il nome della rosa

1 /
sophie sophie
"stat rosa pristina nomine,nomina nuda tenemus."

"adıyla var bir zamanlar gül olan;salt adlar kalır elimizde." diye biten olağanüstü roman.

çağdaş klasikler arasında yerini alan, 1980'de yayınlanan umberto eco nu romanı.romanda 1327'de italya'daki bir manastırda geçen bir cinayet soruşturması anlatılıyor.hem ortaçağ hıristiyan dünyasını derinliğine irdeleyen tarihsel bir roman,hem de polisiye bir öykü.
can yayınlarından çıkan şadan karadeniz çevirisinde kitabın arkasında umberto eco nun romandan sonra yazdığı bir makale de bulunmaktadır.
muzevir muzevir
romanın katmanlarından biri olan polisiye tarafını ele verecek bir yazı olacak, "kitabın içine ettin" diyecek henüz okumamış kimesneler için çok takıntılıysalar okuduktan sonra bu giriye bir göz atmalarını öneririm. yok, bana değil, kitaba ya da yazarına takıntılıysalar diyorum.

manastırın eskiden kitaplığından da sorumlu olmuş rahip burgoslu jorge, isa hayatı boyunca hiç gülmediğinden, kiliseye aykırı "gülmek iyi bir şeydir" gibi görüşler içerdiğine ve bu yüzden dini bütün hristiyanlar için ölümcül derecede zehirli olabileceğine inandığı, roman dışı bir gerçeklik olarak günümüzde yazılıp yazılmadığı bile belli olmayan aristoteles'in poetika'sının ikinci cildi "gülmenin erdemleri üzerine" kitabının sayfalarına kara lotus zehiri sürerek şöyle bir metefor yaratır: zehirli görüşler taşıyan bir kitabı okuyanlar da zehirlenmelidir.

bu muhteşem buluştan etkilenmemek (yok, güzel sanatların bir dalı olarak cinayet babında değil, bir polisiyenin çözüm noktası buluşu olarak) mümkün değildi. fakat bir süre sonra kitap üzerinde konuştuğum biri bu buluşun aslında alexander dumas'nın "kraliçe margot" üzerine yazdığı romanlardan birinde kralı öldürmek için kullanıldığını söyledi. hangi kitap olduğunu bilmiyorum, ama gerek baba, gerekse oğul dumas'nın kitaplarını salt bu buluşu görmek için okumaya kalkacak kadar toy değildim. bu nedenle üzerinde pek durmadım.

fakat sanırım iki yaz önce yky'den çıkmış binbir gece masalları'nın birinci cildini karıştırırken masallardan birinde bu öldürme biçiminin aynısıyla karşılaştım. üstelik masalın sonundaki diyaloglar çok tanıdık geliyordu. nitekim kısa bir araştırma sonrasında baskervilleli william'ın, burgoslu jorge'yi kitaplığın gizli odasında aristoteles'in kitabının sayfalarını teker teker koparıp yuttuğu bölümdeki diyaloglarla aynı olduğunu anladım.

hayır, tabii ki eco'yu bu oyun için intihalci diye suçlayamam; çünkü burgoslu jorge karakterinin roman dışı dünyadaki karşılığına, en sevdiği yazınsal dizin olan binbir gece masalları ile bir gönderme yapıyor olabilirdi kuşkusuz. tıpkı calvino ile arasındaki paradox gibi; bunu da başka bir giride ele alırız.

fakat bir kez daha anlıyorum ki, özellikle marco polo'nun pekin'e gidip yirmi dört yıl kaldıktan sonra geri döndüğünde anlattığı çin'e baka baka gelişmiş avrupa'nın nesi var nesi yoksa uzak doğu'dan geldiğine bir kez daha inandım demek hata olmayacaktır.
sitra achra sitra achra
ortaçağ'a dair tüm hristiyan terminolojisini kafamıza dürtmeye çalışan umberto amcanın onca bilgi boğumlamalarına rağmen güzel bağlanan, güzel kitabı. adam manevra biliyor mirim.
filmindeki kırpılmalardan iki film dah çıkar diye tahmin ediyorum.
ilaç ilaç
kitabın filminin ,sinemaya yansımasının çok başarılı olduğunu düşünüyorum ,

slater pek uymamış gibi bu role sonuçta romandaki çırağın alman olması ve filmin italya da geçmesi ile alakalı başka birini bulsalardı daha iyi olurdu ,baskerville'li william'a gelirsek ,romandaki william tasvirine göre iriyarı olması uyuyor da göbek kısmı pek olmamış ,romandaki tasvirde uzun ama zayıf deniyordu velhasıl sean iyi kotarmıştır rolü.hele ki filmdeki manastır olaya son noktayı koyar ,henüz hiçbir yerde okumadım ama sanırım eco bu manstıra uygun olarak yazmıştır romanı ,yoksa bu kadar özdeş bir sahneyi nasıl bulmuşlar hayret.

kitap ,ortaçağ kilise dogmalarını okuyucuya aktarırken oldukça zorlanıyorsunuz ,az biraz araştırma yapmak kitabın keyfini kat be kat artıracaktır.
pigs on the wing pigs on the wing
umberto eco,kitapla ilgili olarak,yazarken nereden ilham aldığı sorulduğunda,''bir keşişi zehirlemeyi arzuladım'' şeklindeki meşhur cevabını vermiştir.bu cevap oyun tasarımcılarını harekete geçirmiş,içinde; keşişler,çeşitli blöfler ve kilise ayinleri barındıran altı kişi ile oynanan,eleme yolu ile katil tahminlerinin yapıldığı ilginç bir oyunun,''mystery of the abbey''in çıkış noktası olmuştur.

welcome - mystery of the abbey | days of wonder mystery of the abbey is a new kind of whodunit game of deduction and intuition, set in a medieval abbey. daysofwonder
çilingir çilingir
güzel bir kitaptı, filmi de gayet hoştur. cinayetler, gizli kütüphaneler, antik yunan eserlerinin talan edilmesi ve dinin insanları nasıl yozlaştırdığına dair güzel ipucları sunar bize.
suçveceza suçveceza
eco'nun, başucu kitabı olabilecek eseri. tekrar tekrar okunası. ayrıca filmden bir replik: gülmek korkuyu öldürür ve korku olmadan inanç olmaz. çünkü şeytan korkusu yoksa tanrıya ihtiyaç kalmaz.
die for morrison die for morrison
"ortaçağ'da bir kilise" karanlığını güzel yansıtan kitap. bazı bölümlerdeki gereksiz uzatmalar hristiyanlık'a uzak bünyelerde beyin amcıklamasına sebebiyet veriyor. daha yarılamadım gerçi konuşmak için erken mi bilmiyorum ama kitabı yarılamak için 300 küsür sayfa okumak gerekiyor. 270ledim şu an, demek ki erken değil. güzel güzel. sonunu merak ediyorum.
avivalı sta teresa avivalı sta teresa
ortaçağ avrupa'sının sosyal,kültürel,politik durumu hakkında detaylı bilgiler verir bu kitap,biraz uzun olsa da her bölümüyle heyecan uyandırır,manastır yaşamı hakkında verdiği derin bilgiler de cabasıdır. 14. yy imparator ve papa fikir ayrılıklarını,isa'nın yoksul olduğunu savunan fransiskenlerin tutumunu bir manastır ve çevresinde gelişen olaylar ekseninde anlatır. bugün vatikan'ı vatikan yapan da zamanında fransiskenler gibi düşünmemiş olmasıdır. zira isa dirilip gelse papa mezarına geri gönderir,şirket,sistem süperdir isa'nın bile bu akışı bozmaya hakkı yoktur.
(bkz: nemesis çarpar)
tombik pasta tombik pasta
tam dört aydır bitiremediğim roman. dili oldukça ağır ve olay örgüsü karışık... bunda romanın bi harry potter veya twilight gibi dandik kitaplardan olmaması ana etken...
1 /