inşaat mühendisliği

2 /
mitican mitican
i̇ngilizce'deki karşılığı civil engineering olan, yurtdışında paşa muamelesi gördüğünüz, fakat türkiyede diplomalı ameleden başka biskim olamadığınız, ilginiz olmadıkça gidilmeyesi, gidişi olsun dönüşü olmasınımsı bölüm
anha minha anha minha
deneyimin ne demek olduğunu ve önemini; bu bölümü kazandığınız andan itibaren, sonraki yaşamınızda size (kafanıza vura vura) öğretecek olan bilim dalı.

her şey üniversite yıllarında aldığınız eğitimle başlar. i̇stediğiniz kadar çalışkan, vefakar, ödün vermekten çekinmeyen bir öğrenci olunuz, (kısacası inek) önceki yılların öğrencilerinin deneyiminden yararlanamazsanız; okulunuzu zamanında bitirmeniz çok güç, hatta imkansıza yakındır. önceki yılların sınav sorularını ele geçirmeden, istediğiniz konunun kitabını hatmedin, sonuç hüsrandan farklı olmayacaktır. evet diyeceksiniz kendi kendinize geçmişin bilgileri, deneyimi önemli.

sonra iş hayatı başlar. henüz hiçbir şey bilmemektesinizdir doğal olarak. i̇şin içinden çıkılmaz, soyut yapı statiği derslerini öğrenmiş ama hayatta ankastre mesnet nedir görmemişsinizdir. mafsal nedir, pratikte nasıl kabul edilir bilmiyorsunuzdur. derslerde “ mafsallarla mesnetlenmiş diagonal bir rijit cisimde…” diye başlayan dersleri dinlemişsinizdir ancak;
mafsal nedir?
mesnet nedir?
diagonallik şartı nedir?
bir cisim, hangi kabullerle rijit sayılır?
diagonal bir rijit cisim nedir?
mafsallarla mesnetlenen diagonal bir rijit cisim nedir?
soruları havada kalmıştır en basitinden. halbuki bir kafes sistem çatı görsen hayatta anlayacaksın ne denmek istendiğini. ama görmemişsindir. görmemende doğaldır. 30 günlük stajlarla da görmen olanaksızdır. şantiyeye gittiğinde sana verilen eğitimin ne kadar soyut olduğunu ve gerçek hayatla alakasının kopukluğunu gördüğünde hayret edeceksin ve anlayacaksın ki her şey şantiye imiş. evet diyeceksiniz kendi kendinize şantiyenin bilgileri, deneyimi önemli.

okul size deneyim vermeyecektir. deneyimi iş hayatında edineceksinizdir. ancak unutulmamalıdır ki, deneyim yenilen kazıkların bileşkesidir. i̇lk kazığı da patronunuzdan yiyeceksiniz. çünkü patronlar bilir ki bir inşaat ustası ve formeni; üniversiteyi yeni bitirmiş tıfıl inşaat mühendislerinden çok daha fazla işine yarar ve iş bitirir. bu nedenle onların maaşları ve itibarları çok daha yüksektir şantiyede. şantiyede ünvana bakılmaz çünkü, işi zamanında bitiren kraldır, unvan sahibidir. bu yüzden maaşınız ilk yıllarda daha düşük olacaktır ve ilk kazığınızı da böylece yiyeceksinizdir. (ben şu an bu satırları yazarken yiyorum mesela, genç ve deneyimsizim çünkü)

bir inşaat mühendisinin işine yarar! deneyimi elde edebilmesi ise ortalama 5- 10 yıl arasında değişir. bu süre zarfında hep ekside ve zararda olacaksınızdır. ayrıca iyi bir inşaat mühendisinin, şantiyede insan ilişkilerini çok iyi ayarlayabilecek nitelikte olması elzemdir. bu ise eğitimle kazanılamaz. bir şahsiyet, karakter meselesidir. şantiyenin besmelesi yalandır. su gibi yalan söylemeli, insanların yüzüne gülerken onlara iş yüklemeli, gereğinde çok sert çıkıp birilerinin ağzına s.çabilmeli, itin g.tüne sokabilmelisin. bunları yapamıyorsan ancak ortalama bir mühendis olarak hayatını idame ettirebilirsin. mesleğinde yükselmiş her inşaat mühendisi bu gibi ayarlamaları çok iyi yapar. (ben yapamadığım için memurluğu seçtim. gördüm ki orası da hiç farklı değil.) bu ayarlama da bir deneyim işidir. i̇nsan sarrafı olmayı gerektirir. i̇nsanları gözünün içine bakarak anlamayı gerektirir.

şantiyede her gün karşınıza çıkacak binlerce problemin yanı sıra binlerce talep ve beklenti içinde kalırsınız. hepsini bertaraf edebilmek sağlam bir bünye ister. şantiyenin % 95 i problemdir. bu yüzden iyi yetişmiş hemen hemen her inşaat mühendisi alkoliktir ve dağarcığında 40 yıl düşünseniz aklınıza gelmeyecek tarzda küfürler bulunur. hem insanları, hem işi idare ederken psikologlara başvurmak isteği dayanılmaz bir hal alır. her zaman olumlu, güleryüzlü ve “up” olmayı gerektiren bir iştir. tekrar ediyorum ki her zaman “up” olabilme maskesini takmak deneyim ister.

bütün bu sıkıntılara rağmen iş bitip ortaya çıkan şeyin zevkini içinizde yaşamak “her şeye değer” düşüncesini size verir. bu meslek sizi, yaşattığı deneyimlerle olgunlaştırır. ama karşılığında ödeyeceğiniz bedeller olacaktır. hem de azımsanmayacak boyutta.
earendill earendill
icracılarına en çok travma yaşatan meslek. i̇yi bir bölümdür, puanı her üniversitede yüksektir, ama mezun olduğunuzda türkiye'nin en eğitimsiz, en anlaşılması zor, kimileri yeterince türkçe bile bilmeyen insanlarıyla, inşaat işçileriyle başbaşa kalırsınız. şantiye içinde onlara her şeyi zar zor anlatır, yevmiye hesaplarının nasıl gerektirdiğinden ve işleri yarıda bırakıp gitmediklerinden emin olmak için bilimum yaptıklarını kontrol eder ve bu yüzden de sanıldığının tersine vücudunuzdan çok beyninizi yorarsınız. çoğu zaman gidip bir mala ve kum bulup bir işi bizzat yapmak onlara yaptırmaktan kat kat kolay ve kısa olacaktır, ama gene de bunu yaparsanız dillerine düşeceğiniz için eliniz kolunuz bağlıdır. bütün hayatınız boyunca günde en az 10 saatten-haftada en az 6 gün bu insanlarla boğuşarak yaşarsınız, buna karşılık çoğu zaman, özellikle ilk başlarda bunlara alışık değilsinizdir, çünkü siz son derece eğitimli birisinizdir, çevreniz de öyledir. neticede çift kişilikli yaşamaya başlarsınız ve bu da bir travmaya tekabül eder, her gün herkes birbirine "yetti bu şantiye işi" der durur. oysa şantiyenin işi asla bitmez. siz bitersiniz, inşaat bitmez.
titr titr
hiç düşünmediğim halde okulunu bitirmekle kalmayıp, bir de yüksek lisans yapıp üstüne bir de çalışmaya başladığım güzide meslek dalı.
şiirbaz şiirbaz
babası müteahhit olanların seçtiği bölüm.. (genelledim mutluyum) babası müteahhit olmayanlar da tanıdık müteahhitlere göz kırparlar. öyle kendi yağında kavrulup giden bir bölüm, sektör.
tengizkaan tengizkaan
üniversiteye sosyal hayatın doruklarına varacağını sanan ve kızlara daha yakın olabileceğini hissedenlerin sonuna kadar dibe vurduğu bölümüdür. eğer bu bölümü yazan kişi diğer bölümlerden az kişiyle tanışıksa vay haline. çok kuvvetli ihtimal kız arkadaş bulma şansı sıfıra yakındır. bir örnekle durumu tam olarak açıklamak gerekirse buca da gittiğimiz mekanda arkadaşımın saptaması tam yerindedir.

mekana oturulur 101 için 2 deste kağıt alınır, yaz boz kağıdını oyundaki şahsiyetleirin isimlerinin baş harfini yazmak için eline alan arkadaş duraksar, bir anlık yüzünde gördüğüm hüzünle söylediği laf akıllarda ter etmektedir.

"ahmet-ayşe, gökhan-yeşim vay aq şöyle yazboz tutmak nasip olmadı ya ben bu üniversite hayatının gelmişini geçmişini"
itünün eskimeyen demirbaşı itünün eskimeyen demirbaşı
bütün dünyayı babamın zoruyla yazdığıma inandırdığım, her kızdığımda nereden seçtim bu mesleği, lanet olsun çektiğim ama tekrar doğsam yine olmak isteyeceğim tek meslektir kendileri...kız mesleği olarak görülmediğinden olsa gerek ''mimar hanım'' şeklindeki hitapları her seferinde ''inşaat mühendisiyim ' diye düzeltmekten bıkmadım, bıkmayacağım.zaten yakında inşaat camiası içinde hatırı sayılır bir yere kavuşacak dişi inşaatçılar, hem de alımlı çalımlılar benden söylemesi, fakülte wc lerinde her görüşümde, şantiyeler şenlenecek diye geçiriyorum içimden...ama tabii çok zordur şantiye şartlarında çalışmak, toz toprak, yağmur,çamur,kar kış dinlemez, şantiyeci üşümez,şantiyeci yorulmaz, şantiyeci şikayet etmez.şantiyeci olma kızım sen de git statikçi ol çekenlere sözüm: hiiiiç sevmedim sevemem, bilgisayar başında zırt pırt yenilenen programları öğrenicem diye gözleri 8 numara miyop yapıp, şişe dibi gözlüklerle dünyamı karartacağıma, şantiyelerde sürünürüm daha iyi...bir de satış mühendisliği kısmı var ki ben ona plasiyerlik diyorum, niye okudum onca sene yüksekti doktoraydı, ona buna kapı kapı gezip, malzeme satacaksam...akademsiyen ol, projeci ol, kontrol ol...herkesin kendi bileceği iş tabii ama bana dünyada sadece tek bir mühendislik varmış o da inşaatmış gibi geliyor.galiba ben bu mesleği sahiden seviyorum...
mabeynihumayun mabeynihumayun
nefret ettiğim mesleğim.

eğer ki birinci derecede bir akrabanız müteahhit ise dünyanın en güzel mesleği oluverir o zaman.

ama sıradan biri için zulümden başka bir şey değil.
galak galak
duyduğum en güzel tarifini itü inşaat müh. terk olan yılmaz erdoğan yapmıştır;

"ben hayal ettiğimiz evleri yapacağız zannediyordum, başkalarının hayallerindekileri evleri yapacakmışız."
muhendis muhendis
gayet severek yapmakta olduğum ve benden tavsiye isteyen genç arkadaşlara önermekten çekinmeyeceğim meslektir. dünyanın hemen heryerinde iş imkanı bulabilirsiniz. yurticinde pek fazla maaş alamazsınız ama yurtdisinda ortalama 2000-3000 dolar ile iş hayatına baslayabilirsiniz.bu skala gideceğiniz ülkeye göre değişkenlik göstermektedir.
örneğin arap ülkelerinde yeni mezun inşaat mühendisleri 2000-2250 dolar ile başlarken, ırak ve afganistan bölgesi için 2500-3000 dolar arası değişkenlik gosterir.ve yıl geçtikçe maaşınız da paralel oranda katlanarak artabilir.
ılgın ılgın
bu sene tercih tercih edip okumak istediğim bölümdür. bayandan inşaat mühendisi olmaz sen en iyisi mimarlık oku diyenlere kulaklarımı tıkayıp okuyacağım güzel meslektir
2 /