ilkokul yılları

1 /
onur2060 onur2060
plastik şişe ile yapılan çılgın maçlar.
beslenmeliktekilerin hiç bi zaman bitirilmemesi.
masa örtüsü yıkatma.
boyna silgi asmak.
kokulu silginin akılalmaz cazibesi.
sırayı ortadan ikiye bölmek.
okul çıkışı atılan depar.
sıra dayağı.
.
.
.
enigmatic enigmatic
yerli malı haftasını büyük bir heyecanla kutladığımız yıllardı. kimimiz annemizin yaptığı pasta böreği getirirdik. kimimiz mandalina elma evimizde ne varsa getirirdik okula.
milli bayramlarda da sınıfı süslemek için süs eşyaları alınırdı. bayramdan bir gün önce sınıf öğretmenimizle beraber süslenirdi sınıfımız , süsler toplandığı zamanda bir hüzün olurdu hepimizde.
sıcak, samimi, sevgi dolu yıllardı.
cıbban cıbban
içinde değişik anıları barındıran yıllar.mesela tüm sınıf bağırarak ay yüzlümü söylediğimizi hatırlıyorum.ama hikayeyi sonuca bağlayamıyorum.
mutlaka sınıfın (tabiki de) önünden geçen müdür yardımcısından azar yemişizdir.
antimadde antimadde
kimi zaman tebessüm ederek hatırlasam da aslında hep acı bir tebessümdür o.
bana o iğrenç eğitim sistemini nefretle anımsatır.
seksenlerde yazıldım ilkokula.
psikopat öğretmenlerden yediğimiz dayakların haddi hududu yoktur.
ben sınıfını her sene birincilikle bitirmiş bir öğrenci olduğum halde...

o psikopat öğretmenlerin elinde bir çoğu psikopat oldu sınıf arkadaşlarımın. askerde yedikleri dayaklar da cabası. aynı pislik.
bir tanesi askerde ağzına sıkıp öldürdü kendini, bir tanesi 25 yaşlarında haplarla intihar etti. daha bunlar benim bildiklerim. gerisine ne oldu kimbilir.
din kültürü öğretmeni aynı zamanda okul müdürü. elindeki taş tesbihiyle kafamızı kırarcasına dayak atan, öğretmen masasının üstünde öğrencilere tek tek namaz kıldıran bir yamyam. okulun yakacak odunu yokken (kışın öğrenciler okula odun getirmek zorundaydı) oduna kömüre vereceği parayla okul panolarını yunan mavisi diye islam yeşiline boyatan bir zihniyet.
yaz tatilinde babamın köy kahvesinde kumar oynarken ana avrat söven müdür...
çarpım tablosunu öğretmek için iki öğrenciyi sınıfın ortasında karşılıklı soru sordurup, bilemeyince diğer öğrenci tarafından tokatlattırdığı iğrenç sistem.
bir defasında öğretmen sınıfa sorduğu soruyu tek ben bilince elime bir sopa verip bana bütün sınıfı dövdürtü !!!
gülhane hattı hümayunu mu neydi tema. ulan o yaştaki çocuk ne anlar osmanlının hümayunundan?
kürt olduğum ortaya çıkınca küfür malzemesi, alay konusu olduğum yıllardır.
alevilerin ne kadar ahlaksız olduğunu ve aile içinde birbirleriyle ensest ilişkisi kurduklarını öğretmenlerimizden öğrendiğimiz (!!!) yıllardır. aynı zamanda ensestin ne anlama geldiğini de bu konu sayesinde öğrenmiş olduğumuz yıllardır.
şimdiki iktidarın kökenleri taa o zamandan beri varmış meğer. biz de tam içindeymişiz.

sikeyim o yılları.
nhutsiste nhutsiste
kırtasiye ve kantin kavramlarının sosyalliğimin önemli bir kısmını kapladığı zamanlardır. kaşarsız-kaşarlı tostlar ve kokulu silgiler, o dönemin baş rolleriyken; tv dizileri için sezon kavramı yerine, 2-3 ortalı defter kavramı vardır.
üsüyün cort üsüyün cort
en çok sevdiğim şeyin uçak sesi olduğu yıllar..

en büyük isteğim de, sesini duyduğum an gökyüzüne baktığımda geçen uçağı görebilmekti.. o zamanlar fazlaca gereksiz eşyayla tıka basa doldurulmamış evin odalarındaki ses yankılarından olsa gerek, bir türlü tutturamazdım doğru odanın doğru penceresini anasını satayım..

hep doğuya koşardım.. hep batıdan geçerdi uçak.. ve hep de, ben batıya geldiğimde uçak çoktan uzaklaşıp gitmiş olurdu.. kaçan o uçağın nasıl olduğunu hiçbir zaman bilemeyecek olmanın verdiği saçma sapan hüzünle oturup kitabımı okurdum..

bir türlü denk gelememek ayda yılda bir geçen uçağa, çok koyuyordu niyeyse..

geçti, yok artık öyle saçma sapan şeyler.. keşke olsa ama..
kızıl kurt kızıl kurt
okul bahçesinde koşturulan, kavga edilen, ip atlanan yıllardır.

benim ilkokul yıllarım böyle geçmedi. kağıt 500 bin lira harçlığım vardı, 3. yada 4. tenefüste gider bir simit ve ayran alır, bir köşeye oturur, oynayan çocukları izlerdim, kimseyle konuşmazdım, kimseyle muhatap olmazdım, bazen çocuklar kavga etmek ister huylarlardı, döverdim yada topluca onlar beni döverlerdi öğretmen gelir ayrılırdı, ortaokulun sonlarına doğru asosyallikten kurtuldum, ama o hepinizin bildiği çocukluğun çoğunu yaşamadım, yaşatmadılar.
blkibrgn blkibrgn
işkence gibi eğik çizgi çalışmaları yaptığımız, 29 harfin hepsini birer sayfa yazdığımı hatırladığım,çarpım tablosunu ezberleme çilesini çektiğim, aşı olduğum ve dişlerimin döküldüğü günlerdir. bir de okumaya geçmiş ama elimde kitapla tahtaya çıkınca heyecanlanıp okuyamamış, kırmızı kurdaleyi alamamıştım, ağlamaktan gözlerim şişmişti. hey gidi günler.
gizimon gizimon
küçükken şişko olmanın neticesinde bok gibi geçmiş yıllardır.

vicdansız gerzekler hep dalga geçiyorlardı kilomla. bale kursuna gitmek istiyordum, annemse o kiloyla balerin kıyafeti giydirirler mi sana diyerek beni öldürüyordu. tiyatroda prenses olmak isterken dalkavuk olmuştum.

kız arkadaşlar doğumgünlerinde şirin şirin makyaj yaparken, ben tosarıp bi koltukta oturup onları seyrediyordum. çünkü şişkoydum ve nalet olsun yakışmıyordu.

hediye gelen küçük barbie arabama çok sevinmiştim. taa ki oturup beş dakikada kırana kadar.

bir de gökhan diye bir çocuğa aşıktım, tenefüslerde hep koşu yarışı yapardık ve hiç geçemezdim onu. sonra da beni bıraktı. muhtemelen kendine rakip olabilecek hızda koşan bi kızla tenefüsünü geçirmeye karar vermişti.

kısacası hayatın ibneliğiyle ilkokul yıllarımda karşılaştım. fakat keser döner sap döner dedim, sap döndü döndü ve ilkokulda benimle dalga geçen ibiş gerzekler şu günlerde "oof bu sen olamazsın" diyerek yanlamaya başladı. çocukluğumu mahvettin allahsız, yarın hatrımı sorsan ne olur? hevesimi çoktan kırdın bir kere. ayrıca senin tipin görmeyeli bayağı bi kaymış, bi git aynaya bak sonra gel bana yaz slk diyesim gelmiyor değil. fakat salon kızı çizgimi asla bozmam. allahınızdan bulun e mi.
1 /