instela da ağlaklığın takdir görmesi

yaqui yaqui
valla nerde silik, nerde sümsük, nerde ajite bir yazı var itina ile gidip o yazıyı güzelliyorsunuz. atıyorum biri çok mu yalnız? hemen gidin güzelleyin. 'karşim anlıyorum seni, ne yaparsın hayat...bana da birinden mesaj geldi sandım meğer bankaymış:(' flan deyin. ya da diyelim ki biri çok hasta. ne bileyim aids. zırt pırt bunu dile getirdiği, ziyadesiyle itici olduğu halde artılayın onu. 'geçen uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımı gördüm, naber ya ah bu arada ben aids oldum geçen sene. insan aids diye sevgilisi ayrılır mı ya:(.' falan gibi dandik bir yazı yazsın mesela hemen zırlayın, içinizden bir parça kopsun, gözleriniz sulansın ve güzelleyin.

bu kadar kolay mı ya bu iş?

ben de öyle yapardım 12 yaşındayken. dilenciye para verdiğimde birine iyilik yaptığımı, onun acılarını paylaşıp onunla sempati kurduğumu düşünürdüm. ama gerçek neydi? inşallah benim başıma gelmez, tek kolla atari nasıl oynarım allahım falandı. sakatlara acımak gibi. inşallah benim başıma gelmez, allahım nolur nolur nolur. olay kısa ve net.

bunu anladığımdan beri ki 13 yaşıma falan tekabul ediyor, gördüğüm her tekerlekli sandalyelinin lastiğini patlatmak, topal değneğine tekme atmak, aids olana pandik ve dilencilere taş fırlatmak istiyorum. acımanın bencillikle ne kadar paralel olduğunu anladım. gerçek buydu çünkü.

kusura bakmayın biraz sert yazmış olabilirim bu yazıyı. orta ikide apandisit ameliyatı olmuştum biraz travmatik geçmişti. ondandır muhtemelen. bir kere de bordum hillside beach ta boğulma tehlikesi atlatmışlığım var. martiniyi çok kaçırmıştım o gün ya ne acı zamanlardı.

anladınız siz onu.
purge me purge me
sadece instelada değil internetin genelinde yaygındır. yapanların bir kısmı yeni, saf minnoş hanımlar beyler. ne diyeyim adama şimdi gelmiş anlatmış babasının ölümünü, anasının danasının kanser oluşunu. onu da eleştirmeyi bıraktım. iç dökme olarak bu mecralar iyi. çok güzel anlatıyorlar. hüzünlü anda yakalamak lazım. aynı acıyı yaşamak lazım empati için (allah yaşatmasın kimseye tabi hastalık ayrılık ölüm bla bla).

kelime aralarına bakıyorum ben. oradan çakıyorum kolayca; gerçekten bir acıya mı odaklanmış yoksa acısı üzerinden duygu sömürüsüne mi girmiş diye. cümleleri dikkatli okuyun, şıp diye anlaşılıyor. artı-eksi oy verme mekanizmam öyle işliyor galiba o konularda. o kadar çok şikayet ve acı hikayeleri dönüyor ki, artık o da değersizleşti işte.