insanı derinden etkileyen şiirler

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
5
te5ir
söylemediklerimi işitin lütfen

bana aldanmayın!
yüzüm bir maskedir,
sizi aldatmasın.

binlerce maskem var,
çıkarmaya korktuğum,
ve,
hiçbiri ben değilim...
olmadığımı göstermek
ikinci doğam oldu.

"kendinden emin biri" dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için herşey...
adım güven belirtir,
ve,
oyunumun adı
"ağırbaşlılıktır".
içimde ve dışımda denizler sakin,
her şeyin kumandanı ben...
kimseye gereksinme duymayan
ben...
fakat, inanmayın bana,
lütfen!...

herşey dışta düzgün ve cilalı,
hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
o maske!..
altta ne güven ne de rahatlık...
altta,
karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
gerçek ben!...
ama saklarım bu gerçeği savunuculukla...
kimsenin bilmesini istemem...
zayıf taraflarımı düşündükçe
titrer ve sararırım...
ya başkaları görürse iç dünyamı...
gerçek ben ve yalnızlığımı!
işte,
maskelerimi onun için takarım...

onun için, arkalarına saklanacak
maskeler yaratırım...
onlar,
gösterişte kullanabileceğim
parlatılmış yüzlerim.
beni korur, bakan gözlerden...

beni olduğum gibi kabul edecek,
sevecek
bakışları bulamazsam,
solacak kuruyacak gerçek ben...
ve,
ben bunu biliyorum.
beni kendi maskelerimden kurtaracak,
kurduğum hapishaneden kaçıracak
diktiğim engellerden aşıracak,
beni seven,
beni anlayan
bakışlar olacak.
bana,
"sen değerlisin" diyecek,
"maskesizken daha bir insansın"
"daha yakın, daha bir dostsun"
diyecek bir bakışa
beni gören bir bakışa
muhtacım...

benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!...
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açamayacaktır...
bütün gücümle tutunacağım maskelerime
ne kadar sokulursan yakınıma,
o denli şiddetli geri iteceğim seni...
kim olduğumu merak ediyor musun?
hiç merak etme...
ben çevrendeki
her erkek ve kadınım...
maske takan her insanım.

charles c.finn
eleanor
aysel git başımdan ben sana göre değilim
olümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum

atilla ilhan
eleanor
kimse bilemez bunu benim bildiğim kadar
bir yaşamdan fazla bir yaşam yaşayanlar
ölürler birden fazla

ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
bu böylece biline,
kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
korkak, bir öpücükle,
yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
kimi sevgilisini yaşlılığına saklar;
bazıları öldürür şehvetin elleriyle,
altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

kimi pek az sever kimi derinden
biri müşteridir diğeri satıcı
kimi vardır gözyaşıyla bitirir işi
kiminden ne bir ah ne bir figan
çünkü her insan öldürür sevdiğini
yine de ölmez insan…
aguney
akşam erken iner mahpushaneye
ejderha olsan kar etmez.
ne kavgada ustalığın,
ne de çatal yürek civan oluşun.
kar etmez, inceden içine dolan,
alıp götüren hasrete.

akşam erken iner mahpushaneye.
iner, yedi kol demiri,
yedi kapıya.
birden, ağlamaklı olur bahçe.
karşıda, duvar dibinde,
üç dal gece sefası,
üç kök hercai menekşe...

aynı korkunç sevdadadır
gökte bulut, dalda kaysı...
başlar koymağa hapislik,
karanlık can sıkıntısı...
"kürdün gelini"ni söyler maltada biri,
bense voltadayım ranza dibinde
ve hep olmayacak şeyler kurarım,
gülünç, acemi,çocuksu...

vurulsam kaybolsam derim,
çırılçıplak, bir kavgada,
erkekçe olsun isterim,
dostluk da, düşmanlık da.
hiçbiri olmaz halbuki,
geçer süngüler namluya.
başlar gece devriyesi jandarmaların...

hırsla çakarım kibriti,
ilk nefeste yarılanır cıgaram,
bir duman alırım, dolu
bir duman, kendimi öldüresiye,
biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
ama akşam erken iniyor mahpushaneye.
ve dışarda delikanlı bir bahar,
seviyorum seni,
çıldırasıya...
`
ahmed arif`
my life without me
açık kalp ameliyatı/ altay öktem
.........................................................
.........................................................
herkes birbirine fazla narkoz versin lütfen
rica ederim zorluk çıkarmayın baltaya
korkuluklara saygılı olun mesela, tırmanmayın
direklere neye yarar bu; neye yarar ısıtmak
dün ölen bir kadavrayı mor bir aşk uğruna

açık bırakıp bu kalbi ameliyat masasında
resim yapmalı, deli gibi resim yapmalı
kayıp bir turuncu kokusu var havada
my life without me
nilgün marmara/ düşü ne biliyorum
......
......
yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu düşler marketinin,

uyanıyorum küstah sözcüklerle:
ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!
my life without me
küçük iskender/ hırpalayanlar


''yüzü yağmurla bıçaklanmış bir sonbahardı"
basitliğiyle
gerisin geriye çekilirken boz örtüler altında istanbul
beni hırpalayanlar topu topu üç beş adamdı

belki çok dinlediğim bir david bowie şarkısı
belki ayaklarımın ucuna yanarak düşen
son meteor gibi tek bir sevgili kellesi,
belki de göğsümün orta yerinde
çatırdayarak yıkılan karanlık bir sis perdesi;
bu yaşanmamalıydı
beni hırpalayanlar topu topu üç beş adamdı

şunu bilmeni isterim
seni bu şehirde artık seven kalmadı
yani terkedenle birlikte genel bir suskunluk meselesi,
yolların kemikleri kırık
yolların verecekleri yeni sözlere inanacak olan yok
yolları ancak kendilerini kesen yollar anlar
ömür boyu yolcu denmez ya bir insana
onun da bir adresi vardır bir gün şüphesiz hatırlanılacak
onun da belki çok dinlediği bir david bowie şarkısı
önemsenebilecek bir gururu, bir bahanesi
onun da ağlayacak birkaç özel dakikası vardır

"yüzü yağmurla bıçaklanmış bir sonbahardı"
gerisin geriye çekilirken boz örtüler altında istanbul
rakılara akşam akrep gibi inerken
nihavent makamı eserken rüzgâr
kimseyi lanetleyecek değilim, çünkü,
beni hırpalayanlar topu topu üç beş
böcekti
çocuktu
huysuzdu
hepsi de bana benzeyebilecek kadar aptaldı
5
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın