instela yazarlarından şiirler

261 /
çevreyolu çevreyolu
yanık bir bahar ömrümüzden geçen. çınlıyor kulaklarımı raydan çıkan bir tren misali. süreğen bir sel çöküyor umutlarımıza. çöken sel değil, zaman mekan ve kuyruklu bir yalan. yalandan kim ölmüş? hayallerimiz var.güneşin açtığı oyuklara sığmıyor hırpalanan, pörsümüş bedenlerimiz. yerimiz dar. yerimiz var. ve düşlerimiz yenidoğan gibi havadar. yerin üstünde, gecenin önünde, yorgun fabrikalarda, sabahın sesinde bir ekmeğe tamah eden çark seslerinde pasparlak bir hazine var...
huxoo huxoo
hiçliğin serzenişleri.

gözlerim kapalı sebepsiz.
açmak için onlarca teori onlarca neden.
fakat beynim acımasız.
aslında biraz mazoşist.
dalkavuk ve dengesiz.
bir amaç uğruna her şeyi yapar.
hedefi olmadığında hiç olduğunu bildiğinden.
varoluşsal sıkıntılar beynimi yiyip bitirsede.
var olmanın hayatında bir hedef olduğunu,
düşündüğünden dayanır hayata.
kalitesiz mizah sever, kalitenin ne olduğunu bilmediğinden.
belki de çok kalitesiz hayat gördüğünden.
belki de kaliteyi beyninde somutlaştıramadığından.
yıllar sonra şüphe duymaya başlar.
her şeyden, kendinden bile.
kronik şüpheci olur çıkar.
şüpheleri hedeflerini umuda dönüştürür.
umutta kırılgandır.
aynı bir mahkumun idam yerine giderken,
beslediği umut gibidir.
mahkum ölünce umutta kaybolur.
bende kaybolurum.
süreyyanınysi süreyyanınysi
eski de kaldı derler eski
kalmaz
bu da bitti derler
bitmez
her biri tamda olduğu yerde durur
sırf bir çıkarım yapasınız diye başka bir zamanda
sırf bir anlaşmazlığı anlayasınız diye sırasını bekler
sadece sahip çıkanlar bilir yaşadığı her anıya her acıya
sadece sahibi olanlar bilir
her bir temasın insan doğasına verdiği
katma değeri
çevreyolu çevreyolu
kırılmış günaydın sesleri geliyor uzaklardan. adına geçmişdenilen atadan ince örülmüş sesimiz var. yaşamımız ise hiç olmadığı kadaraşikar.  yüzbinlerce kilometre karenindamarlarına  göz koyan kulelerde korkuvar.  bir tutam özgürlük için meydanları kırmızıya boyayan ecdadımızın gözü var.
çevreyolu çevreyolu
şehir kenarlarında lüks villalar satıyor boyalı kutularkendilerini  forkliftlerde kaybetmişyoksullara. unutuluyor her şey. unutuluyor derde deva. anut bir güneş yakıyor asfaltları.kayıtsızlar birden farkına varıyor çaresizliğin. çaresizlik ise göynüyor çiymisali üzerimize. ay ise bütün kulaklarını açmış dinliyor. sevi boyluyorüzerini sakinliğini kaybetmeden. sadece insana değil,doğanın her unsurunaduyulan sevgi. bakın bir ses geliyor. "dinle sancho, karanlıktan bir sesgeliyor. demek ki ilerliyoruz!" demişti don kişot. hatırlıyoruz, inancını vearada kalmışları. ve orda, uzaklarda, wang lungdan olmoya uzanan diyalektikbir köprü var. yapılması değil, yeniden kurulması gerek. şeytanca değil,yaraşırca..
leo basgan leo basgan
param yokken bile seven
odur bize sevgiyi ogreten
lule lule saclarini suzerken
istanbul bogazindan gecen
ah sensin o iste polia...

(bkz: polia )
nasim dikmen run, yakindan e postalar, 2023
5
gayfe gayfe
işsiz kalınca devlet evimi faturamı öder
odaları kiralarım eurolar her türlü geler
yatsam da aç kalmam devlet ihya eder
alman olmak iatiyorum

14 mde milli olurum
sevgilimle ayrı evde otururum
tatillerde osururum
alman olmak istiyorum

evimiz arabamız
iki anahtarımız
anjela merkel anamız
alman olmak istiyorum

yarı zamanlı çalışırım
kalan zamanda kömüşürüm
sarışınlarla öpüşürüm
alman olmak istiyorum

afrikalısı var arnavutu var
sokalar mültecilere dar
gelince valla çalışcam beni de al
alman olmak istiyorum

ben kapitalizmin kölesiyim
az yerim çok üretirim
senin ülkene de hizmet ederim
alman olmak istiyorum

merkelim ebem sikildi kurtar beni
çok çalışırım valla etmem seni deli
vergimi de öderim düzenli
alman olmak istiyorum


çalıştım gece gündüz ingilizce
almancam a2 seviye
verin gari bana vize
alman olmak istiyorum

ne güzeldir ingilizlik şiiri kadar olmasa da,dile geldim vallahi.


ucunu da yakıp, parfüm sıkıp merkel ime göndercem.çocuk yaparsam kız olana anjela erkek olana merkel koycam.
al bashino al bashino
hazırlan, geliyorum!
süslen püslen,
allar pullar sürün..
önce içeceğiz;
bir yudum rakıdan,
bir yudum lal dudaktan!
sonra oynayacağız;
bir sen kalkacaksın ankara miskete
bir ben kalkacağım sarı zeybeğe!
sözler susunca gülüm
gözler yorulunca,
sadede geleceğiz..
yatağı da hazır tut,
sevişeceğiz!..
man man
the darkness will fade away
deep thoughts will be flushed away
it'll be your life's get away,
it'll be all the newborns' way.

the moon will shine again,
it'll be thought as the stars' gain
finally the words will couse a pain
it'll be the starting of a piece of strain

he's the man walking nowhere
he needs a ride with the blazed mare
he knows the truth you won't dare
beyond all these, he doens't even care.

the man.
volkans volkans
ver elini haydarpaşa demişiz,
vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
hava hafiften soğuk,
deniz katran ve balık kokulu
köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
saçların dağınıktır, mahmursundur.
kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni,
ki, daha sisler kalkmamıştır haliç'ten.
fabrika düdükleri ötmededir.
aşmış adamı aşan adam aşmış adamı aşan adam
düşlerimdeki yaratılış evreleri l

yolları okudum kıyına sürdü beni
çarıklarım alev alırken vardım dineliyorum
tüm adalelerim kabul etmişliğin sabahında gevşemiş
anlamıyorsun anlamıyor
benim puşkin'im tüm senaryolarda düelloda düşer
ve tolstoy'um her sonunda beş kapiksiz ve zatürre
zaman tüm o vahşi iştahıyla gölgemi yiyip tüketiyor
heyhat senin kuytuna anbean yeni dehlizler katan aynı zaman
kumsalının üzerine köpükten yorgan serer gibi sakin gelme öyle üzerime
sakın
direnmeyeceğim en büyük dalgalarınla döv beni

yıldızları okudum açıklarına vurdu beni
tüm yüküm çıplaklığımdan ibaret
bir de anlamsız savaşların zaferlerinde tırnak aralarıma saklanmış ganimetler
anlamıyorsun anlamıyor
benim sokrates'ım her hükmünde baldıran içer
galileo'm tek ihanetinden alır yüzünü döner sessizce aydınlığa
evrendir göz ucumda bir yerde belli belirsiz yıldızlarını yutarak yanıp sönen
aynı evren ki parmak uçları seni hipnotize eden bir maeströ iken
bir genç kılıçbalığını soğurur gibi oyun oynama benimle
sakın
çektim nefesimi tut çıplaklığımdan çek dibine haydi al içine en derinine

mevsimleri okudum, soğuğuna sürdü beni
kangren ayak uçlarımdan kıvrılarak göğsüme yükselirken soyunuyorum
kılcallarıma kadar razıyım buzuluna gömülmeye
anlamıyorsun anlamıyor
benim spartaküs'üm tüm ölümlerine rağmen dünyanın bütün zincirlerine baş kaldırır
hülâgü'm her fethinde bir kelam arda bırakmadan dicle'de boğar zulmün ipekten ejderhalarını
özüne ayaz çalınmamış bir hücre bırakmadan
sakın
n'olur
korkma vur tenime ürpert en deli poyrazınla üşüt beni

ve karanlığını çağıracağım
izlerini
ve öfkeni
geleceği

5 ekim 2020 pazartesi. eğirdir.
261 /