ilker canikligil

1 /
arinna arinna
bilgi üniversitesi sinema televizyon akademik kadrosundan tartışmalı şekilde ayrılmış başarılı kısa film yönetmeni. aynı zamanda togan gökbakarın yönettiği gen filminin kurgucusudur. depo film de ömer faruk sorak, metin arolat, hakan algül gibi isimlerle beraber çalışmalarını sürdürmektedir. bir şekilde msn yoluyla ulaştığım ve samimi şekilde bana fikirler veren tanışmayı yüzyüze konuşmayı dilediğim yetenekli insan.
moira moira
pek kısa film izleyicisi olmadığımdan ve fena youtube izleyicisi olduğumdan istanbul film akademi'nin youtube kanalına rastlayarak tanıştığım ve hem kendisini hem filmlerini izlemekten zevk aldığım kişi. hayalimdeki rasyonelliğe erişmiş kişi ayrıca.
alp daglarindaki mor inek alp daglarindaki mor inek
ifa youtube kanalında askerleri nazım ve veysi ile çektiği "olmaz öyle saçma şey" adlı video serisine bayıldığım kişilik. kendisini pena'ya konuk olduğu videoda gördüm ve o günden beri takip ediyorum. aklı başında, kültürlü ve iyi mizah anlayışına sahip düzgün bir insan profili çiziyor. videoların içeriği çok teknik olmasına rağmen kendisini izlettiriyor. neden bilmiyorum ama kendisinden çok iyi fizik öğretmeni olacağı kanısındayım, basit ve anlaşılır bir üslubu var.


şuraya da bir videolarını koyayım belki izlemek isteyen olur:


madafakamanki madafakamanki
çok tatlı adam değil mi ya? bu kadar şey bilip snop havalara girmeden anlatabilen, geyiğini yapabilen ender adamlardan. tam her masaya lazım kanki adam. 3-5 bira ısmarlarsa içerim. ağğbi bir senaryom var çıldırırsın falan da demem.
a good day to die a good day to die
kavga sonucu ayrılmışlar.
eksisozluk.com
entry silinirse:
"veysi ile nazım nerede diyenlere bir açıklama yapmayacaktım ama yeni bazı gelişmeler bu açıklamayı gerekli kıldı.

bilenler bilir "olmaz öyle saçma şey" şubat 2017'de başladı. o zamandan aralık 2018' e kadar veysi ve nazım'la bazen hep birlikte bazen ikili olarak 60 kadar bölüm yaptık.

bu videoların büyük kısmı benim kameram, benim ses ekipmanımla ıfa'nın mekanında ve ışıklarıyla çekildi. kurgular yine benim üstümdeydi. daha sonra kurgucular devreye girse de son olarak daima benim bakmam gerekti. bir kere bakamadım ve orada da wachovski linci yedik bildiğiniz gibi.

bütün bu devasa çabaya girmeden önce veysi'ye "bu videoların ve kanalın ileride kimin olacağını ve kazancın nasıl paylaşılacağını konuşalım" demiştim zira içerik üretmek çok zor iştir ve getirisi belirsizdir.

veysi o zaman "kanal ortak malımızdır hocam merak etme" demişti. ben de inandım (aslında inanmadım ama bir şekilde konuyu görmezden geldim)

bu 60 bölümün bütün içeriğini (tamamen) ben geliştirdim ve bu emeklerim karşılığında ıfa'dan tek kuruş almadım (iki küçük reklam dışında)

2019 başında videolarımız yüzbinler izleniyordu ama hala tek kuruş kazanamıyorduk. açıkçası bu durumdan sıkıldım. elimizdeki potansiyeli görüyor ve en azından patreon açmak istiyordum. veysi ise buna tamamen karşıydı. "okulu kötü gösterir" diyordu. tabii onun için sorun yoktu zira kanal doğrudan ifa'ya çalışıyordu. herkesin sandığının tersine okulda hiçbir payım yoktu.

2018 sonunda ayarlara bakarken kanalın hala monetize edilmemiş olduğunu görmem son noktaydı. veysi'ye ayrı bir kanal kurmak istediğimi söyledim ve iki seçenek sundum: var olan kanalın adı değiştirilir ve okul için yeni bir kanal kurulur (öyle ya nasıl olsa ortaktık!). ikinci seçenek de yeni bir kanal kurup oradan devam etmekti. tabii ki kanalı vermedi. yeni kanal kurun dedi.

tabii o andan itibaren bana karşı bütün tavırlar değişti. aman hocam sepet hocamlar" yerini başka davranışlara bıraktı. sanırım veysi'nin tek umudu yeni kanalın başarısız olmasıydı.

tabii bildiğiniz gibi öyle olmadı. flu tv başarılı oldukça sanırım bir öfke birikti o ekipte. bir ara olmaz'ı yeniden onlarla yapmak için kendilerini davet ettim. birkaç bölüm çektik. hatta nazım'a ödeme yaptım.

anlaşmamıza göre bir bölüm flu için bir bölüm ıfa için çekecektik.

bir süre böyle devam ettik. ne yazık ki veysi bir türlü normalleşemedi. bir kız öğrencinin elini 35 dk tutarak yaptığı "saçma şeyler" adlı video sonun da başlangıcı oldu.

sonra birgün bir sevenimizden mesaj geldi. ıfa'ya benden ders almak için gittiğini ancak oradaki sorumlu tarafından "boşver ilker'i ezel akay var uzun metrajı olan biri" dendiğini söyledi. hava değişmişti ve ayrılık vakti çoktan gelmişti.

aynı anda veysi'nin eski öğrencim emek ile yaptığı program başladı. "fikir en önemli şeydir" gibi argümanlarla bizim 60 bölüm boyunca konuştuğumuz şeyleri tersine çevirmeye kalkıyorlardı. kendilerini rezil ettiler. benim onlara 110 binde biraktığım kanalı 1 yılda 120 bin yapabildiler ancak ve bundan beni suçlu tutuyorlardı.

ben ayrılıyorum dedim ve ayrıldık.

iki hafta sonra aldığım bir mail ile şaşkınlığa düştüm. cambly aylardır reklam vermek için flu tv ile mailleştiğini sanarak veysi ile mailleşmişti. cambly israrla ali kurmuş, ilker canikligil, olmaz öyle saçma şey demesine rağmen veysi onları yeni projelerine çekmek için bin türlü dil döküyor ve alenen yalan söylüyordu (bütün konuşmalar mailde elimde var.)

konuyu kendisine sorunca veysi sala'dan aslında ne kadar rezil biri olduğumla ilgili uzun bir mesaj aldım. ona göre ben nankör, bencil, paragöz ve aşağılık biriydim. veysi sayesinde ünlü olmuş, sonra da onu satmıştım. beni silmiş kendisi.

bunları kimseye anlatmak zorunda değilim biliyorum. tartışmak da istemiyorum ama tek söyleyebileceğim şey şu: büyük bir kalp kırıklığı yaşadım. insanların nankör ve bencil olduğunu bilen biriyim ama bu derecesini görmemiştim. eh bu da bir eğitim.

bu arada nazım da bana gelip "beni flu tv'ye alın" dedikten sonra veysi'ye gidip "ilker beni almak istiyor" demiş. böylece ifa'daki maaşını yükseltti ve sgk'sı yapılacakmış. bana da "kusura bakmayın hocam" falan diye bir mesaj atmış. büyük olasılıkla telefonda söyleyecek yüzü olmadığı için.

evet sevgili patronlarımız maalesef durum bu.

bu nedenle lütfen artık bana veysi ve nazım geri gelsin falan demeyin.

kendilerine ve ıfa'ya harcadığım bütün emekler için üzgünüm. bundan sonra benim için ikisi de ölüdür.

sevgiler. teşekkürler.

ilker canikligil"
a good day to die a good day to die
flu tv kanalından olmaz öyle saçma şey videoları telif hakkı nedeniyle kaldırılmış.


en bombası ise bu:

ravenhow ravenhow
ben kendisini beren saat ve ahmet hakan'a benzetiyorum.

beren saat'e benzetiyorum çünkü ne zaman o dönem içerisinde çok konuşulsa muhakkak saçma sapan şeyler söylemiş oluyor. bu sebeple, beren saat'i takip etmeyen, ne yaptığını bilmeyen bir insan olarak bir yerlerde onun hakkında bir şeyler konuşulduğunu gördüğümde aklıma ilk olarak "yine ne saçmalamış" sorusunu getiriyorum. mesela şu an sol framede beren saat başlığını görsem "ne oldu, yine eşini ne kadar sevmediğini ve eski sevgilisini ne kadar özlediğini mi yazdı, ne yaptı" diye düşünürüm. benzer bir durum bu ergen yönetmen için de geçerli. nerede bunun konuşulduğunu görsem muhakkak yeni bir saçmalığı ile karşılaşıyorum.

ahmet hakan'a benzetiyorum çünkü ne zaman ahmet hakan'ın bir beyanına maruz kalsam aklımda "yazık adama ya" düşüncesi canlanıyor. bildiğiniz gibi ahmet hakan'ın düşünme becerisi pek gelişkin değil. işte bu ergen yönetmeni gördükçe ahmet hakan'a verdiğim tepkinin aynısını veriyorum. vallahi yazık.

ruh sağlığımı biraz da koruyabilmek için bu ergenin çalıştığı insanlardan uzak durmaya çalışıyordum. son olaylar sayesinde doğru bir iş yaptığımı tekrar anladım. (bkz: oytun erbaş)
1 /