ingiltere

14 /
bilge bilge
bu kadar tuhaf bir millet göremedim.

nedendir bilinmez avrupa birliğinden çıkmayı oyladılar. tamam oyladınız sonuç bu milli iradeye saygı da....

birlikten çıkar çıkmaz değer kaybeden sterlin den kurtulmak için vatandaşlar dolar ve avroya saldırmış.

babam bunun böyle olacağı belliydi de neden çıkalım diye oy verdiniz. hem sizin bizim piyasaları ettiniz.

daha ilginci birlikten çıkar ayak türkiye birliğe giremez açıklamaları. şeye benziyo boşadığı eşin başkası ile evlenmesine karşı çıkanlara gibi hatta tehdit eden cinsinden.

yalnız ingilizler oyunları ile ünlüdür. vardır bir bildikleri. yaş tahtaya basmazlar, kazançsız zarar etmezler. dur bakalım ne olacak.
kırılgan düşler kırılgan düşler
"türkiye ab'ye girecek ortalık bombok olacak" propagandasıyla referandumdan birlikten çıkma kararı çıkaran ülke.

"birlikten çıkar çıkmaz adeta trükiye'ye dönüştüler" şeklindeki geyiklerin de konusu...

birlikten çıktıktan sonra:

siyasi kriz,
paranın değer kaybetmesi
başbakanın istifası ve kimsenin sorumluluk almaması
milli takımlarının izlanda'ya elenmesi
uluslararası kredi kuruluşlarının kredi notunu düşürmesi
(devamı gelir)


birlikten çıkma kararıyla, bak sadece kararla türkiye'ye dönüştüler ya la ahjshdkahajk
myrica myrica
özellikle kadınları baya değişik olan ülke.
aslında eski sömürgeleriyle çok ciddi kültür benzerliği mevcuttur(kanada,avustralya,abd,yeni zelanda).hatta bu ülkelerin kadınları ingiliz kadınlarıyla çok ciddi benzerlikler gösterir.
30'una,35ine kadar *live the life to the fullest* kafası mevcuttur.bu kafayı *içelim,yiyelim,sıçalım,gangbanginden swinger partilere kadar takılalım,sonra nice guy'la evlenelim* diye anlarlar,
da
o felsefe öyle değildir aslında ya,neyse.

bu ülkelerden gelen kadınlarla evlenen erkeklere ciddi şekilde acırım.evlendikten sonra da kocalarının arkasından iş çevirmeden duramazlar çünkü.
yalancılık,arkadan vurma,arkadan iş çevirme bunların master degree yaptığı konulardır.
myrica myrica
brexitten sonra paralari eriyen ulke.
sonuna kadar hakediyorlar.yasam standartlari her gun dusmekte.gotlerinin kalkikligi bir nebze duser umarim.
kucuk gordukleri abnin seviyesine hizla dusmekte yasam standartlari.gebersinler,zerre uzulmem.

pound-dolar 1.28 seviyelerinde su an,saka gibi.

hos dingilizler cakaldir,bir bildikleri vardir diye dusunmeden de edemiyorum simdi.
yes he is yes he is
son yaşanan terör saldırısıyla gündeme gelmiş ülke. bu terör saldırılarında bir şey dikkatimi çok çekti ki bahsetmesem olmaz. bu islamcı teröristler kadar ödlek ve ezik başka bir oluşum yok farkında mısınız ? özellikle kendini savunamayacak, silahsız sıradan insanlara saldırıyorlar. o kadar ödlekler ki özellikle herşeyden habersiz kendi halinde sıradan insanları hedef olarak seçiyorlar. düşünmeye bile gerek olmadan ne kadar korkak olduklarını bu şekilde bile görebiliyorsunuz. bildiğin ödlek ve ezikler lan, elinde silah bile olmayan, hatta onu da geç olan bitenden habersiz sıradan insanları hedef alıyorlar ki, götleri diğer türlüsüne yemiyor. kısaca ödlekce bir saldırıya maruz kalmış ülkedir.
ellisande ellisande
yavaş yürüyenlerle kafayı bozmuş insanların yaşadığı ülke, tam benlik.

www.bbc.co.uk

bu tarz projelerin en kısa sürede mecidiyeköy-bomonti üzerindeki hatta da hayata geçmesini temenni ediyoruz. eeey şişli belediyesi duy işe gider gelirken bitap düşen bu yayanın sesini!
mistik penguen mistik penguen
hakkında şurada anlatılanların tarihi bir gerçek olduğu, uzunbacaklı edward'ın devleti.




* * *
bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden ingiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün, 1500'lerde ingiltere'de işler şöyle yapılıyordu:
insanların çoğu haziran'da evleniyordu çünkü senelik banyolarını mayıs ayında yapıyorlar, haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı . ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.

banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu. bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. ingilizce'deki 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın' (don't throw the baby out with the bathwater) deyimi buradan gelmektedir.

evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, bö cekler) çatıda yaşıyordu. yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. ingilizce'deki 'kedi-köpek yağıyor' (it's raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.

yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan ingiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.

zemin topraktı. sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapılmıştı. toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır.

zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı 'thresh hold' (saman tutan; türkçesi eşik idi.

yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu... her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. ' bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük' (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı .
eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. buna 'yağ çiğnemek' (chew the fat) adı veriliyordu.

parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.

çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı . çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında 'tabak ağzı' (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.

ekmek itibara göre bölüşülüyordu. işçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı.

bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. buna 'uyanma' nöbeti deniyordu.

ingiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir 'kemik evi'ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı . tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. buna mezarlık nöbeti 'graveyard shift') denirdi. bazıları zil sayesinde kurtulur ('saved by the bell') bazıları da 'ölü zilci' (dead ringer) olurdu.
gerçekler bunlar:
kim demiş tarih sıkıcıdır diye:

ortaçağda avrupa'daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı. kastilya kraliçesi isabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı. kirlilik adeti amerika'ya da bulaşmış pennsylvania ve virginia eyaletlerinde ''banyo yapmayı yasaklayan'' ya da belirli kısıtlamalar getiren kanunlar çıkarılmıştı. philadelphia' da ise kanunla bir ay içinde birden fazla banyo yapan insanlar cezaevine gönderiliyordu.

tuvaletle henüz tanışmayan avrupa'da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17. yüzyıla kadar sürdü. fransa krallarından 14. louis, gününün belli bir zamanını lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü.

1600'lerde istanbul'a gelen ingiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan tarabya'yaki bir konağa gönderilmişti. 19. yüzyıla gelindiğinde, kesin olarak tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine taksim'e taşınmalarına izin verilmişti...
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci



normaldir. çünkü sözde türkiye, özde erdoğan hanedanlığı bir britanya dominyonu. iç işlerinde görece otonom. dış işlerinde(?) ise tamamen britanya'nın çıkarlarına göre hareket ediyor. mesela federal almanya cumhuriyeti ve fransa'ya karşı atıp tutmaları; genel olarak ab'yi hedef almaları... kıta avrupası'ndaki faaliyetlerini de esasen britanya denen şer yuvası yönlendiriyor.

ek: bu, ingilizlerin kötü insanlar oldukları anlamına gelmiyor elbette.
yoltengri yoltengri
bu sözcüğün tam anlamı anglo ülkesidir. anglo nedir derseniz? batı roma imparatorluğunun son dönemlerinde almanya taraflarında bulunan bir cermen boyudur ve diğer cermen boylarından olan saksonlar ve jütiler ile birleşerek bugünkü ingiltere topraklarına yerleşirler. daha sonraki dönemlerde bu ülke bu kez bir diğer cermen topluluğu olan vikingler tarafınca ele geçirilir. en son da fransızlaşmış vikingler olan normanlar tarafınca ele geçirilir.
4
acarabi acarabi
yahu onu bunu bilmem. yaklaşık 5 yıl kadar önce bankacı yeğenim oraya bir arkadaşının davetiyle gidip 10 gün kadar kaldı.
dönüşünde ne dedi biliyor musunuz.
"enişte, ingiltere olduğu yerde hiç bir ilerleme sağlamadan sayacak. türkiye devamlı gelişme gösterecek, belki 40-50 yıl sonra onların gelişmişlik ve sosyal yaşam seviyelerine erişebiliriz"
daha da başka şey bilmem.
7
14 /