insanların kabullenemediği şeyler

sana söyleyeceklerim var sana söyleyeceklerim var
hayatlarında bir sebepten artık olmadığımız insanların bıraktığımız yerde kalmadığı gerçeği.

bu reddediş haline örnek, şu yazıyı okuyan herkes ya bir eylemde bulunmuştur, ya bir eyleme maruz kalmıştır ya da böyle bir olaya şahit olmuştur hiç yoksa. yollar birleşir, yollar ayrılır. i̇nsanlar gelir, kalır, ya da gider. yol aldıkça da bunu kanıksıyoruz zaten hepimiz. biliyoruz sonsuzluk kavramı çok güzel ama bir o kadar da iddialı. biliyoruz çok uyaranlı bir dünya artık burası. kalmak isterken gitmek de gerekebiliyor. kalası olana imkansız olduğunu söylemek de gerekebiliyor. yani ihtimaller ihtimaller... buralarda sıkıntı yok zaten bana göre. i̇nsana dair her şey mümkün diyerek yola devam edeli 12 sene olmuştur sanırım. daha az şaşırmaya, daha az sorgulamaya çalışıyorum. hatta çalışmak da denilemez artık. bir zaman sonra refleks halini de alıyor bu tepkiler. hiç olmadı susuyorum ve izliyorum. sadece izliyorum. neyse konu dağılmasın. ne diyordum? haa, evet arkada kalanı hep bıraktığımız yerde ve halde olduğuna inanma isteğimizi söylüyordum. akış neden sadece bize çalışıyor gibi düşünür insanoğlu? neden giderken pause tuşuna basıp da gitmiş gibi hareket eder? ya da neden istediği zaman tekrar o tuşa basarak kaldığı yerden devam edebileceğine inanır? en azından bunu umar? çok tuhaf canlılarız be. aradan geçmiş diyelim 3 sene. birden en son 3 saat önce konuşulmuş gibi bir tavırla gelen bir mesaj ya da bir çağrı. şöyle bir düşünce yok insanlarda mesela; rahatsız olacağı bir durumda olabilir mi? saat uygun bir saat mi? o da konuşmak ister mi? ne bileyim şu eylemimle onu çok tatsız bir durumda bırakır mıyım? yok işte böyle ince düşünceler. neden? adam/ kadın basıp gitmiş pause tuşuna istediğinde yine basar ve sizin hayatınız sanki onun bıraktığı yerde duruyormuş gibi devam eder hissiyatı. yok öyle değil o işler işte. akış varsa hepimiz içindeyiz. kimse kalmıyor son hatırlanan halde. o yüzden inceden bir saygıyla kabule geçmek gerek ve o kumandayı da o tuşu da mümkünse hiç kullanmamak gerek herkesin huzuru için.

bu giri, sevdicekle biz insanlara dair yapılmış uzun uzun çözümleme konuşmalarından esinlenerek yazılmıştır.