlanan insana ihtiyar diyoruz. ihtiyarlık insanın bedenen çöküşe geçtiği bir dönemde psikolojik olarak ihtiyaç duyduğu kuvvetin en üst düzeyde olduğu yaş aralığıdır.

peki bu gelişim görevleri ihtiyarlığı nasıl şekillendiriyor?
bu noktadaki en önemli başlık geçmişe olan bakış açısı. bireyin geçmiş yaşantısına dair duygu ve düşünceleri olumlu bir seyir izliyorsa diğer gelişim görevleri sırasıyla geliyor. örneğin, fiziksel yıkılıma uyum sağlama, yeni nesle yol gösterme, yaş grubuyla pozitif ilişkiler kurma vb. fakat geçirdiği ve sonuna yaklaştığı ömürden memnuniyet duymayan, pişmanlıklarını sık sık dile getirerek ruh bunalımlarını çevresine hissettiren ve kalan ömründen çok geçen yıllarına dönük yaşayan bireyler genel manasıyla gelişim görevlerini yaşamlarının çeşitli dönemlerinde yerine getirememiş, getiremediği için bu hale gelmiş oluyor. bu durumdaki bireylerin ne kendine ne de çevresine bir faydası dokunur.

çevremizde bu tür insanlarla çok karşılaşmaktayız. birtakım maddi imkansızlıklar sebebiyle gençliğinde hedeflediği hayatı elde edememiş ve zorlu şartlarda evladına sahip olduğundan daha iyi bir yaşam hazırlamak için didinmiş yaşlı insanlar var, olmaya devam edecek. fakat belirli bir kitle de var ki bir önceki paragrafta belirttiğim olumsuz durumları daha canlı tasvirlerle anlatmak bu girinin asıl amacıydı. bu tip insanlar yaşlı oldukları için kendinden sonra gelen nesillerden hürmet bekleyen ama ihtiyarlığın o naif ve yumuşak havasından en ufak bir esinti bile taşıyamayacak olan varlıklardır. ellerinde veya keselerinde geçmişten getirdikleri hiçbir güzellik yoktur ki dillerinde olsun. konuşmayı bilirler fakat hayır konuşmazlar, ölmüşlerin ardından yaptıklarını sayarlar. çevresindeki insanları kendilerine bakmakla yükümlü görüp söz geçirmeye çalışırlar. üstelik bunu yaparken çirkef ve ahlaksızdırlar. kendinden sonraki nesli "insanlar ne der?" ruhsuzluğuyla yetiştirdiği ve böyle bir kesim içinde yaşadığı için çoluk çocuğunun onu sokağa atamayacağını düşünür. pek çok konuda sözüm ona tiril tiril ihtiyarken maddi konularda çatır çatır delikanlı olur, haklarını kurda kuşa yem etmezler. insanları kendinden uzaklaştırmak, nefretlerini kazanmak için elinden geleni yapıyormuşçasına yaşar ve bunun sonuçlarını sonuna kadar hak ederler.
bu konuda içimdeki zehri ortaya saçmış gibi davrandığımı hissediyorum fakat yaşanılandan ziyade pek çok vakitteki gözlemlerim beni bu düşüncelere sürüklüyor. böyle düşündüğüm için rahatsızlık duymuyorum ve her insanın yaşadığı yıl benden birkaç kat fazla diye ona güleryüz göstermek istemiyorum. böyle olmaması için de uğraşacağım.

tüm bu bahsettiğim iç karartıcı konulardan en güzel yıllarının madalyalarını yakasında taşıyarak sıyrılıp çıkan o güzel ihtiyarların, sevdikleriyle nice güzel ve sağlıklı günler geçirmelerini temenni ediyor, çevresinde bir yerlerde böyle ihtiyar yakınlara sahip olanlara da onlara iyi bakmalarını tavsiye ediyorum.