instela yazarlarından şiirler

3 /
şiirbaz şiirbaz
bir sıkıntı çoğalıyor içimde
seni sezdiğim yerin hemen üstünde
karanlık bir deniz ve bozkırlar
yokluk bir deniz ve varoluşlar
suskun gökler gibi şen ve berrak
ama gözlerin sessizliğin içinde
karanlık gelgitler yorgun akşamlar
hiç gündüzü yok mu bu şehrin
sorgular muhalif kırık camlar
kum taneleriyle oynayan çocuk
ve gözlerin bir inci tanesi
rastgele bulunur o kumsalda
rastgele kaptan, sonsuzdur aramak
dişleri koparılmış bir yırtıcıdır
hevesim ve kimsesizim nicedir
feri sönmüş yanaştığım limanlar
tuttuğumu koparırdım ellerimde kan izi
tutuldum koparıldım bu yokluk denizi
evcil bir fırtınaydım doldum işte
boşluğu kalmadı kainatın, ve tutkular
bir yersiz rüyanın peşinde olanlar
oldukları yoktu ya, hepsi de
bir sırrın aynadan dökülüşüne benzer
farkına varılmayan yalanlar, dolanlar
sonsuz, sussuz bir kasırgaya öykünen
aşk tâlibi hep yanlış yolun başında
hep aynı yolun sonunda, hiçbiri
aynı değil diye umarken, kananlar
için mola yerinde bir saatlik ikramdır
sulananlar, yoklananlar, kapananlar...
sıkıntıya varmadan yorulsun hissim diye
çoğalmadan dursun diye karanlıklar
suskunum, seni sezmekten suskun
ve sen, bir yalandan daha güzel
daha güzel, gözlerinde çoğalanlar
kırılanlar, satılanlar, sürgüne yollananlar
ve hiçbir şey unutulmasın diye
yazılanlar, bozulanlar, saklananlar...
yoktan bir deniz, ve kumsal, ve rüzgar
dizelere tozu sinmiş kayboluşlar
unutmuşum bir hissin etrafında, böylece
dolaşmayı ve korkuluklar
almış götürmüş kargaları bahçemden, ki
karanlıklar olmadan yazamam ben
ve kargalar yoksa çözülmez sırrı yazarın
içinden çıkılmaz şatolar, ertelenmiş davalar
kimseye anlatılmaz diye susuyorum işte
ve kimseye emanet edilmez
ayrılığın gökten düşürdüğü eşyalar...
theseus descoteaux theseus descoteaux
sevgilerim içimdeki dumandan farksız,
biraz mutluluk, biraz eğlence. ya sonra?
sonrası muamma, ben miyim bu?
mutluluğun resmi halbuki, duru sevgi.
anlar geçmiyor ben eskirken sizlerden uzakta.
kırmızı bende, mavi çok uzak. mor ne yönde?
erky erky
deliler

kendileri delirmezler, delirtilirler
ki, deli olduklarını bile bilmezler
kendileri çalıp kendileri oynarlar, deliler
çalmamaktan, oynamamaktan iyidir derler
bağırırlar, çağırırlar, parçalarlar bazen
delirmeyenlerse bi köşede durup “delisin” derler
düşünmezler pek ama yapar da deliler
durana da sataşıp, delirtirler
evi barkı yoktur delilerin, mekân bilmezler
mekânları tüm dünyadır, fark edilmezler
kimi zaman isterler, kimi zaman istemezler
kendi doğruları vardır, vazgeçmezler
kendileri çalıp kendileri oynarlar, deliler
her biri bir notadır, kimseye söylemezler
deliler deliremeyenlerden iyidir derler
varsın olsun, delirmeyenler “delisin” desinler.
lorenzen lorenzen
sözlükteki am, göt, meme, sik başlıklarına ithafen yazılmıştır.

seviyorum lan sizi
sevdiklerimi sikerim bilirsin
işte bu yüzden
sikiyorum lan sizi

sikiyorum lan sizi
siktiklerimi severim bilirsin
işte bu yüzden
seviyorum lan sizi
neversaynever neversaynever
deniz ve mavi

deniz mavi , gök mavi
mamak ‘ da bir akşam rüzgarı mavi mavi esiyor
fırından yeni çıkmış ekmekler
sıcacık;mavi kokuyor
gün aydınlanıyor
çocukların okula gitme vakti
hırkalarında mavi boncuk
nazar değmesin diye
şehrin göbeğinde bir kütüphane
bazıları kara kaplı gibi duruyor ama;kitaplar aslında mavi
şiirler de kitaplar gibi
nazım hikmet’in bir şiiri
içindeki devin gözleri mavi
günler mavi mavi geçiyor
geçmiş mavi.bugün mavi,gelecek mavi
çocuklar büyüyor , çıkarıyorlar nazar boncuklarını
artık boncukları değil kendileri mavi
duyguları,düşünceleri,beklentileri
umut mavi !
etmesini bilen için kavga mavi
geçmiş mavi,bugün mavi,gelecek mavi
deniz mavisi
seneler,mevsimler,aylar
şubat-mayıs , kış-bahar
hepsi mavi
mayıs mavi ! deniz gibi
mavi mahallelerde ip atlayan kızlar var
eteklerinin ucu,tokaları…
her yer,herkes,her şey…
deniz mavisi
ama ne yazık ki yalanlar da mavi
hatta o kadar mavi ki;gerçek sanmışız
yanılmışız,aldanmışız
mesela kitaplar,kara kaplı gibi duranlar
gerçekten de kara kaplıymış
mavi gözlü dev öleli çok olmuş
geçmiş kayıp,bugün yok,gelecek karanlıkmış
meğer ipin üstünden atlanmazmış
ipe salıncak bağlanmazmış
insan bağlanır,insan sallandırılırmış
bahar da mavi değilmiş,mayıs ’da
umut da , kavga da
gök bile kararmış sonunda
bir tek deniz maviymiş
hem de ne mavi
ama karanlık rahat bırakmamış onu
almış kara kaplı kitapları,yağlı ipleri yanına
öldürüvermiş gencecik,masmavi denizi
karanlık bir baharın,karanlık mayısının,kapkara gecesinde
şehit düşmüş mavi
hem de ne mavi…
deniz mavisi !
beelzebub beelzebub
hala unutulmuyorsun.
deniz, güneş seni unutmaya yetmiyor.
nazım üstüme üstüme geliyor.
beni yalnız bırakmıyor.
her şiiri, her satırı, her kelimesi özleme ve hasrete dair.
onun hasreti, özlemi malum kişiye...
ya benim?
kime?
sen de gülüyorsun değil mi benim gibi?
sen de inanmıyorsun sonunda soru işareti olan hiçbirşeye
sen de kandırıyormusun benim gibi kendini?
sen de gülüyor musun?
beelzebub beelzebub
ellerim üşür yokluğunda, kışın ortasında alıp okyanusa sokar gibi soğuk.ellerim üşür, aklıma her vurduğunda.boğazım düğümlenir aklıma her gelginde, yutkunmak herzamankinden daha zor, boğulmak korkusuyla.aşk, nasıl bir şeymiş değil mi? küçük bir çocugu kucaklayıp havaya attığında boşlukta yüzünde görebildiğin heyecan gibi, bir daha der gibi...farkına bile varmazsın bitmeye hızla düştüğünün.

düştük.
düşerken hiç düşünmedik.iyi de yaptık.
şimdi bir daha der gibi farklı kucakları bekliyoruz.
belki elleri daha büyük , belki daha yükseğe ulaştıracak birini
sadece o anı daha fazla yaşamak için.

(bkz: ellerim üşür)
cingoz1137 cingoz1137
çok şey geçti üstünden,
seni beklerken,aşık oldum yeniden,
geçerken sevgi telinden,
o vardı arkamda beni bekleyen,
arkama baktığımda ,
dönmüştüm ona yeniden...
yaşlı çocuk yaşlı çocuk
ben yazsam şimdi sana,
en harbi mısraları döktürsem,
ağlatsam okuyanları...

herkes ağlasa da güzel kız,
bi senin tüylerin dikelmese..

neye yarar döksem buraya destanları
neye yarar aşsam dağları?
sen keyfine bakarken neye yarar?
3 /