insanın kendiyle ilgili farkına vardığı şeyler

gamlı baykuş gamlı baykuş
aslında başlık "insanın kendiyle ilgili bir anda farkına vardığı şeyler" olacaktı ama karakter kısıtına takıldım.
çoğu zaman hazırlıksız yakalandığın bir duruma verdiğin tepkiyle bambaşka bir yönünü anlıyorsun.
ben hayatımın iplerinin elimde olmasını seviyorum. bunu hep bilirdim zaten ve bu sebeple de hayatımdaki her ilişki belli bir sınırdadır aslına. çok sıcak kanlı, kolay iletişim kuran, konuşacak bir şeyi her zaman olan biri olsam da bir sınırım ve mesafem vardır ama insanlar bunun farkında bile değildir.
çok konuşup kendi alanıma girmeden anlatırım bir çok şeyi. bana soru sorulmasından hoşlanmadığım için kimseye sorular yağdırmam; ısrardan nefret ettiğim için kimseye ucunda ölüm varmışcasına ısrarda bulunmam.

bunlar hep mesafelerimle ve kendi hayatıma olan düşkünlüğümle ilgili; bunu net bir şekilde biliyorum.

ama geçen gün anladım ki, kıçı kırık planlarımın iplerinin de kimsenin elinde olmasını istemiyorum:

bir arkadaşım ailesini ziyarete memleketine gitti ve gelirken de gayet kibar ve düşünceli bir tavırla bana köy domatesi getirdi. o domatesler bir haftadır dolapta sürünüyor. elbette kullanılacak bir şey, elbette atla deve bir durum değil ama benim onları bir plan dahilinde satın almamış olmam, birinin bana sormadan bir sorumluluk yüklemiş olması onlara elimi uzattırmıyor. çok saçma belki ama belki de bilinç altımda bir yerlerde manipüle edildiğim hissiyle, inat ederek kullanmıyorum onları.

şimdi her şeyi bilenler; "bi menemen yap da ye, ne büyütün ha" diyeceklerdir.
evet bugün onları menemen yapıp kavanoza koyacağım ama burada bu domatesler sadece bir metafor.
sadece bu olayla ani şeylere aşırı kapalı olduğumu, o şey hayatımı kökünden etkilemeyecek olsa da, sadece benim dışımda olduğu için mesafeli olduğumu öğrendim.

not: çok anlaşılır olmadı belki, yaşadığım ve hissettiğim şeyi tam aktaramadım belki ama durum bunlardan ibaret.

not2: bir arkadaşım da sevgilisinden pizzadaki biber meselesi yüzünden ayrılmıştı. çünkü o biber meselesi üzerine bir sürü şey ayyuka çıkmıştı.

not3: sebze deyip geçmeyin, hayatı anlamamıza sebep oluyor bazen.
kaktus ve papatya kaktus ve papatya
zaman geçtikçe kendiyle ilgili ne çok şeyin farkına varıyor insan. sanırım bu bir hayat yolculuğu. kendimle ilgili en büyük keşfim ise ne yaşarsam yaşayayım davranışlardaki sözlerdeki hoyratlığa tahammül edemiyorum. pek çok şeyin telafisi var benim için ama yaşama bu pencereden bakan insanlardan kaçmak için elimden geleni yapıyorum.bu kırmızı çizgiyi korumak benim için önemli çünkü sonra en çok üzülen ben oluyorum. diğer keşifler mi ?
bilmem yaşadıkça öğrenirim belki…
haklisin haklisin
geç anlamışım hayatı. daha farkına varalı bi kaç ay oluyor. keşkelerim çok, sınavlardan kalmışım hep, hayata tam bi atak yapacakken takılıp düşmüşüm kalkmamışım, hiç aklımıda kullanmamışım. eee ben batmışım bildiğin.
ben bunların farkına geç vardım.