instela yazarlarının itirafları

lavandula lavandula
yeni yaşımın mottosunu boşvermişlik ve salıvermişlik olarak belirledim.
çünkü bu kontrol manyaklığı, her şeye gücümün yeteceği, düzeleceği, üstesinden geleceğim falan yok.
bi kere de böyle deniyorum hadi bakalım.
melcee melcee
60 yaşına gelsem de annesiyle oynaşan çocuk gördükçe içim sızlayacak. daima özlemeye devam edeceğim. üzümlü kekim..
saiyajin saiyajin
benim dahil olmadığım ortamda eğlenilince ya da yakınlarda kahkaha atılınca mutsuzluk bastırıyor birden. yaptığım yanlış seçimler aklıma geliyor
gamlı baykuş gamlı baykuş
benim karşısına çıkınca af dileyebileceğim; beni tüm hatalarımdan, günahlarımdan ve vicdan yüklerimden kurtaracak bir tanrım yok.

ben o yüzden, tam da bu hayatta dosdoğru olmak zorundayım. ben o yüzden yaşadığım şu hayatta mutmain olmak zorundayım. ben o yüzden omuzuma vicdan yükü yüklemeden herkese karşı hakkaniyetli olmak zorundayım.

becerebiliyor muyum bilmiyorum ama deniyorum, sürekli çabalıyorum ve sürekli kendimin daha iyi versiyonu olmak için tırmalıyorum.
2
gamlı baykuş gamlı baykuş
bazen sapık gibi kendi girilerimi okuyorum.

of be diyorum, ne güzel yazmışım. dile hakimiyet desen on numara, anlatım desen akıcı, olay desen heyecanlı, bilgi desen derya deniz… öyle kapılıp gidiyorum, bir sürü şey hatırlıyorum, bir sürü şey öğreniyorum. okuyup sevdiğim ve kopyala yapıştır olmadan kitaplardan satır satır yazdığım şeyleri görüyorum; amma özverilisin ha gamlı baykuş deyip yanaklarımı sıkıyorum.

sonra devam ediyorum okumaya; e sen baya baya eğlenceli de bi kızsın diyorum, daha çok seviyorum kendimi. devam ediyorum yine; ayy senin kıymetini de hiç bilememişler, hep üzmüşler seni diyorum; içleniyorum halime.

ama bakıyorum tüm iniş çıkışlarda bir zerafet, bir nezaket görüyorum ve hepsine eklediğim kültüre, sarkastik tavra hayran oluyorum.
sonra da diyorum ki; öf be gamlı baykuş, sen sana layık birini nasıl bulasın ki, yalnızlık senin kaderin aaaddffgghhhjk

not: sözlükte de değerimin yeterince anlaşılamadığını düşünüyorum ama olsun, ben gamlı baykuşun değerini bilip her gün yazılarını okuyorum assdffgghhjj
4
gamlı baykuş gamlı baykuş
hayatımda ilk defa birinin başarısızlığından ve aptallığından keyif alıyorum. aşırının aşırısı hırssız(!) bir insan olduğum için yeni tanıştığım bir duygu bu; bir yandan rahatsız edici ama bir yandan da çok haklı bir duygu.

benim her şeyimi ezberlemeye, gözetlemeye ve kopyalamaya çalışan; koyu harfle yazdığımı parantez içerisinde yazdığında bunun kendi keşfi olduğunu sanan; kullandığım noktalı virgülü başka yere koyunca durumu kotardığına inanan ama tüm bu taklitçiliğe, öykünmeye ve tüm bu gizli hayranlığa rağmen bana kötülük yapmaya çalışan bir sefilin başarısızlığı beni nasıl sevindirmesin ki?

ha içimde böylesi bir duygunun olması kötü ve yıpratıcı belki, ama o habis ruhların karanlığının yanında benim içimin dışımın çiçek bahçesi olduğunu da söylemeden edemeyeceğim.

yine canım kendim temalı zamanlar yaşıyorum. hak edenlerin hak ettiklerini ucundan kıyısından da olsa yaşaması mükemmel, tam anlamıyla layıklarını buldukları günleri de göreceğim; güzel zamanlar çok yakın.
4
anabacı vokke anabacı vokke
arada depresif olduğumda serserilerle lümpenlerin arasına kaçtığım doğrudur. en azından sana tepeden bakmıyorlar. derdini anlamaıyorlar, zerre hissetmiyorlar ama sana tepeden bakmıyorlar amına koyim. hatta ve hatta... memin topu gibi heriflerin çaktırmasalar da bir gün senin cidden kafanı bozmaktan korktuklarını da biliyorsun. o da huzur veriyor adama...
anabacı vokke anabacı vokke
okulumuza sadece 1 seneliğine gelen bir hoş sedaydı. önce sadece birbirimizi görüyorduk, sonra ufak ufak muhabbetler derken önce arkadaş sonra aşık olduk. iyi arkadaşlarımdan doktor, benim karmaşık bir doğam olduğunu söyler kendine has tıpçı jargonuyla... herkes seni anlayamaz, sen de herkesle olamazsın derdi. sürekli bir çöpçatanlık faaliyeti içerisinde benim karmaşık doğama nüfuz edebildiğini düşündüğü hatunları aklıma sokmaya çalışıp dururdu. hatta öyle bir imkanı varsa aramızı yapmaya çalışırdı. o zamanlar doktor yoktu lakin benim karmaşık, her an değişen ruh halim gene baki. sadece 2 ay beraber olduk, onun öncesinde 3-4 ay sadece bakışmışızdır. aradaki aylarda ufak tefek diyaloglarla başlayıp sonra giderek artan sohbetler ve arkadaşlık... ama benim karmaşık doğamı en kısa zamanda sen çözdün ya... kimse beni senin kadar kısa sürede tanıyıp, anlayamadı. hakkında sadece çok zengin olduğunu bildiğim ve hiç hoşlanmadığın bir baban vardı. sicilyalı eski seviglinden tut, amerika'ya, dağcılığa, astrolojiye yüzlerce şey anlattın bana heyecanla... ben sadece dinledim. ama aileni neredeyse hiç anlatmadın. sadece nirkaç kere babandan bahsettin, sevgisizce... o kadar. aklımda hep acaba abuzer uğurlu mu diye bir şüphe vardı. ama ben bunu sana soramadım, çekindim... ama onun kızı olsan ne çıkardı, sevmiştim seni işte.
bol şekerli kahve bol şekerli kahve
kişilerin sebep oldukları sıkıntı bedenimin alarm vermesine neden oluyor. eskiden nadir de olsa çok üzülünce kollarım birkaç gün ağrırdı. şimdi ellerim titriyor... insan bu sınıra geldiyse, artık biraz dur dediği için kötü biri olmamalı.