instela genel eleştirisi

akayzers akayzers
yufka yüreğim, temiz kalbim ve hello kitty'li boxerımla karşınızdayım yine.

tuhafiyeci ihsan amca tarafından az evvel topu kesilmiş hayat dolu bir çocuğun yüreğinde parçalanan tektonik plakaları seyrediyorum sessizce. kırılan bir dükkan camı, kesilen bir toptan daha mı değerliydi ? bilmiyorum. o top o anda, mücadelenin, sokağı öğrenmenin bir sembolüydü bana göre. tek bildiğim bu. o ihsan amcanın da belasını sikecem yarın. size sözümdür. neyse konuya gelelim.

instela a.k.a "itü sözlük". diğer sözlüklerden ayrılan bir yanı vardı hep: aile olma hissiyatı. itü sözlük, bir topluluğun parçası olma hissini yaşattırdı yıllarca yazarlarına. sayısız zirveler düzenlendi. dostluklar edinildi. en çok da hiç ailesi olmamış, olsa bile ailesinin sıcaklığını yaşamamış kişilere bu tarz ihtiyaçlarını bir nebze de olsa giderme şansı verdi. bu şans çoğu insan için en büyük hazineden daha değerlidir. burada tanışıp evlenenler bile oldu. çocukları oldu.

yazarlar dertleşti itü sözlükte, biri birilerine destek oldular. duyurular kısmı her zaman aktifti. soruları olan, yardıma ihtiyacı olan yazarlara her zaman mümkün olduğu kadar yardım edildi. ekşi ve uludağ gibi ruhsuz olmadı hiç. hep sıcaktı. buraya kadar her şey güzel.

...fakat tüm bunların getirdiği olumsuz bir ürün meydana geldi;

itü sözlük kendi normlarını oluşturdu. bu normlara aykırı huzur bozan yazan yazarlar dışlanmaya çalışıldı. farklı düşünen ya da farklı üsluplara sahip yazarlar anca sözlüğün moderatörleri ya da çok sevilen yazarları tarafından, nick altlarına olumlu bir şey yazıldıkları zaman, ayakta durabildiler. sevilen yazarlar çoban ve diğerleri de koyunları gibiydi. hala da öyle çoğu zaman. kafa nereye, ayak oraya.

sözlüğe gelip bu manzarayla karşılaşan yeni yazarlarda çekingenlik oluşmaya başladı. aykırı düşünseler bile içlerinden geldiği gibi yazamadılar. çünkü dışlanacaklarından, olumsuz eleştirilere hatta hakarete varan tepkilerle karşılaşacaklarından korktular. gerçekleri yüksek sesle söyleyenlerin sesi kısılmaya çalışıldı. g.r stephenson'ın "maymun-muz-korku-sistemi" deneyindeki durumun aynısı. bu davranış biçimi bana her zaman mide bulandırıcı gelmiştir.

içinde görüş ayrılıklarına pek yer olmayan muhalefetin oldukça azınlıkta olduğu itü sözlük doğal olarak huzurdan sıkıldı. yeni aykırı tipler de gelmeyince biri birilerine sarmaya başladı. çok tepki gördüğü için sözlüğü bırakıp giden yazarlar tekrar gelip affetmeden trollemeye başladı. "sikerler itüsünü de sözlüğünü de" diyerek altını üstüne getirdiler nefretlerini kustular. aralarından bazıları da çok eğlendiler. joker kahkalarıyla yarattıkları kaosa güldüler. yer yer benim de yaptığım bir şey bu. siz de deneyin çok zevkli.

korkmak… insanlardan tepki görmekten korkmak. hele de bu korku sanal bir platformda meydana geliyorsa aşırı ezikçe geliyor bana. bu durum aynı zamanda ikiyüzlülükle eş değer bir durum. sırf dışlanmamak için farklı düşünsen de aynı düşünüyormuş gibi davranmak. omurgasızlık bu. her devrin adamı olmak gibi bir şey.

bir de aldığı artıları ödül, eksileri ceza olarak gören bunu çok önemseyen yazarlar var. hem de oldukça fazla. anlamlandıramadığım bir olay. neyse o ayrı konu.

aranızda saygı duyduğum keyifle okuduğum yazarlar var. iyi ki de varlar.

yazılarımı az çok okuyanlar bilir. bazen şöyle yazarım "sizleri hem çok seviyor hem de sizlerden tiksiniyorum" diye. işte yazının başından sonuna kadar bahsettiğim sebeplerden dolayı diyorum bunu hep. söylediğimin hala da arkasındayım. ben dürtmeyi severim, acayip keyif alırım. tarzım bu. bunu yapmaya da devam edeceğim. piçlik olsun diye mi ? bilmem bazen. ve son olarak;

sizleri hem çok seviyor (ciddili dedim bak bunu) hem de sizlerden tiksiniyorum.