instela yazarlarından şiirler

2 /
camel camel
yastığının altına
takma dişlerini koyarak
uyuyordu son zamanlarında
diş perisi gelir de
hediyesini getirir diye

gele gele
ölüm perisi geldi;
öleceği varmış,
ölüverdi.
cellman cellman
bimar oldum çehrene, zülfiyle örtesin.
tek taşa kalan bensem, sen okeye dönesin.
- aşık selman

not: demin sıçtı bu beden şu latif mısraları, paylaşmakta gecikmedi zat-ı şahaneleri.
(bkz: öeeh)
lambayapüfdeüfdemepüfde lambayapüfdeüfdemepüfde
vazo kirilirsa faydasiz
bozuldu artık vazonun şeffaflığı, gömüldü içine
ki ben tuz buz oldum bir de ben hayallerimde
faydasızdır artık kime ne anlatsan faydasız
o haklıydı, vazo kırılırsa her şey son bulur, faydasız

bozdun bütün sihri yalnız sen bozdun, ağlama sakın
küfür ederim bütün yaşadıklarına ve sana, hayatına
faydasızdır artık kime ne anlatsan faydasız
o haklıydı, vazo kırılırsa her şey son bulur, faydasız

boğulmak, nefes almak güzeldi göz kapaklarında
kurşun gözlerini açarken arasında coşkudan ezilmek
faydasızdır artık kime ne anlatsan faydasız
o haklıydı, vazo kırılırsa her şey son bulur, faydasız

buralarda kalmak artık gerçekten faydasız, bilemezsin
kalmak, kalmak ve serserice ölmek, sensiz ölmek
faydasızdır artık kime ne anlatsan faydasız
o haklıydı, vazo kırılırsa her şey son bulur, faydasız
baharda geldim baharda geldim
aşkın ölümü yok

uçurumun kenarında yaşam,
yanında zaman.
akrep mi yelkovanı kovalayan
toprak kayarken ayaklarımın altından,
geriye kalan hatıran..
berkcel berkcel
eğer kulpundan tutarsan fincanı
ona kulp denirse tabi
elini yakmazmış öyle dediler
içindeki neyse, sıcakmış, ısıtırmış ama
kulpa işlemezmiş bu
kulp nasıl bir şeyse
ismi de ilginç zaten
kulp
kulp
birkaç kez söyleyince
anlamsızlaşıyor
kulp
kulp
gulp
ğulp
çirkinleşiyor
yandan bakınca fincana
kulaklarına benziyor
berkcel berkcel
duygusuz değilim ben
ben bir taş ustasıyım
son eserim ise kalbim
yerini aldı duygularımın

duygusuz sanmayın beni
ben bir taş ustasıyım
en güzel tecrübemdir
en büyük pişmanlığım
camel camel
az sonra yine
okuyacağım mektubunu
gözlerim kaplumbağa
kalbim tavşan
olacak;
hangisi kazansa
diğeri ağlayacak.
freyjaa freyjaa
en büyük düşmanım, en büyük hayranım..

ilahilerin öldürücü ihtişamı gibiydi bana olan hayranlığı
çoğu zaman tek kelime etmeden saatlerce izlerdi
orda öylece,
tek başına
ve yapayalnız…

yalnızlığı için hep beni suçlardı.
saplantılı hayranlığı arkasında ki nefret
zihnin karmaşası arasından, aynalar aracılığıyla yansıtılırdı.

gündüzler daha kolay geçerdi onun için.
geceleri olmayan kısmında,
terazinin dengesinin tanrı tarafından kurallandırılmış yarısında koşardı.

geceleri ise diğer tarafa geçerdi
tanrı’nın bu kısmı umursadığını düşünmezdi
tanrınınkine zıt bir denge yaratırdı.
bu sefer kurallar kendi tarafından konulmuştu

önce müziğimi koyardı eski radyosuna
en asil maskesini takıp,
sevişirdi benimle saatlerce.
sonra ise dengenin içindeki dengesizliğin, ritüelleşmesinden dolayı dengelenmiş bölüme geçerdi.
en keskin bıçağını alır,
gövdemle kafamın birleştiği noktalarda saatlerce gezdirirdi.
acelesi hiç olmadı.
kimse onu kovalamazdı.
kendi tarafından yapılması zorunlu kılınmış ayinde, yalnız kendiyle kalırdı.
bazen beni bile unuturdu
var olduğumu,
gerçekte var olduğumu, hafızasından silerdi.

şiirler yazardı
her mısraya benle başlar, her soneyi benle bitirirdi.
kimi zaman beni, özenle seçilmiş kelimelerle yüceltirken
kimi zamanda en ucuz harflerle karalardı.

istekleri vardı.
bazen kendi söylerdi.
bazen ise söyleyemez, dile getirmiş olma düşüncesinden utanırdı.

günahlarından zevk alırdı.
yaptıklarından pişmanlık duyardı.

kimsenin erişemeyeceği bir yerde yalnızken,
insanlara dokunmayı severdi.
sonra ise elini tekrar geri çekmeyi
ve sonra tekrar dokunmayı…
en çokta bana dokundu.
insan olduğumu hatırladığı zamanlar…
ve yine en çok benden çekerdi elini.
unuturdu
unutmak isterdi
beni, onu, ve kalanları..

küçüktü elleri
görmek istemezdi
inanmazdı
inanmadığına inandırılamazdı.

onu hiçbir zaman durduramadım
tanrısal sevgisine de, insani nefretine de engel olmadım
hep iki zıt uç olmak istedi.
hep iki zıt uç oldu.

20 sene önce tanıştım onunla
en büyük hayranım, en büyük düşmanımla…
freyjaa freyjaa
freyja gezegeni

bir şarkı
beni hiç gitmediğim yerlere götürüyor
hem de her seferinde yapıyor bunu
ilk değil, son değil

artık bu semtten taşınmak istemiyorum.
bu şehirden de,
bu ülkeden de…

fark ettim yine
en başından beri farklı bir gezegende yaşıyormuşum
dünya diyerek yaşadığım zeminde
katmanlar katmışım üstüme.

kandırma olabilir mi inceden inceye?
sanmıyorum diyerek dile getirmeliyim
sananlardan gelmediğimi
açıkça oynuyorum bak ben yine
orta oyun misali
herkesin gözü önünde

içimde bir şey var benim
olabildiğince çocukça
ya da ikinci bir tanrı yarattım inandığımdan sonra…
senden ve senlerden farklı
benle ise aynı

görmüyor musun?
başka bir yerden geliyorum ben

oceania çalıyor yine arkamda
yaşayabildiğimce nefes alıyorum
adını freyja koyduğum gezegende
sorma yerini
haritada yok yeri
söylemem de zaten sana
ve senle kalanlara

kalsın avuçlarımın içinde yaptığım büyü
benle başlayan hayalim
benle bitsin
çalmasınlar benden
bozmasınlar büyümü.

görmüyor musunuz?
başka bir yerden geliyorum ben
çalmayın onu benden
bozmayın büyümü..
elron elron
giderken en çok beni götürmüştün aslında
beni, ve beynimi ..
benliğim senindi,
sensizlik benim ..
ben daha çok acı çektim belki de
çünkü,
sen bensizdin sadece;
ben hem sensiz,
hem de bensizdim ..
çünkü giderken beni de götürmüştün
farkında olmadan
bensiz değildin aslında ..
biliyorum,
bana kalbini vermiştin
ama
sadece borç olarak ..
ikinci el aşklar yaşıyorsun şimdi ..
bense,
borcumu ödüyorum,
kendimi arıyorum kalan kısmında beynimin.
kalbim ?
ne işe yarar ki kalp dediğin ?
o durana kadar yasayacağım işte ..
ve o çalıştığı sürece
her gün,
her gün;
bir daha öleceğim !..
şiirbaz şiirbaz
kulağını tıkadığın gerçeklikler..
iğrenç bir şizofrenlik belirtisi..
gözlerinin ulaşamadığı ayrılıklar..
sensiz, daha mutlu,
daha güzel, daha sakin sevgililer..
aynanın ardından sana gülen,
hayallerine çıkıp alay eden
diğer yanın..
sözsüz, ritimsiz bir senfoni; hayatın...
zinkafnun zinkafnun
suçlamadım; savundunuz.
saklanmamıştım; güya buldunuz.
sığınmadım ki; kimi koruyordunuz?

susuyorum; nasılsa dinlemiyorsunuz.
2 /