ingiliz edebiyatı

iao iao
beowulf ile başlayan en magazinel şekilde shakespeare ile yaza damgasını vuran ve bir toplama albümmüşcesine virginia woolf ve niceleri diye anlatmaya çalıştığım rezil tanım cümlesinden sonra ufak bir tarihçe yapmak gerekirse:

okuma sevdalısı bir çocuğun genelde ingiliz edebiyatıyla tanışmasını sağlayan kişiler genelde daniel dafoe*, charles dickens***ve robert louis stevenson*olur.

zaman ilerleyip daha fantastik ve daha hayal gücünü zorlayacak şeyler aranır. eh bünye de zaten doğal olarak mitolojilere ve savaşlara ilgi duyuyorsa zaten vakit gelmiştir, kişi karşısında bir derya bulur.

bu deryanın içine girdikçe beowulf, kutsal kase efsaneleri, kral arthur mitleri, sir gawain and the green knight, morgaine la fay, canterbury tales gibi eserlerle tanışılır, oradan orta çağ halk şiirleri, dönemin karanlık ve dogmatik havasının yanı sıra o karanlık içinde bazı şeylere kafa tutup kafasını kaybeden insanların eserlerini incelemek de mümkündür. ayrıca erken dönem eserlerini de incelediğimizde kuzey mitlerinden, eski kelt efsanelerine, pagan ingiltere geleneklerine dair pek çok izi bu yapıtlarda görürüz.

ortaçağda bu konudaki verilebilecek en önemli isim canterbury tales'in yazarı geoffrey chaucer'dır. bir de morte d arthur'un yazarı sir thomas mallory'i de unutmamak gerek.

ortaçağdan ilerlediğimizde gerek şiirselliğin ve betimlemelerin giderek arttığı altın bir döneme girdiğimizde karşımıza büyük şair edmund spencer ve phillip sydney çıkar. sone akımı edebiyat stilini ciddi şekilde değiştirir. modern ingiliz edebiyatının tohumlarının atıldığı bu dönemde edebiyat tarihine her açıdan etki edecek olan william shakespeare ortaya çıkar ve tüm insani duyguları kapsayan mükemmel eserler yazarak elizabeth dönemi edebiyatının yıldız gibi parlamasına yol açar. tiyatro oyunlarının büyük önemi olduğu o dönemde ben jonson da oyunlarıyla dikkat çeker.

16. yüzyıl biterken mistik akım yükselişe geçer. gerek algının ve hayal gücünün sınırlarını zorlama deneyleri mistik zihinsel yolculukların anlatıldığı gerçeküstü romanlara konu olur. william blake*, john milton*ve john donne gibi yazarlar bu dönemde gerçeküstü ve şiirsel yazım stilleriyle hem hayal gücünü zorlarken aynı zamanda dinin suistimalini ve dogmatik düşünceleri de son derece ince bir dille eleştirirler.blake ve milton'ın yapıtları arasında özel bir bağ olduğu gibi ikisinin de çekici stilleri pek çok yazarı etkilemiştir. bu akıma metaphysical poets denir. simya ile ilgili eserler de bu alana girer.

belki de metafiziğin yarattığı aşırı yoğun etki ters bir etkiyle 18. yüzyılda daha resmi ve teknik bir yazım formuna yol açmıştır. bu dönemdeki en ünlü isimlerden biri alexander pope'tur. yanlış hatırlamıyorsam bu isim dan brown'un da vinci code adlı eserinde de geçmekte.

bu dönemde roman konusunda öne çıkan yazarların olmasıyla bu türde gelişimler oldu ve önemli eserler ortaya çıktı. robinson crusoe'nun yazarı daniel dafoe, tobias smollett ve güliver in gezilerinin yazarı jonathan swift de bu dönemde eserler vermiş yazarlardır. epik, macera ve komedi unsurları bu dönem romanlarının ağırlığını oluşturur.

19. yüzyıla geldiğimizde romantik akımın yükselişiyle karşılaşırız. gerek fransız ihtilali, özgür düşünce gibi unsurlar çok daha etkili ve okunması zevkli eserlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. (bkz: romanticism) bu dönemin ilk temsilcileri samuel taylor coleridge*ve william wordsworth'tur. coleridge, yazdığı duygusal şiirlerle aynı zamanda iron maiden başta olmak üzere müzik gruplarına da ilham vermiştir.

yüzyılın sonlarına doğru romantik akımı daha şiddetli yansıtan ve zaman zaman toplumu sert bir şekilde eleştiren çok önemli şairler çıkmıştır. percy bysshe shelley, john keats ve en önemlisi aşklarının verdiği ilhamla çok duygusal eserlere imza atan lord byron bu akımın önde gelen temsilcileridir. bu dönemde romanlarıyla thomas hardy en ilgi çeken yazarlardan biridir.

viktoryan dönemi de ingiliz edebiyatında oldukça önemlidir. ilginç bir şekilde ingiltere tarihindeki en güçlü iki kraliçenin dönemi ingiliz edebiyatının çok verimli zamanlarına ev sahipliği yapmıştır. gerçeküstü akımın tekrar yükselişe geçtiği bu dönemde devrimsel nitelikte serbest kafiye kullanılan eserler ortaya çıkmıştır. alfred tennyson, edward lear gibi isimler viktoryan şairleri olarak ön plana çıkmışlardır.

ayrıca celtic revival diye bilinen lirik akım da bu dönemde çok önemlidir. sonradan folk/rock gruplarına da ilham verecek olan james joyce*ve william butler yeats zarif eserleriyle bu akımın en önemli temsilcileri olmuşlardır. yeats'ın bir şiiri equilibrium adlı filmde hissetmenin gerekliliğini anlatan bir sahnede harika bir şekilde kullanılmıştır. buradan o güzel sahne ve o güzel ses tonu için sean bean'a da sevgilerimi yollamayı unutmamak gerek.

on dokuzuncu yüzyıl aynı zamanda tiyatro oyunları açısından da çok önemli ve verimli bir dönemdir. gerek yazdıkları öyküler ve tiyatro oyunlarıyla bu dönemde george bernard shaw ve oscar wilde eserleriyle ciddi anlamda bir devrim yaratmış ve pek çok genç yazarı sert, zaman zaman çok duygusal ve eleştirel stilleriyle etkilemişlerdir.

yirminci yüzyılda modern akımın yükselişiyle çok daha çarpıcı konular ortaya çıkmıştır. bunu en iyi yansıtan yazar, değişik stili ve sürekli duygusal iniş çıkışlarının yansımasıyla eserlerini yaratan virginia woolf'tur. hayatını geçtiğimiz yıllarda the hours adlı filmde izlediğimiz woolf, feminist kişiliği ve bilinç akışı tekniğiyle*önemli ve çarpıcı eserler ortaya koydu. önemli eserleri arasında mrs dalloway, to the lighthouse ve the waves sayılabilir. ayrıca steam of consciouness akımı dream theater'ın train of thought adlı albümünde de harika bir şarkı olarak ortaya çıkar.

benim için virginia woolf'un antitezi olan jane austen'ı da unutmamak gerek. austen sürekli romanları sinemaya uyarlanan keyifli, kadın-erkek ilişkilerini kadınsı ve sevimli bir dille anlatan eserlerin yazarıdır. ama mutlu son genelde güzel bir evlilikle bitmektedir, her şey pembe dizi gibidir. en son yazarın pride and prejudice adlı eseri sinemaya uyarlandı. önemli kadın yazarlar arasında hayatı sinemaya uyarlanan iris murdoch da eklemek gerekli.

20. yüzyıl edebiyatının erken döneminde elbette savaş çok önemli bir etken olmuştur. iki dünya savaşının da pek çok esere ilham kaynağı olduğu açıktır. bu etki gerek fantastik kurgu alanında j r r tolkien tarafından eski halk destanlarıyla birleştirilip yüzüklerin efendisi serisini yaratılışına sebep olmuş, aynı zamanda ütopya akımına da yol açmıştır.

ütopya akımının en önemli isimleri george orwell*ve aldous huxley'dır.***huxley, aynı zamanda william blake ve john milton'ın izinden giderek gerçeküstü akım adına da çalışmalar yapmış, metafizik ve felsefi düşünceyi eserlerine yansıtmıştır.

günümüze geldiğimizde bu konuda cahil kaldığımı hissediyorum. en son okuduğum ingiliz menşeili eser helen fielding'in bridget jones'u. cümlelerce süren entellektüel birikimimi iki cümleyle yok ettiğim için utanmıyor ve belki de virginia woolf'un beni cesaretim için hoş gördüğünü düşünerek kendimi avutuyorum. yazının sonu giderek oscar teşekkür konuşmasına dönse de bundan da çekinmeyerek son cümlemi dile getirmek istiyorum:

"aptallara teşekkür etmemiz gerekir, onlar olmasaydı akılların bir önemi kalmazdı." william blake

tam böyle olmayabilir bu söz, maksat teşekkür kavramına uymasıydı. ama vurucu bir kapanış oldu, bu yeterli.
hogwartstan kaçan kız hogwartstan kaçan kız
okuması en keyifli olan edebiyattır.
oscar wilde'dan tutun,charles dickens'a;bronte kardeşlerden tutun thomas hardy'ye kadar daha nice yazara ve muhteşem yapıtı çatısı altında toplamıştır.
unutmadan: romeo juliet,othello ve hamlet gibi shakespeare eserlerini de içinde bulunduran edebiyattır.