iki keklik

1 /
songoku songoku
orhan hakalmaz ın yorumladığı yedi karanfil den dinlenmesi ayrı bir keyif olan türkü

iki keklik bir kayada ötüyor
ötme de keklik derdim bana yetiyor aman aman yetiyor
annesine kara da haber gidiyor
yazması oyalı kundurası boyalı
yar benim aman aman yar benim
uzun da geceler gir koynuma yar benim aman aman
yar benim

iki keklik bir derede su içer
dertli de keklik dertsizlere dert açar aman aman dert açar
buna yanık sevda derler tez geçer
yazması oyalı kundurası boyalı
yar benim aman aman yar benim
uzun da geceler gir koynuma yar benim aman aman
yar benim

iki keklik bir kayada yaslanır
teke de bıçak gümüş kında paslanır aman aman paslanır
bir gün olur deli gönül uslanır
kirmizi kirmizi
erkan oğur'da sözler de değişir, yorum da..

iki de keklik bir derede imanımda ötüyor
ötme de keklik benim de derdim artıyor, sana hayran, artıyor
emine hanım konyak içmiş karyolada yatıyor
yazması oyalı kundurası boyalı
yar, yar benim olsan
uzun da geceler, delim yâri heceler
yar, yar, benim olsan
emine hanım yeni çıkmış imanımda hamamdan
yazması oyalı, kundurası boyalı
yar, yar, benim olsan
uzun da geceler, delim yari heceler
yar, yar, benim olsan
mahesvaras mahesvaras
bu türküyü her dinlediğimde hafızama kazınmış hatıralarım canlanıverir aniden, tutamam kendimi bazen.

nedenini bilmiyorum ama ilköğretim yıllarımdan belleğimde kalan en net anımı çağrıştırır bana bu türkü. o zamanlar müzik derslerinde flüt çalmak çok popülerdi, hala öyle mi bilmiyorum. müzik öğretmenimiz bize flüt çalmayı öğretmez, onun yerine derse bağlamasıyla gelir ve bütün ders boyunca hem çalar hem de türkü söylerdi. tabi biz de çoğu zaman ona katılır, hep beraber bütün sınıf bağıra bağıra söylerdik. hatta bazen diğer sınıflar rahatsız olurdu bundan.

müzik öğretmenim bağlamasını eline alır, tahtanın önündeki iskemlesine oturur, bacak bacak üzerine atar ve o gür sesiyle sanki türküyü o yazmış gibi öylesine yürekten söylerdi ki türkü içimize işlerdi. belki de bu yüzden o müzik derslerinden hafızamda arta kalan tek şey öğretmenimin bu türküyü söylediği halidir. ne zaman dinlesem kulağımda yankılanır onun sesi.

bu türkünün gerçekten de kendine özgü, farklı ve biraz da mistik bir havası, tadı var; dinlerken insanın içinden bir şeyler kopuverir sanki; dinledikçe dinleyesi gelir insanın.

memleketimin, balıkesir'imin türküsüdür ve asıl sözleri aşağıdaki gibidir.

iki de keklik bir kayada ötüyor,
ötme de keklik derdim bana yetiyor,
(aman aman yetiyor)
annesine kara da haber gidiyor.
yazması oyalı kundurası boyalı,
(yar benim aman aman yar benim)
uzun da geceler yar boynuma sar benim.
(aman aman sar beni)

iki de keklik bir derede su içer,
dertli de keklik dertsizlere dert açar,
(aman aman dert açar)
ona yanık sevda derler tez geçer.
yazması oyalı kundurası boyalı,
(yar benim aman aman yar benim)
uzun da geceler yar boynuma sar benim.
(aman aman sar beni)

dinleyen birçok kişi bu türküyü sevmiş olacak ki zamanla dillere dolanmış ve benim bildiğim kadarıyla kubat, sümer ezgü, orhan hakalmaz, arzu şahin, erkan oğur ve nurettin rençber gibi isimlerce yorumlanmıştır.

yukarıda saydığım kişilerin dilinden sırasıyla şöyledir efendim;

kubat

sümer ezgü

orhan hakalmaz

arzu şahin

erkan oğur

nurettin rençber


bunlardan ayrı olarak benim bilmediğim başka sanatçılar tarafından da yorumlanmış olabilir. yukarıda verdiğim kişiler içerisinde bu türküyü en farklı yorumlayan şüphesiz erkan oğur'dur. kubat gibi değildir, orhan hakalmaz gibi değildir o, çok farklıdır, ağırdır, oldukaça derindir.
bu türkünün elazığ versiyonu farklıdır ve orjinalinden ayrıştırılmıştır. erkan oğur da elazığ versiyonunu söyler ve sözleri aşağıdaki gibidir.

iki de keklik bir derede imanımda ötüyor
ötme de keklik benim de derdim artıyor, kölen olam, artıyor
emine hanım konyak içmiş karyolada yatıyor
yazması oyalı kundurası boyalı
yar, yar, benim olsan
uzun da geceler, delim yari heceler
yar, yar, benim olsan
emine hanım yeni çıkmış imanımda hamamdan
yazması oyalı, kundurası boyalı
yar, yar, benim olsan
uzun da geceler, delim yari heceler
yar, yar, benim olsan

anadolu'da türküler yaşanmış olaylara dayanırmış. iki kekliğin ise gerçek hikayesini henüz bilmemekle beraber internette şu hikayeye rastladım.

balıkesire bağlı edremit ilçesinin güre köyünün eşrafından kahveci mehmet şevket efendinin karısı şöhret hanım tarafından oğluna yazılmış bir türküdür. şöhret hanım zamanın zenginlerinden olduğu için zeytin toplamaya giderken cam topuklu ve rugan ayakkabılar giyermiş.

elbiseleri de oldukça güzel ve diğer köylülerden farklıymış. oğulları zekeriya sarıkamışa enver paşa komutasında askerliğini yapmaya gitmiştir. bu sırada ortam karlı olduğu için yol almak amaçlı karları teperlermiş. kar teperlerken kar kuyusuna düşüp şehit olmuştur zekeriya. şöhret hanımda ovada kekliklerle söyleşirken bu kötü haberi almıştır.

keklikler öterken şöhret hanımda bu türküyü yazar. ötmede keklik derdim bana yetiyor demiştir. cam topuklu ayakkabı ve güzel giyindiği için de yazması oyalı kundurası boyalı tanımı gelir.

kaynak: "iki keklik bir kayada ötüyor" türküsünün hikayesi nedir? soru-cevap forumunda yer alan '"iki keklik bir kayada ötüyor" türküsünün hikayesi nedir?' konusu. msxlabs

ayrıca başka bir hikayenin anlatıldığı bir de video var bunula ilgili


ben her dinlediğimde içim burkulurken, bazen de gözlerim doluverecek gibi olurken, bu türküyü yazanın, bunu yazarken hangi duygular içerisinde olduğunu tahmin bile edemiyorum.
1 /