instela yazarlarının itirafları

ucan tavus kusu ucan tavus kusu
yıl 2011 ergenliğin doruğundayım. 1 temmuzda büyük bir aptallık yaptım. büyüğüdüm varoş hayat tarzı ruhuma işlediği için sevgilime dedim ki 'seni üzersem canın ne kadar yanarsa bende kendi canımı o kadar acıtacağım.'
bir olay oldu ve kız üzüldü. ben naptım peki? gittim ve sağ omzuma kızın baş harfini jiletle çizdim.
9 sene geçti birkaç arkadaşım harici gören olmadı. ailem bilmiyor. büyük pişmanlık...
arabada besk evde on besk arabada besk evde on besk
slm, ben alman. korona sebebiyle mekan işletiyorsam sübvansiyon alıyorum. işe gidemiyorsam devletten maaş alıyorum. çocuk parası zaten alıyorum ve türkleri köpek gibi kıskanıyorum. biz sadece yan gelip yatıp, devletten aldığımız paralarla geviş getirirken onlar devletlerine para veriyor. adam gibi adam onlar...
die göttin der morgenröte die göttin der morgenröte
her çocuk gibi bizim de civcivlerimiz vardı. balkonda minnacık kümesimiz vardı. civcivlerin suyu azalmıştı. kocaman derin bir kaba su doldurdum. zavallı civcivlerin boyu yetmiyordu, uzanıp içmek için. ben de onları suyun içine attım. doya doya sularını içtiler. o gün kuzenim bizde kalmıştı. sabaha karşı civcivlerimiz öldü. karın kısmı ıslanınca ölüyorlarmış. zavallı hayvancıkları öldürdüm. daha kötüsü ev ahalisi kuzenim yaptı zannetti. ben de doğruyu söylemedim. üzerinden yıllar geçti, bu yaptığım hatayı unutamıyorum. kimseye de anlatamıyorum. nihat hoca ya sormak lazım, nr kadar günah işledim acaba.
arabada besk evde on besk arabada besk evde on besk
meydan insanıyım. şu an berlin mitte bilemedin istanbul taksim civarlarında olmak istiyorum. böyle sabaha karşı bir fırına girip, peynir ekmek yapmak. taksim bizim tanıdığımız taksim olmaktan çıktı. hayaller gezi hayatlar mitte olacak sanırım. ve boğaz'ın silüetinin içine öyle bir sıçtılar ki melike demirağ gibi "şimdi istanbul'da olmak vardı anasını satayım" da diyemeyeceğiz. hem ne o öyle "anasını satayım" eril eril, ağzına mor süpürgeyle vururum.