insan hayatındaki izi silinmeyen kişi

harbi kiz harbi kiz
yıllar sonra hatırlanılır ve içlenerek; 'sahi ya, nerde? ne yapıyordur şimdi?'li cümlelere sebep olan; yıllar, yıllar öncesinde kalmış, fakat izi silinmemiş kişilerdir.

tıpkı küçük prens'in tilki'yle konuşurken dediği gibi: onu göremesen de; onun kalbinin atıyor oluşu, onun bu dünyada yaşıyor oluşu; seni mutlu ediyordur.....

"yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. ben gülüyor olacağım bir tanesinde. ve geceleyin gökyüzüne baktığında bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak... yalnızca senin gülen yıldızların olacak!"
"ve üzüntün hafiflediğinde (zaman bütün acıları hafifletir) beni tanımış olmak hep seni mutlu edecek, dostum olarak kalacaksın. benimle gülmek isteyeceksin. bunun için de arada bir pencereni açacaksın..."

arada bir açın o pencerenizi; olumsuz bir ayrılık bile olmuş olsa gülün yaşanmış olan güzel anıların hatırına..


shotbar dağı shotbar dağı
insanın hayatında iz bırakan anılar vardır. x kişisini beklediğin hastane koridorunu, y kişisiyle sırt sırta ettiğin kavgayı, z kişisiyle seviştiğin geceyi, v kişisi yüzünden arabada içip içip ağladığını aradan yıllar geçse de hatırlarsın. ancak bir insana dair her şey kalmıyor akılda. bağ kopunca insan zamanla kokusunu, gülüşünü, sesini, doğum tarihini, sırası geldikçe bir çok şeyi unutuyor. sonra müslüm gürses'in dediği gibi herkesten bir anı saklıyor bu yollar. deivid chelsea'ye attığı golle, kerem tunçeri sırbistan maçındaki turnikeyle hatırlanıyor, semih şentürk 2008 yılına götürüyor bizleri. şahsen tercihimize kalsa ben yine unutmayı seçerdim. bir insanı bütün ayrıntılarıyla hatırlamak büyük bir külfetten başka bir şey değil. 2 parçasını sevdiğim rammstein'ın bütün albümlerini evime doldurmam.
monadiana monadiana
birçok insan hayatımda fazlaca iz bıraktı. düşününce liste çok uzun. şuan aklıma ilk gelen edebiyat hocam oldu. büyük iz bıraktı. arkadaş, dost, hoca, sırdaş ve daha niceleri...
mango ananas mango ananas
ilk tanıştığında bazen harika zaman geçirirsin. o ana aşık olursun. sonra o enerji gider karşıdan, sen hep o anın özlemiyle koşturup durursun çevresinde. küfür etmek istiyorum sana hayat neden diye sormak istiyorum. neden yanlış insanlar, yanlış insanlar peşinde harap oluyor. ya da doğru insanlar aptal sebepler yüzünden yaşanacak mutlulukların önüne geçiyor. ağır şeyler geçiyor içimden ama söylesem bağırsam da geçmeyecek o yüzden susuyorum. konuştukça saçmalıyorum zaten diğer insanlar aptal muamelesi yapıyor. anlamıyorum sanıyorlar bakışlarından bile anlıyorum. bunlar zaten çok akıldan hep. bazen diyorum herkes anladı ve aştı bu durumu ben miyim rol yapamayan. bu mudur hayatı anlayamama şikayetimizin sebebi. ben bir deliyim ama beni siz delirttiniz ...
cherry wine cherry wine
izinin silinmediğinin farkında bile değildim. ''insanlar hep ilk aşklarını ararlar.'' dediklerinde öylece gülümserdim. pek mantıklı bulduğum bir şey değildi bu.

''hep aynı tipten hoşlanıyorsun.'' dedi bir ara arkadaşım. çaprazımda oturan adamı izliyordum. omuz silktim. kahvesini ağzına götürürken dünyanın en basit şeyiymiş gibi, ''hepsi m.'ye benziyor. karakteri, zevkleri bile benziyor. benzemezse bırakıyorsun.'' dedi. öyle olağan bir cümle gibi çıktı ki ağzından.

ne bileyim... takıntılı da değilim aslında. emin olduğum şeyler var. kaç yılın ardından toplasa bavullarını, istanbul'dan dönse ancak kalbimiz kırılır. o arada ben nasıl da değiştim, bilmem ama o nasıl da değişti. eninde sonunda şu olan biten, ölü birine aşık olmaktan çok da farklı değil.

söylenmiyorum yine de. hayatıma giren, geri kalan herkesin bir o kadar da özgün yanları oldu; hepsinin de özgün yanlarından öptüm ve öpmeye devam ediyorum. ama olur ya, bir gün önüme çıkarsa ''tüm erkeklerde biraz seni arıyorum.'' demek çok tatlı bir gündüz düşü benim için.

#17995446
yasevyabadabadu yasevyabadabadu
bugün ona deliler gibi aşık olduğumu söyledim. bugün ondan beni sevse de sevmese de, başkasıyla evlense, çocukları torunları olsa dahi sadece benimle görüşmeyi bırakmamasını istedim.
trajikomik olansa bugüne kadar sadece doğum günlerini kutlamak için mesaj atıyor olmamdı.
çünkü aşık olduğum kadınla aramda denizler, okyanuslar, kıtalar var ve bunlar yetmezmiş gibi pandemi girdi araya, tekrar buluşabilir miyiz bilmiyorum.
kendimi konuşmamak için engellemeye çalıştım çünkü hislerimi gözlerinin içine bakarak söylemek istedim. eğer konuşursak hislerimi dökeceğimi hep biliyordum çünkü artık dayanamıyordum.
ama bugün dayanamadım ve içimi döktüm. iyi mi yaptım bilmiyorum, neler olacak bilmiyorum. her şeye rağmen bağımızın kopmayacağını biliyorum. seni seviyorum.
ophelias ophelias
dün gece rüyama giren ve yakın zamanda covid belasından kaybettiğim canım ilkokul öğretmenim. gittiği yerde eminim ki rahat uyuyordur. onlarca insanın hayatına dokunup, gerçek öğretmenliğin ne olduğunu bana öğreten adamdı. cennet varsa ve benim öğretmenim oraya layık değilse ben de bir şey bilmiyorum.
lorquet lorquet
şöyle bir kendi içime baktım. ilk okulda defterin köşesine yaptığım çizgi filmler gibi hızlı hızlı aktı her şey. kim olduğu değil de birlikte kim olduğun daha önemli geldi. bugüne dek kendimi nasıl inşa ettiğim. ben yaşadığım sürece yaşayacak olan onlarca insan.
dumrul dumrul
babamın öğrencisi olan bi hıyar. endüstri meslek lisesinde çocuğa bi görev vermiş, ben mi çocuğun peşine takıldım çocuk mu beni peşine taktı, yoksa babam mı beni şutladı hatırlamıyorum ama daha ilkokula başlamadığım zamanlar.

çocuk i̇şi bitirdi. yan binaya geçecek, normal yoldan çıkmak yerine camdan atladı. ben de peşinden tabii... elektrikli tornavida dediğimiz kontrol kalemini göt cebine koymuş. ben peşinden atladığımda bacağım sen gel tornavidaya takıl cart diye...

bacağımdaki 9 - 10 santimlik izi silinmiyor hıyarın.
bubirsosyaldeneydir bubirsosyaldeneydir
bunlar hep psikolololololooloji.

tanımlanıyor, teşhis ediliyor da olmuyor, olamıyor, olduramıyoruz... tanımın, teşhisin doğruluğuna hak verip ataletin uyuşuk kollarına ho0o0o0op bırakıveriyoruz kendimizi. hayatımızda izi silinmeyen diye andığımız insan, kim ulan bu, kimsin senasdfgh

herhangi bi' insanla yaşadığımız anların, biriken anıların zihnimizde "daha" canlı, parlak, doygun renklerle yani full hd canlanıyor oluşu... "öforik hatırlama", insan beyninin geçmişte yaşadığı olayları, rtük'ün kırpıp biçip piç ettiği filmler gibi kötü olan anıları siktir edip güzel anları hatırlaması durumu. özelleşmiş bi' insan beynine sahip değilseniz, bu herkeste bu şekilde işliyor. ltf ağlamayın, size omuz olamam. *

ee peki ne yapmalı? capcanlı hatırlanan anıları başka bi' oyuncu ile canlandırmak ya da tekrardan yaşamak. ha, "ben hatırlar hatırlar, yastığıma sarılır, ağlarım" diyorsanız, o da olur, seni romantik serseri. kalp dans kalp.
saiyajin saiyajin
hayatıma giren ve bana olağandışı bir yakınlık gösteren herhangi bir kadın. eksiklikten ya da ilişkiye kapalılıktan sanırım unutmuyorum hiçbirini.
anlayacak çok şey var anlayacak çok şey var
ben telefon numarası da silmedim.
yıllar geçti, bildiğim kadarıyla onun da hayatından bir kaç kişi geçti.

bazı yaşananların özel yeri olur, o özel yerde olanlara, bile isteye zarar boyutunda bir olumsuzluk yaşanmaması durumunda iyi hatırlanır ve mümkünse görüşmek istenir onunla her hangi bir bahane ile. bu görüşme onunla birlikte sohbet de olur, illa sekse bağlamak gerekmez ki bu bir olgunluk belirtisidir lakin o an yakınlaşma olacaksa neden olmasın? hayat ne getiriyor ne götürüyor kimse yerinde durmuyor ve bazen o dost, sevgili, arkadaş modundaki ilişkisini özlüyor.