ilişkiler

1 /
the nova the nova
bugünlerde atv'de "gurbetçiler"den sonra yayınlanan, yılların eskitemediği bol acılı, salya sümük dizi. bir de ını nı nı nııııııın diye bir jenerik müziği var ki, tam bir kabus..
fırtık fırtık
kız erkek arasında olan aşk vs. ilişkilerinde yenisi başladığında eskisinin her türlü etkisinden, kalıntısından kurtulunması gereken şeylerdir..
amaç paraşütü amaç paraşütü
insanları çoğunun en başından yanlış kurduğunu, bu yüzden ayrılıkların ve aldatmaların bu kadar çok olduğunu düşündüğüm bağlardır. insanlarda öncelik olarak kendi isteklerine ve ihtiyaçlarına göre bir eş seçme eğilimi vardır. bu ise ölümcül bir hatadır. çünkü unutulmamalıdır ki isteklerimiz ve ihtiyaçlarımız sürekli bir değişim halindedir. öncelik olarak insan kendi yalnızlığı ile arkadaş olmalı, kendi eksikliklerini ve ihtiyaçlarını karşılaması için başka birisine ihtiyaç duymamalıdır. sağlam ilişkiler iki tarafında bir birine ihtiyaç duymadığı, bitirmek isterlerse çok rahat bir şekilde bitirebilecekleri halde bitirmedikleri, tamamen özgürlük üzerine kurulu olanıdır. hiçbir çıkar gözetmeksizin karşıdaki insanı tercih ettikleri ve sevdikleri ilişkilerdir.
yorgun pijama yorgun pijama
basittir aslında . o kadar basit ki bu basitlikten , kolaylıktan sıkılıp daha karmaşık hale sokarız . insan bencil* bir yaratık derler ya . gerçekten doğru . bir işe kalkıştığımız zaman ilk önce kendimizi düşünürüz . özgür iradeye* hiçbir şey engel olamıyor . önüne geçilemez . arkadaşlıklar bile çoğu zaman bencillikler üzerine kurulu olabiliyor . bize ne öğretildi okula başladığımız ilk gün .

-oğlum / kızım bak burada senin gibi çocuklar var . onlarla arkadaş ol . yalnızlık çekme . canın sıkılmasın .

çoğu zaman bize öğretilenlerin daha doğrusu söylenenlerin gölgesinde yetiştik . yanlış şeylerin içinde büyüyüncede ilişkilerimiz daha da karmaşıklaştı . ilk zamanlar saftık , temizdik . hadi aliyi çağırayım okulun bahçesinde top oynayalımdı . sonra gittikçe aliyi eve çağırayım da oyuncaklarımı göstereyim oldu . biraz daha büyüdük . kadınları / erkekleri keşfettik . aşk* ı tanıdık ve bir salaklık sardı bünyeyi . aşk ın kötü bir şey olduğa kanaat getirdik ilk deneyim sonucu . belki karşıdaki seni kullandı belkide sen onu . özgür irade dedim ya . onun varlığını benimsedikçe dizginlerimizi bıraktık . biraz daha büyüdük ve bu kadar saygısızlık yaparak yada yapılarak saygı* yı öğrendik . ama kaybederek öğrendik . çünkü saygı her zaman annelerimizin , babalarımız öğrettiği gibi büyüklerin yanında düzgün oturmakla yada öğretmenden izin istemekle olmuyordu . insanın başkasına saygı duyması için önce kendine saygı duyması lazımdı .

bir insana hak ettiği gibi davranmak zor değil . ama önce biraz kafa patlatmak lazım . insanları iyi tanımak lazım ilişkileri düzenli yürütebilmek için .

laf arasında insanlar birbirlerine orospu çocuğu , lan ne piç adamsın, siktir gitdemeye başladılarsa ilişkilerde toplu biz düzensizlik var demektir . ama kafayı kaldırıp biraz sağa sola bakıldığı zaman insanların bu laflardan yada bu gibi durumlardan şikayetçi olmadığı rahat bir şekilde görülebiliyor .

ilişkileri günümüz koşullarında tanımlayacak olursak insanların birbirleri ile olan etkileşimleri diyebilir . ama böyle giderse çokta uzun olmayan bir zaman dilimi içerisinde ilişki kelimesinin karşılığı olmayacak gibi .
mbaskan mbaskan
tr1'de şuan yayınlanıyor olan dizi. 90'lı yılların doğallığını üzerinde taşımakta ama güzel değil; sadece doğal olması ile de iş yapabilirdi.
rasmus rasmus
çok önemli bir bilgiyi daha paylaşayım sevgili sözlük. 97'de başlayan bu dizinin bir bölümünde deniz'in mustafa'yla karşılaşma anı hatırladığım kadarıyla bir ilktir keza bu karşılaşma anı dizinin sonu olduğu halde reklama gidilmiş, dönüşte direkt bitiş jeneriği verilmiştir. epey de tartışılmıştır bu uygulama. düşünün yani zamanında ne kadar revaçta olduğunu.
reckoner reckoner
ilişkiler gariptir. çok güzel başlarlar o an hayatınızda daha mutlu olamayacagınızı bilirsiniz. bir süre sonra rutinleşir her gün onu görmekten mutlusunuzdur ama o bunu bilmez. biraz süre sonra da kavgalar başlar yapacak başka bir şeyinizin kalmadığına inandırmıştır kendini sonlara doğru gelindiğinde artık iki durum söz konusudur ya bırakırsınız ya da terkedilirsiniz. terkedilmek de gariptir bırakan kişi ya daha iyisini bulmuştur ya da daha iyisini bulacagına inanıyordur bırakılan kişi ise en iyisini kaybettigine emindir. bırakan kişi hep kötü anıları getirir aklına vicdanını rahatlatmak için bırakılan ise hep iyi anıları tekrar tekrar kurar kafasında sanki onunla hala yaşıyormuş gibi. bırakılan bir daha asla dese de sevmeye çalışır farklı insanları bırakan kişi ise çoktan unutmuştur bıraktıklarını. gerçek olan şu ki ne kadar kötü veya iyi olsun ilişkiler yaşanmaya değerdir.

aylar sonra gelen edit : bu iletiyi niye yazdım diye düşünüyorum bir saattir o zamanlar bir ilişkiden çıkmıştım o yüzden şu an hatırladım.
deli degilim deli degilim
mehmet ersoy'un 90'lı yıllarda hıbır dergisinde çizdiği köşenin adıdır. ilk karede genellikle kucağında kedisi ile kendisi olur, "merhaba" diyerek konuya girer. diğer karelerde kadın-erkek ilişkileri üzerine kısa bir olay çizer.

o yıllarda küçüktüm tabii, ilginç gelirdi. "yok artık" falan olurdum, büyüyünce gördüm ki tespitleri gayet yerinde, ilişkiler gerçekten de böyle*

hıbır benim bugüne kadar okumaktan en zevk aldığım dergidir. çizerler müthişti. mehmet ersoy da iyi bir çizerdir. kadın vücudunu ergün gündüz kadar fantastik çizmese de, gerçeğe uygun ve güzel çizer. çizerken taparca zevk aldıkları belliydi*

sahaflarda eski sayıları ve kitapları bir araştırayım bakayım.
tutkuyakar tutkuyakar
yarım kalan kitaplar gibidir ilişkiler.
bir sonrakine başlarken kendini en son nerede bıraktığını tam olarak hatırlayamazsın.
bir kelime fazla ya da eksik.
kaldığını düşündüğün yerden devam edersin.
i̇lk defa eline almış gibi tutmak istersin,yapamazsın.
bir çocuğun gözlerinde hapis kalmıştır hissettiklerin.
görürsün ama dokunamazsın.
tavsiyeynegeldik tavsiyeynegeldik
hiç gitmem diyende gidiyor, ilklerimi sende yaşadım herşeyimi sende yaşadım asla bırakmam diyende bırakıyor bu konuda anlaşalım insanlar 10 dakika içinde bile değişebiliyor, çok seviyorum diyen, sıkıldım bıktım içimde birşey kalmadı eskisi gibi olamayız diyebiliyor. sözün özü bencil olun yoksa kaybedersiniz, üzülürsünüz sonuçta giden kaybetmez, giden kazanır kalanın ağzına sıçılır, ha ben bunları diyorumda ben bencil olabildimmi tabikide hayır, bu satırları okuyan yazar kardeşim sen olabilecekmisin, hayır. aç ordan dumanı, haluk leventi hadi kolay gelsin
1 /