ing

ravenhow ravenhow
biliyorsunuz bu ekin telaffuzu "ayenci" şeklinde.

6. sınıfa gittiğim dönemdeki dershane günlerimde benim en büyük meselemdi bu ek. dershane ortamı benim için çok başka bir yerdi. bir sürü yeni insan, çoğu rahatça kaynaşmış. kızlar güzel ve havalı, erkekler çoktan ittifaklarını kurmuş, bağıra çağıra şakalaşıyorlar. o sınıfta bana 24 ay süre verseler muhtemelen en fazla 2 kişiyle kaynaşıp arkadaş olabilirim ki onlar da benim gibi, kimsenin arkadaş olmadığı, köşelerde kafasını sıraya gömerek zaman geçiren tipler olurdu. sosyal, canlı, köşene geçemediğin bir ortamdı bu dershane işte. "bütün köşeleri tutmuşlar" misali. alışkın değildim tabii.

günün birinde bir ingilizce dersinde dikkatle hocayı dinliyordum çünkü etrafımdaki bütün o havalı gençler sanki benim bildiğimin 5 katı kadarını biliyormuş gibi geliyordu bana. hocanın ağzından ne anlama geldiğini bilmediğim bu ayenci kelimesini duyunca canım sıkıldı. hatta bir öğrencinin sorduğu soruya cevap olarak "... sonuna ayenci gelecek" şeklinde cevap verince ve sınıfta herkes neyden bahsedildiğinin farkındaymış gibi görününce ben çok önemli bir şeyi bilmediğimi anladım. sınıfta bunu sorabileceğim kimse yoktu. hocaya sormaya da utanıyordum. aydınlanma anım ise aylar sonra sınıftaki muhabbetleri ve gülüşmeleri duymazdan gelerek yeşil tahtayı göz hapsine aldığım bir teneffüs arasına denk geliyor. meğer bu ayenci denilen meret ne olduğunu gayet iyi bildiğim -ing ekiymiş. ben "inege" diyormuşum, bunlar "ayenci". ayenci'nin ne olduğunu anlamam 4 ay, bunu neden bu kadar geç anladığımı anlamam yaklaşık 8 yıl sürdü.