ilk buluşmaya çiçekle gitmek

libitina libitina
azalarak bitsindir.
her kız çiçek sevmez böyle bir şey de var unutmamak gerek. ayrıca nedir yahu, o çiçeği alıyorsun da ne oluyor tüm buluşma boyunca işin yoksa gezdir elde. hem zaten solup gidecek ee ne anladım?
aylak aylak
godoşluğun önde gidenidir.ilk intiba önemlidir mantığıyla romantiğim imajı vermektir.6. aydan sonra o çiçeklerin yerini muşta,fransız jopu,torna ayna anahtarı vs..vs..alabilir.
just for now just for now
genellikle evlendirme programlarında görülen aktivite. olayı abartıp hem sunucuya, hem de görmeye gittiği kişiye çiçek alıp giden var. sunucunun da bu durum karşısında havaya girip, işte bak bu adamla evlenilir tarzı konuşmasıyla elinde çiçekle bekleyen kişiye evlenilecek adam yaftasını yapıştırmasına neden olur. ilk görüşte çiçekle gidin ki (!) evlenilecek adam olduğunuz anlaşılsın. yoksa kültür, konuşma çokta önemli değil. sağolsun bilumum evlendirme programları. sayelerinde hayat felsefimizi derinden etkileyecek gerçeklerle yüzleşiyoruz.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
bayram değil seyran değil bakışıyla karşılaşmanın anahtarı. yok hacım, çiçekle buluşmaya gidebilmek için evvelinde bir mazinizin olması -mazi dediysek, üç beş saat hiç değilse- gerekir.
ilk buluşma sonrası kızdan iyice hoşlandınız ve bu duygunun da karşıllıklı olduğu sinyalleri geliyor madem, o zaman kızdan ayrılmazdan evvel dayayın papatyanın gözüne. mis...o kız onu sittin sene unutmaz. jest olur hem. klişelikten çıkar. e artık melek pastanesinde muhallebi için buluşmuyorsunuz ki...
furious furious
hıahamına.


sene 2013, izmirdeyim bi abimin ziyaretine gitmişim yaşım 19, toyum daha.
neyse akşamına mekana gidicez falan işyerinde takılıyoruz, iş yerine de 3-4 kere gitmişim daha önce o zamana kadar olmayan bir şey var iş yerinde; sekreter. bayağı da güzel hatun şimdi hakkını yemeyeyim. neyse oturduk çay kahve falan karı gelip gidip bana bakıyor ama niye bakıyor anlamıyorum, zira öyle çok dönüp bakılacak bir tipim yok. neyse telefonla konuşmaya çıktım dışarı dükkan camekânlı hatun içerden bana bakıyor, 10-12 dakika kadar telefonla konuştum paso bende gözü. telefonla işim bitti döndüm cama tıkladım dışarı çağırdım, ezan okunuyor o sıra. dışarı çıktı selam dedim ben furi, selamımı da almadı karı direkt konuşmaya başladı; "ben de tam dua ediyordum" bilmem ne bir şeyler sayıkladı falan, gözleri doldu sonra laps diye sarıldı. üstümde de beyaz mont var bir tane, ruj etti her yerini 3 kere yıkadım geçmedi. karı 5 dakika sarıldı bizim abi içerden el kol yapıyor hayırdır diye ben de kaldırdım kolları ne bileyim aq diyorum. neyse sonra karı içeri girdi falan ben de girdim, içerde bi sessizlik. çıkarken numaramı verdim gittik. 3-5 gün geçti hatun aradı işte yarın çıkışa gelir misin falan. hatun 27 yaşındaydı o zaman bu arada benden büyük. neyse tamam dedim. gittim çiçek aldım evet, konu buraya bağlanacak. çiçek aldım amk 10 lira verdim o çiçeğe. gittim hatunun yanına verdim çiçeği oturduk konuşuyoruz ya dedi sen çok küçüksün olmaz bu iş falan. be hey kahpe sarılan sensin, çağıran sensin neyi anlatıyon aq. tamam dedim olmazsa olmaz. bizim abiyle o akşam da çıktık takıldık falan.

2 gün geçti geçmedi bizim abi arıyor, açtım hayırdır dedim gecenin saat 11'i çünkü. furi dedi böyle böyle sen bu kıza mesaj atıyormuşsun, arıyormuşsun falan. doğru değildir bu ben inanmadım ama nedir bu dedi. abi dedim kız beni bi kere aradı numarasını bile kaydetmedim ne diyon dedim. ki o beni bi kere aradı bir daha aramadım etmedim amk.

kıssadan hisse; deli orospulara çiçek götürmeyin.

bu da böyle bi anımdır.
gibigibi gibigibi
bence gayet zarif bir hareket. kadınlar çiçeklerden hoşlanır genellemesini hepimiz biliyoruz. ne olur sanki? bir daha görüşmeyecek bile olsanız aklında bir beyefendi olarak kalırsınız. yani yapmaya teşvik değil de, yapana da çok saygı duyarım. güzel bir başlangıç. ama sonra hayvanlaşmamak kaydı ile.
elcordobez elcordobez
bizde bilirdik
bilirdik el ele tutmayı
gözgöze bakmayı bilirdik
yürüyüp sahil boyu şiir okumayı
çiçek almayı
üzerine bir dipnot sevgi düşmeyi bilirdik
doluydu ellerimiz kalplerimiz dolu
köşe başları siyaset tartışmalarından fırsat düşmezdi
biz de bilirdik yağmurda yürümeyi
ama parkamız taşımazdı incecik yağmuru
sızardı tenimize
rüyalar görmeyi de bilirdik
gecemiz işgal edilmişti karabasanlarca
dünde sallanır günde sallanır
bilirdik hisli şarkıları armağanı birbirimize bir borç
ondan olacak ki
türküler çağırdık geceler boyu
bilirdik şarap rengi denizin kokusunda
ay ışığı yakmayı
lakin yasaktı
bilirdik güneş altında sıhhate haiz olmayı
küf kokulu karanlıklar öğretti gençlikte solmayı
bilirdik tatmayı dünya mutfağında nice eşsiz lezzeti
lakin güneşi yoğurup koyduk aşımıza

biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını
lakin aç idik yedik karanfil parasını...



yılmaz güney