instela yazarlarının itirafları

arabada besk evde on besk arabada besk evde on besk
meydan insanıyım. şu an berlin mitte bilemedin istanbul taksim civarlarında olmak istiyorum. böyle sabaha karşı bir fırına girip, peynir ekmek yapmak. taksim bizim tanıdığımız taksim olmaktan çıktı. hayaller gezi hayatlar mitte olacak sanırım. ve boğaz'ın silüetinin içine öyle bir sıçtılar ki melike demirağ gibi "şimdi istanbul'da olmak vardı anasını satayım" da diyemeyeceğiz. hem ne o öyle "anasını satayım" eril eril, ağzına mor süpürgeyle vururum.
müddeiumumi müddeiumumi
sabah uyanıp mahallede 45 dakika yürüyorum, daha sonra eve gelip 25 dk burpees, 4x30 hell touch yapıyorum. daha sonra duş, kahvaltı, kitap okuma, netflix derken saat 14:00 oluyor en geç.
sonrası kısır döngü. arkadaşlarıma sardım, görüntülü arıyorum milleti. saat 17-18 olmuş.
önceden günler 7-8 saatti şimdi 96 saat sanki.

kısaca gönülsüz taylar gibi günler, geçmiyor.
kindovav kindovav
taylor swift blank space dinleyip oturduğum yerde dans ediyorum şuan iş yerinde. döngüye aldım, beynim posaya döndü. iyice daraldım, hiç ama hiç iş yok.
defender2005 defender2005
2018 yılının ekim ayında, central parkta yürürken hayatımı değiştirmeye karar verdim. ilk önce hayatımı karartan, sürekli ve nedensiz kavga çikaran, kavga sırasında kendine zarar veren ve bunu benim yaptığımı iddaa eden pisikopat kız arkadaşımı evimden attım. sonra diyete ve düzenli spora başladım 20kg verdim. pasif agresif patromunun hayatımı zindan ettiği işimden istifa ettim. 2019 kışı en ağır şekilde amerikayı donduruken (new york - 20 dereceyi gürdü ) ben dominik cumhuriyetinde yazı yaşadım. geri döner dönmez, yüzde 30 daha yüksek maaş veren bir şirkette iyi bir müdürlük pozisyonunda iş buldum. ama benim değişim isteğim bunları yeterli görmedi. dünyanın öbür ucunda başka bir iş buldum. rusya'nın çin sınırındaki bu böglede buldugum iş için bir ay içinde new york'taki hayatımdan vaz geçmem ve önce münih'te birkaç ay çalışmam sonra da türkiye'da kısa bir tatil sonrası bu yeni şehre gitmem gerekiyordu. önce satabildiğim eşyalarımı sattım , satamadıklarımı attım, kira kontratımı 4 aylık ceza ile bitirdim ve hayatımı iki bavul ve bir sırt çantasına sığdırdım munih uçağına 3 saat kala arabamı galeriye sattım ve kendimi son dakikada yetiştiğim münih uçuşunda buldum. bunun 4 ay sonrasında ise rusya'da açtım gözümü.

bu süreçte hayattan lüks yaşam ile ilgili beklentilerim kademeli olarak azaldı. son 1 yılın 6 ayını 8-10 metrekare büyüklüğünde otel odaları veya ofislerde geçirdim. anladım ki yaşamak için çok büyük alanlara ihtiyacımız yokmuş. çeşit çeşit böceklerle tanıştım. sürekli çamur içinde kalan sokaklarda yürüdüm. duş almak için sarımtırak veya bazen siyah ve leş gibi kokan su kullanmak zorunda kaldım. musluktan temiz su akmasının önemini kavradım. normalde sokağa atsan insanların almaya tenezzül etmeyeceği meyve ve sebzeleri çok yüksek fiyatlara satın almak zorun kaldım. şehir adı verilen bu yerleşim noktasında, otel odalarında mutfak da olmayınca sadece iki lokanta yada pizzacı seçenekleri beslenmek zorunda kaldım ve çeşitin önemini kavradım. elimde kalak tek lüks arada seyehat etmek ve bu eski hayatı biraz deneyimlemekti... onu da covid19 elimden aldı. demek ki neymiş
(bkz: göt nasipten çıkmışsa uçkur kırk yerden koparmış)

edit : imla